Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
''Tanrı şahidimdir, madam, şu herifi gördüm şaşmadım. Kendisini önce zindancı iken tanımıştım, daha sonra da para uğrunda kiralık katil oldu ve nihayet cellat yamağı haline geldi. Şunları gördüm, eliyle, hiddetlerinden titreyen İspanyol subay ve erlerini gösteriyordu, yine şaşmadım. Askere benziyorlar, ama kılık kıyafet insanı asker yapmaz. Asker olsalardı, bir tek kişiyi yakalamak veya öldürmek için bini bir araya gelmezdi. Tuzağın hazırlanışını, cinayetin tasarlanışını gördüm... Yılanların, akreplerin, solucanların, çakalların bütün iğrenç hayvanların, sinsi sinsi ilerleyişlerini gördüm... Onlar da beni şaşırtmadı. Kendi kendime dedim ki, şu manzaranın tamamlanması için bir de sırtlan lazım. Sırtlan der demez de siz karşıma çıkıverdiniz! İnanın ki buna hayret etmedim, madam! Siz olmadan da böyle kanlı bir törenin yapılmasına imkan yoktu. İyi ki geldiniz!"
Cellat rolündeki insan, sefil bir hayvandır ama buna, kurban rolündeki insanın da genelde daha değerli bir şey olmadığını ekleme cesaretine sahip olmamız gerekir.
“Aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece
Her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece
Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğine”