"Evdeki bulgura razı olabilmek için daha kaç Dimyat yolunda helâk edecek kendini? Sessizce teneşire uzatılıvereceği o ânâ ulaşıncaya kadar, daha kaç Ömer, kaç Çeto, kaç Hüdai Ağa harcayacak?"
Ceto kardeşi Phorcys'le çiftleşti ve çok sayıda çocukları oldu.
• Graeae: Bu üç kız asla gençliğin tadını çıkaramayacak yaşlı kadınlar olarak doğdular. Söylencelerde hep birlikte yer alan bu kız kardeşlerin hiç de hoş olmayan görünümleri vardı. Sahip oldukları tek bir gözü ve tek bir dişi paylaşırlardı.
Gaia işi başından aşkın bir tanrıçaydı. Üç çocuğunun (Uranus, Pontus ve Dağlar) yanı sıra oğlu Pontus'tan beş çocuk (Ceto, Eurybia, Nereus, Thaumas ve Phorcys) doğurdu ve bundan sonra da bir sürü mitolojik yaratığı dünyaya getirmeyi sürdürdü. Oğlu Uranus'la çiftleşerek erkek ve dişi Titanları doğurdu.
Bu dönemde sadece Kürt köylüleri değil, Kürt ağa, molla ve
şeyhleri de aynı tavrı sergilediler. Gözünün görebildiği her şeyi
vurabilmesi ile ünlü, Siirt Kurtalanlı Pencinera Aşireti Reisi Bışare
Çeto da aşiretine mensup yüzlerce kişiyle birlikte hayatını
kaybetti.
“Buyur?”. Bu Muzaffer Hoca’ydı. “Ne?” Bu Menderes’ti. “Çeto dedi. Buranın köpekleri görmüş. Muhtarın yeğenleri yakmış.
Hee, ben didim. Şahidim var yani. Sırrı. Bu Çeto’ydu. “Ne didi ne didi? Bişiy dir gibi baktı. Ne didi?”
“Şahidim var dedi. Sırrı diye biriymiş.”Sırrı kimmiş?” dedi Menderes. Kaptırmıştı. Yazılı ifadesini alalım hemen. Konuştuğunun on yaşında bir ilkokul talebesi üzerinden Çeto adlı bir köpek olduğunu aklına getirmediği için istihbarat kaynağının bir başka köpek olabileceğini de aklına getiremiyordu.
“Yarın korkar, vazgeçer mazgeçer.”
Angaralı bi argadaşımız. Burda oturuyo. Çaarın dirseniz çaarırım amma yazılı ifadesini nası alacaksınız bilmem. Gendisi köpek cünkü. “Köpekmiş.” Bu Ömer’di. “Kim?” Bu Menderes’ti. “Sırrı.” Bu Ömer’di.” Ben de bi şey yakaladık sandım yaa.” Bu malum. Hep birlikte, tabii ki Çeto hariç, içeri girdiler. Mamak Karakol Amiri, Muhtar Hacı Naci Kalaycı’nın ifadesini alıp yanındakilere not ettirirken Rahmi Beşikçi ayağa kalkıp kendini tanıttı, başka bir planları yoksa gece mutlaka misafir etmek istediğini söyledi.
Muzaffer Hoca’yla Menderes birbirlerine bakıp “Olur.” dediler. Ne planları olacaktı. Kaldı ki, asıl yapmaları gereken şey de oydu. Oturup plan yapmak. Bundan sonra ne olacaktı? Ömer’i Konya’ya götüremezlerdi. Burada da bırakamazlardı. Ya Çeto? Onu ne yapacaklardı? Kafa kafaya verseler de sabaha kadar döküp düşünseler azdı.