Ruknettin’in Kalbi İçin Kehanetler
I rüknettin’in aynalarda ağladığı kadar var. bir mevsimin kıyısından tutarsan rüknettin kurak ovalara yağmurlar yağar, ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi, kalbin şiir olup vadilerini sular. senin de vadilerin vardır rüknettin! kehanetler kurarsın, yağmalarsın kendini kurtarıp o yangında ilk önce kalbini niyedir, aynalarda azalır sesin. II doktorum ben bu kalbimi sarınır örtünürüm kış gecelerinde o nu yakar ısınırım üşürsem helak olacağımdan korkarım. doktorum gayya kuyusuna inmek istemem bana bir ip uzat, yağmurlar istemem aynaları kırarım,suretimi istemem mevsimler dönedursun, bu dünyayı istemem yalnız Allah’ı anmak isterim ben Allah’ı isterim. III
Nisan yüzlü sevgilim. Ben bir çay bardağına sığınıyorum şimdilerde. Kahvede oturan yaşlı adamın filtresiz sigarasından yükselen dumana sığınıyorum. Caddenin kenarında bekleşen amelelerin, dirsekleri aşınmış berbat renkli ceketlerine mesela. Böylesi küçük, böylesi gözden uzak şeylere sığınıyorum anlayacağın. Savrulan hayatların, kimselerin görmediği küçük ayrıntılarına Gösterişsiz yaşam öykülerinin korunaklı yalnızlığına bırakıyorum kendimi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Diyarbakır
Bu akrepler payitahtı, gül şehridir, kahvehaneler şehridir Her adımda bir kahvehane... Ne kadar da çok! Yalnız bu kahveler başka şehirlerin kahvelerine benzemiyor. Bunlar başka türlü, çok şirin. Her kahvenin bir avlusu var. Çimen ekilmiş, güller donatılmış bir avlu. Avluda, güllerin yanında, havuzun başında dört karış yüksekliğinde masalar. İki karış yüksekliğinde, kürsü denilen, oturakları balıkçı ağı gibi iple örülmüş iskemleler... Karşılıklı oturulup kahve, çay içilir. Bazı kahveler çayı demlikle getiriyor. Bu kadar çok kahve! Kahveler tıklım tıklım dolu. Sebebini sordum, işsizlik, dediler.
Sayfa 10·Kitabı okuyor
Çay seni zamana ve insanlara karşı neden sorumlu kılsın...
Akşama kadar hiçbir iş yapmadan oturan tiplerden değildi. Çay sevmemesini çay içmemesini buna bağlardım ben. Çay senin zamana ve insanlara karşı sorumlu kılardı biriyle çay içiyorsan ona en az beş dakikanı ayırmak zorundaydın."
İletişim yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
1858, Londra, British Musum'da Marx'la Çay
Marx üzerinde silah taşımıyor, bodrumunda da saklamıyor. Herhangi bir birliğin başında değil ama fikirleri silah sayılıyor.
Sayfa 362·Kitabı okuyor