Figaro'nun Düğünü, bestelendiği dönemde birçokları için tartışmaya açık hatta tehlikeli bir eser olarak görülmüştür. Bunun başlıca sebebi eserin konusu ve dönemin Avrupası'nın siyasi ortamıdır. Libretto, temelini Pierre Beaumarchais'nin opera ile aynı adlı çeviri eserinden alır. Operanın tartışılmasının ve kimileri tarafından sakıncalı bulunmasının nedenlerinden biri sınıflar arasındaki keskin farklılıkları ve yüzyıllardır süregelen çatışmayı doğrudan ele almasıdır. Bu üçleme, sınıf eşitsizliği ve toplumsal isyan temalarını işlemekte ve o dönemde yaygın olan siyasi güç ve sosyal dengesizlikten beslenmektedir. Bu konu seçimi bir tesadüf değildir, yaklaşmakta olan Fransız Devrimi'nin bir ön gösterimidir.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Alıntı
Duvarlar
Aldırmadan, acımadan, utanmadan kocaman, yüksek duvarlar ördüler dört yanıma. İşte oturuyorum şimdi umutsuz bu yazgı kemiriyor beynimi, başka şey yok aklımda yapacak neler vardı dışarda. Ah, duvarları örerken nasıl görmedim onları? Ne sesini duydum örücülerin ne gürültüsünü. Çıt çıkarmadan kapamışlar bana dünya kapılarını. Çeviri: B.P.
Sayfa 31 - Can Sanat Yayınları, 5. Baskı, Çev. Alova - Barış Pirhasan
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gold is no master out of its own will and yet it rules the whole, despised and greedily demanded, an inexorable ruler. It lies and waits. He who sees it longs for it. Gold does not follow one around. It lies silently, with a brightly gleaming countenance, self-sufficient, a king that needs no proof of its power. Everyone seeks after it, few find it, but even the smallest piece is highly esteemed. It neither gives nor squanders itself. Everyone takes it where he finds it, and anxiously ensures that he doesn't lose the smallest part of it. Everyone denies that he depends on it, and yet he secretly stretches out his hand longingly toward it. Must gold prove its necessity? It is proven through the longing of men. Ask it: who takes me? He who takes it, has it. Gold does not stir. It sleeps and shines. Its brilliance confuses the senses. Without a word, it promises everything that men deem desirable. It ruins those to be ruined and helps those on the rise to ascend. (Altın, kendi iradesiyle efendi değildir; yine de her şeye hükmeder; hor görülür ve açgözlülükle talep edilir; merhametsiz bir hükümdardır. Orada yatıp bekler. Onu gören kişi ona özlem duyar. Altın insanın peşinden koşmaz. Sessizce, parlak bir yüzle, kendine yeten, gücünün kanıtlanmasına gerek duymayan bir kral gibi yatmaktadır. Herkes onu arar, çok azı bulur, ama en küçük parçası bile son derece değerlidir. Ne verir ne de israf eder. Herkes onu bulduğu yerde alır ve en ufak bir parçasını bile kaybetmemek için endişeyle özen gösterir. Herkes ona bağımlı olduğunu inkar eder, ama yine de gizlice elini özlemle ona doğru uzatır. Altının gerekliliğini kanıtlaması mı gerekir? Bu, insanların özlemiyle kanıtlanmıştır. Ona sorun: “Beni kim alır?” Onu alan, ona sahip olur. Altın kıpırdamaz. Uykuya dalar ve parlar. Işığı
Sayfa 644 - Book: 5·Kitabı okuyor
Psikoloji
Güzellik güzeldir. Güzellik zordur. Güzellik asildir. Bu üç çeviri de yanlış sayılmaz, çünkü antik Yunanlar için güzellik, zorluk ve asalet henüz birbirinden ayrılmamış kavramlardı. Korecede "bid" (ışık) sözcüğünün en baştan hem aydınlık hem de renk olmak üzere iki anlama sahip olması gibi.
Sayfa 60·Kitabı okuyor
“Ben Avrupa dillerine karşı Türkçenin mükemmeliyetini iddia etmiyorum. Fakat siz hangi şeyi kaleme almaya kalktınız da Türkçenin yetersizliği yüzünden vazgeçmeye mecbur oldunuz?”
Sayfa 52·Kitabı okudu
"Yaşamak yitirmektir" dedi. "Beden doyar ve yalnız kalır. Ruh doymaz Açtır hep. Av arar. Kuytuları sever, karanlığı. Ordan doğanlar görenlerdir. Ağıtlar veda­laşmaydı. Dünyayla ve insanla. Ne olabilirdi ki bir çeviri? Kül! Ancak kül! Gövdem gibi. ve Senin kalbinde".