Bu akrepler payitahtı, gül şehridir, kahvehaneler şehridir Her adımda bir kahvehane... Ne kadar da çok! Yalnız bu kahveler başka şehirlerin kahvelerine benzemiyor. Bunlar başka türlü, çok şirin. Her kahvenin bir avlusu var. Çimen ekilmiş, güller donatılmış bir avlu. Avluda, güllerin yanında, havuzun başında dört karış yüksekliğinde masalar. İki karış yüksekliğinde, kürsü denilen, oturakları balıkçı ağı gibi iple örülmüş iskemleler... Karşılıklı oturulup kahve, çay içilir. Bazı kahveler çayı demlikle getiriyor. Bu kadar çok kahve! Kahveler tıklım tıklım dolu. Sebebini sordum, işsizlik, dediler.
Akşama kadar hiçbir iş yapmadan oturan tiplerden değildi. Çay sevmemesini çay içmemesini buna bağlardım ben. Çay senin zamana ve insanlara karşı sorumlu kılardı biriyle çay içiyorsan ona en az beş dakikanı ayırmak zorundaydın."