Türk Adı ve Kavramının İlk Çağları "Türk" adı, tarihin en eski çağlarında belirli bir kavram veya kavimler birliğini gösteren bir ad olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk kavimlerinin en eski devirlerine ait tarih kayıtları Çin kaynakları ile başlar. M.Ö 97 yıllarında Çin tarihçilerinden Se-ma T'an ve oğlu Se-ma T'sien'in yazdığıları Şi-ki adını taşıyan eserde, çok daha önceki devirlere ait kayıtlardan faydalanılmış ve eski devirlerden bahsedilmiştir. Bu eserin 110. Kitabı "Hsiyung-nu (Hun)'lara ait Teferruatlı Rivayetler" başlığını taşımaktadır. Şi-ki'deki bu kayıtlar, M.S. I. yüzyılda hazırlanan İlk Han Sülalesi kitaplarının 94. faslına olduğu gibi aktarılmıştır. Hsiyung-nu'ların, yaşayışları, teşkilatı, göçebelikle ilgili ekonomik ve sosyal ve faaliyetleri tarih kayıtları ile tespit edilen Türk menşeli ilk kavim olduğu söylenilmektedir. Buradan da Türk kavimlerinin tarih sahnesine çıkışlarının Hsiyung-nu'ların faaliyeti ile başladığını söyleyebiliriz. M.S. V. yüzyıl başlarında Orta Asya'daki akraba kavimlere Çinliler, “Kao-che” yani “yüksek tekerlekli arabalara sahip olanlar” demişlerdir. Kök Türk çağına yaklaştıkça da Çinliler Volga kıyılarından Çin sınırlarına kadar uzanan bütün Türk kavimlerini “Ting-ling, Kao-che ve Tiele” gibi yeni adlarla adlandırmışlardır. Çin kaynaklarında geçen T'ie-le'nin Tölös'ler olduğu ve tarihte Türk topluluklarının bir teşkilata girmediği vakit genellikle bu adla adlandırıldıkları bilinmektedir. Kök Türk tarihi boyunca Tölös adıyla zikredilen Türk boyları hakkında Orhun abidelerinde ve Çin kaynaklarında bilgi mevcuttur. Çinliler Kök Türklere, Tukyu veya Tu-chüeh demişlerdir. Nitekim son araştırmalarda Türk kelimesinin VI-VIII. yüzyıllardan önce yalnız çift heceli söylendiği, daha eskiden ise “Törük” şeklinde olabileceği
Sayfa 51 - İdeal Kültür Yayıncılık Ders Kitapları·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
"Dünyanın sizi değiştirmesine izin verin. O zaman sizde dünyayı değiştirebilirsiniz. " -Che Guevara
Sayfa 15·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İlk Uygur Çin münasebeti, 629 senesinde Uygur birliğini kuran P'u-sa zamanında başlamıştır. Uygurlar bilindiği gibi bu sırada Göktürk Devleti'nin hakimiyeti altında idiler. P'u-sa ve babası Göktürk Devleti içinde isyan çıkartmışlar ve 630 senesinde Tarduşlarla işbirliği yaparak, Göktürklerin ordusunu mağlup ederek ilerlemeye devam etmişler ve bu arada önlerine çıkan küçük Göktürk gruplarını da yenmişlerdir. Bu küçük savaş Uygurların nüfuz ve iktidarını son derecede arttırmıştır. 646 senesinde Kağan olan Tu-mi-tu Sarı nehre kadar topraklarını genişletmişti. Bu tarihten sonra Çinlilerle iyi geçinme siyaseti içine giren Uygurlar, çeşitli zamanlarda Çin sarayına elçiler ve hediyeler yollamışlardır. Uygurların bu askeri başarısından dolayı da Çin imparatoru Uygur kağanını tanımak zorunda kalmıştır. Çin imparatoru, Uygur kağanının isteklerini yerine getirmiş ve hatta Uygur ülkesine giden yolu yaptırmıştır. Bu yol üstünde karakollar kurdurarak Çin - Uygur ticari münasebetlerinin gelişmesi için yardımcı olmuştur. İslâmiyeti savaşlar yolu ile Çin'in tanıması, ilk olarak Taşkent Türk hükümdarı Bagatur Tudun ile Çin'in Kuça valisi olan Kao Hsien-che arasındaki bazı anlaşmazlıklar yüzünden olmuştur. Bu iki şahıs arasında geçen olayları gerçi Çin kaynakları birbirinden farklı olarak göstermekte iseler de, asıl sebep olarak Bagatur Tudun'un yapılan anlaşmalara riayet etmemesi gösterilebilir. Taşkent ve Kuça valilerinin arasındaki bu anlaşmazlık netice olarak, Araplarla Çinlileri 751 senesinde Talaş savaşı ile karşı karşıya getirmiştir.
