Diyarbakır
Bu akrepler payitahtı, gül şehridir, kahvehaneler şehridir Her adımda bir kahvehane... Ne kadar da çok! Yalnız bu kahveler başka şehirlerin kahvelerine benzemiyor. Bunlar başka türlü, çok şirin. Her kahvenin bir avlusu var. Çimen ekilmiş, güller donatılmış bir avlu. Avluda, güllerin yanında, havuzun başında dört karış yüksekliğinde masalar. İki karış yüksekliğinde, kürsü denilen, oturakları balıkçı ağı gibi iple örülmüş iskemleler... Karşılıklı oturulup kahve, çay içilir. Bazı kahveler çayı demlikle getiriyor. Bu kadar çok kahve! Kahveler tıklım tıklım dolu. Sebebini sordum, işsizlik, dediler.
Sayfa 10·Kitabı okuyor
Çay seni zamana ve insanlara karşı neden sorumlu kılsın...
Akşama kadar hiçbir iş yapmadan oturan tiplerden değildi. Çay sevmemesini çay içmemesini buna bağlardım ben. Çay senin zamana ve insanlara karşı sorumlu kılardı biriyle çay içiyorsan ona en az beş dakikanı ayırmak zorundaydın."
İletişim yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam
1858, Londra, British Musum'da Marx'la Çay
Marx üzerinde silah taşımıyor, bodrumunda da saklamıyor. Herhangi bir birliğin başında değil ama fikirleri silah sayılıyor.
Sayfa 362·Kitabı okuyor
Hiçbir şey olmazsa çay içeriz.
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam