" Ama biz kristal bardaklarda çay ikram edebiliriz. Bu sayede insanlar çayı, çok beğenecekler ve kristal bardak almak isteyecekler.
Çünkü insanları en çok etkileyen şey güzelliktir. "
eski bir tül perdeydim
büyüdükçe
güneş soldururdu rengimi
.
zamanla
mutfak masasında unutulmuş
soğuk bir çay bardağına döndü kalbim
kederler birikti içinde
annem
akşam ezanıyla aynı saatte
seslenirdi çocukluğuma
koşardım
.
çocukluğumda
annemin kuruttuğu lavantalar gibi
kokardım
fakat babamın sesi
istasyondan yeni kalkan trenler gibi
geçerdi içimden
.
toz kalkardı yoldan
ben büyüdüm sanırdı dünya
.
oysa büyümek
gömleğin ilk düğmesini
yanlış iliklemekmiş
bir gün
3. Kolordu Kumandanı Esat Paşa anılarında şöyle bir olaydan söz ediyor:
Mustafa Kemal Bey esir aldığı bir İngiliz subayını bir ata bindirerek bana göndermişti. Karargâhıma geldiği zaman, benzi sapsarı ve tirtir titremekteydi. Attan indirilmesini ve iyi davranılarak konyak ve çay verilmesini söyledim.
Almanca bildiği için kendim sorgusunu yapmak istedim. Adı Paterson, rütbesi de teğmendi. Neden titrediğini sordum: "Beni öldüreceksiniz, onun için titriyorum. Öğrendiğimize göre Türkler esirlerini öldürüyorlar!" demesi üzerine kendisine: "Biz Türkler esirlerimizi hiçbir zaman öldürmemişizdir. Kendi askerimize nasıl davranırsak, esirlere de aynı davranışı esirgemeyiz. Bu bakımdan endişeniz olmasın, şimdi size yiyecek ve içecek versinler, sonra görüşürüz" dedim.
Hayat hep bir koşuşturmaca; zaman zaman heyecan veren, zaman zaman bezdiren usandıran... Bazen açık bir çay çok işe yarıyor. İstemsiz bir rahatlayış sağlarken belki de geride kalan her şeyin üzerine içiliyor. Uzun uzun cümleler kurmak gerekmiyor her zaman.