Sayfa 54·Kitabı okudu
KİTABIN ÖZETİ
Gök-Türkler Sasanileri baskı altına aldılar bu sayede İslam orduları Sasanileri kolaylıkla yenebildiler. Gök-Türkler Bizansa bile baskı yaptılar. Bizans kalelerini ele geçirdiler. Kırım (1). İslamın doğumuna olanak sağlayan Sasani baskısının kalmasına neden olmuşlar. Gök-Türkler Hunlardan geliyorlar (9). Juan Juanların demircileri olarak yaşıyorlar. Onları vassalı durumundalar. Gök-Türkler tarihe kesin çıkışı 542 (Taşağıl, 2012, s. 15). Bumin Juan Juanları yeniyor (Taşağıl, 2012, s. 18). Bumin’den sonra Mukan geliyor. Çin dışındaki bütün ülkeler ona itaat ediyorlar. Çinli devletlere de üstünlüğünü kabul ettiriyor. Orta Asya’yı tamamen kaplıyor. Kore’den batı Karadeniz’e kadar. Ticaret güvenliğini sağladı (Taşağıl, 2012, s. 27). Türk dilinde kitap yazılıyor. Nirvana yazılıyor ve kağana yollanıyor 575 (28). İstemi Bumin’in kardeşi devletin batısını yönetti (Taşağıl, 2012, s. 31). Akhun devletini yıktılar. Yıkılan Akhun devleti topraklarını Sasaniler ve Gök-Türkler arasında paylaşıldı. Sasaniler Gök-Türklere vergi vermeye başladılar. Bizansa elçi yolladılar (32). Taspar’ın ölümü akabinde devlet adamları onun vasiyeti doğrultusunda Ta-lopien’i kagan olarak tahta geçirmek istediler. Ancak, millet annesinin Türk olmaması sebebiyle onu kaganlığa kabul etmedi. An-lo’yu kağan yaptılar (34). Tou-lan Kagan 589 yılında Çin siyasi olarak birleştirildi. Sui hanedanı gerçekleştirdi. Tou-lan, bu olayı fırsat bilerek, önce vergiyi kestiği gibi Çin’e akınlara dahi başladı (Taşağıl, 2012, s. 51). Ch’i-min kagan Çinli olmak istiyor. Çin kabul etmiyor (Taşağıl, 2012, s. 62). Tang hanedanlığı Gök-Türk desteği ile hükümdar olabildi (Taşağıl, 2012, s. 68). İl Kagan, 621 yılından beri en büyük düşmanı Çin’e karşı zaferden zafere koşmuştu. Çin topraklarında kendinden evvel hiçbir Gök-Türk
Kadınım emrettiği için bana, bir ârazdan söz edeceğim, çoğu zaman dizginlenemez o ve öyle yücedir ki, aşk derler adına: İnkâr eden, hakikatini hissedebilse! Sözlerim için bilge birini isterim, yüreği soysuz olanın bu açımlamaya bilgi katabileceğini beklemediğim için. Çünkü felsefi tanıtlama olmadan, Aşkın yerini ve onu kimin var ettiğini belirlemek niyetinde değilim ve erdeminin ve gücünün ne olduğunu, sonra özünü, etkilerinden her birini ve ona aşk denmesini sağlayan zevki ve görünür kılınıp kılınamayacağını. Donna me prega, — per ch'eo voglio dire d'un accidente — che sovente — e fero ed e si altero — ch'e chiamato amore: s' chi lo nega — possa 'l ver sentire! Ed a presente — conoscente — chero, perch'io no sper — ch'om di basso core a tal ragione porti canoscenza: ché senza — natural dimostramemto non ho talento — di voler provare la dove posa, e chi lo fa creare, e qual sia sua vertute e sua potenza, l'essenza — poi e ciascun suo movimento, e 'l piacimento — che 'l fa dire amare, e s'omo per veder lo po mostrare.
Şiir
Bilge Kağan ile Kül Tigin sınır boylarında mücadele verirken Türgişler içerisinde Kara Türgiş boylarının (Nou-che-pi) isyan ettikleri, Köktürklerin düşmanı Kengürler (Peçenekler) ile birlikte hareket ettikleri Köktürk Yazıtları'nda şöyle anlatılmaktadır: Soğdak halkını düzene sokayım diye Inci (Sir Derya) Irmağını geçerek Demir Kapı'ya kadar sefer ettik. Ondan sonra Kara Türgiş halkı yine düşman olmuş, Kengeres'e doğru gittiler. Bizim askerlerimizin atları zayıftı, yiyecekleri de yok idi. Kötü kişiler... cesur erler bize hücum etmişler idi. (Kötü şartların hep bir araya geldiği) böyle bir zamana üzülüp Kül Tigin'i az sayıda er ile gönderdik. Alp Salçı kır atına binip hücum etmiş. Kara Türgiş, halkı orada öldürmüş, tutsak almış (KT-D 39-40). Burada bahsedilen Türgişler, Oğuz Yabgu Devleti'ni kuran Oğuzlardır.
Sayfa 14
Tarih