Ama inan sonludur aşk da, Kovalar sonunu kendi kendinin. Bana bir uçurum gerek şimdilerde, Yeterince dik ve derin. Bir çavlan istiyorum çünkü, Kırmak için kristalini hayatın ve şiirin.
Sayfa 99 - Kırmızı Kedi Yayınları
Ama inan sonludur aşk da, Kovalar sonunu kendi kendinin. Bana bir uçurum gerek şimdilerde, Yeterince dik ve derin. Bir çavlan istiyorum çünkü, Kırmak için kristalini hayatın ve şiirin.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Yataklar, bir yatan olmadıkça içlerinde hep bir hüzün verir insana. Ama onlar bu hüzün içinde gitgide daha çok birbirlerine sarılmak isteğini, gereksinmesini, bundan kaçınılmazlığı duyarlar. Yatakların yataklı hüzünlerin getirdiği yalnızlık kokusu, avunmak istemelerinin ateşini, doyuruculuğunu arttırır. Yatağı doldururlar. Yatağın karşısına düşen aynada, birbirlerinin bacaklarını, omuzlarını, göğüslerini, sıkı sıkı, istekle saran kollarını, utangaçlığı, bir orman uğultusunda, önüne durulmaz bir çavlan akıntısında, yitmiş birbirlerine borçlu gözlerini ister istemez, daha çok kaçamak isteklerle gördükçe, sevişmelerine, küçük küçük günahlar da katılırmışçasına, sarsılırlar, tadları artar, deniz gitgide unuttukları bir şey olur.
Alıntı
Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
Güzel anılar biriktirdim senden, Dudağıma solgun gülücükler getiren. Özenle sakladım belleğimde, Bir yığın oldu daha şimdiden. Nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın, Bir gün apansız gerçekleşiveren. Bir terazinin durgun pirinç kefesine Pat diye inince kara kiloluk, Nasıl kalkar havaya birdenbire Boş kalan zavallı kefe Nasıl titreşir terazi uzun süre, Denge sağlanıncaya kadar başka şeylerle. Anılarla bozdum o dengeyi ben önce, İkimiz için de yaptım bunu. Yaşadığımız günlerden biriktirdim sessizce, Bir kefede sana hiç sezdirmeden. Koyabilirsin kara kiloyu artık, Bak terazi nasıl kolay gelecek dengeye. Mutluydum ben yine de kendimce. Senin girdilerin, çıktılarım benim Doğrusu uygundu birbirine, Yanyana gelince bir resmi tamamlayan. Vazgeçilmezdi ellerin sonra, Yangınımdan yorgan, döşek kaçıran. Ama inan sonludur aşk da, Kovalar sonunu kendi kendinin.
Reklam
Reklam