gözleriyle cellat
kalın mavi camdan bir duvara çarptım hay allah / gözleriniz değil miymiş üç gün üç gece oturdum resmini yaptım bir de baktım paletimde mavi boya bitmiş çünkü ne yeşim mavisi ne kum mavisiymiş gizemli yanı dolu / hayli karışık bir iş neden sonra lacivert anaforlar saptadım arada pırıltılar leylak rengi meneviş böyle göz mü olurmuş galiba karıştırdım korkulu bir yolculuk bu / bir cehenneme iniş mavi ala dönüşüyor biraz da mor yakaladım ince bir yürek telaşı bir göğüs geçiriş hayranlık korkuyla sanki yer değiştirmiş bir ıslık duyuyorum jilet gibi bilenmiş hain fısıltıları birden anlayamadığım sehpanızın altındayım idamıma hükmedilmiş
Şiir
İnsansa bu dünyada hem mucit, hem kurban, hem de cellat.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"İnsansa bu dünyada hem mucit,hem kurban hem de cellat."
Her devletin tarihinde olduğu gibi ,Osmanlı imparatorluğu tarihinde de on binlerce suçlu veya masum insan ,cellat pençesinde can vermiştir; kimi bir entrikanın ,bir iftiranın ,bir kinin kurbanı olmuş,kimi de kurunun yanı sıra yanmıştır;Kimi bir kement veya satırla bir anda yok edilmiş ,kimi işkenceler altında inim inim inletilerek öldürülmüştür. :(
Sayfa 237·Kitabı okudu
Alıntı
Çarmıhın önünde duran bir cellat, işkence gören adamın vücuduna iki çivi daha çakmakla meşguldü. Çekici indirdiği anda adamın vücudundan fışkıran kan sütunu geniş bir kavis çizerek meydana kaplayan tozların arasına karışıyordu. Fakat kurban kahkahalı atarak öyle bir gülüyordu ki, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyordu. Bunun sebebi çektiği şiddetli acı olabilir miydi?
birini seviyorsan onu öldürme! demek kolay oysa her âşık önce kendine sonra yanındakine cellat.
taş parçaları / XXXIV - pdf·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam