Aşureden çıkarımlar..
İçeriklerinin benzemezliklerine karşın, bir araya geldiklerinde tat olan karışımın adı bizde aşuredir. Gerçekten de nohutla kuru incirin bir araya getirilişinin mantığı çözülemez ama yine de bu karışımdan olağanüstü bir tat alınır. Tıpkı aşure gibi bir araya gelişlerinden güzel tatlar ortaya çıkan insanlar vardır. Aşurenin tadını veren, onu pişiren ateştir. İnsan topluluklarının bir araya gelişlerinde kaynaşmayı sağlayacak olan ateşin adıysa kültürdür. Kültür ateşinin pişirmediği insan topluluklarının yazgısı, hep salata kademesinde kalmaktır..
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK VE ALGORİTMİK KAPİTALİZMİN SERT DUVARI: ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA KÜLTÜREL EKONOMİ-POLİTİK BİR MANİFESTO ALTYAPININ DÖNÜŞÜ VE MİTİK MORFOLOJİ Geç kapitalizmin ekonomi-politik yapısı, kendini mekânsız, bulut tabanlı, sürtünmesiz ve sonsuz bir akışkanlık olarak sunan siber-algoritmik bir illüzyon üzerine kuruludur. Gilles Deleuze’ün kontrol toplumu olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evre, bireyin kodlar, şifreler, modülasyonlar ve sürekli veri akışlarıyla kesintisiz bir denetime tabi tutulduğu bir matriks vaat eder. Ancak bu vaat, ideolojik bir örtüden ibarettir. Algoritmik kapitalizm, kendini ne kadar soyut ve maddesizleştirilmiş olarak sunarsa sunsun, eninde sonunda evrenin bükülmez fizik yasalarına, termodinamiğin acımasız gerçekliğine ve somut coğrafi ya da jeopolitik boğaz noktalarına bağımlıdır. Bu makale, entelektüel tarihin en eski isyan mitlerinden biri olan Robin Hood figürünün çağlar boyunca geçirdiği morfolojik dönüşümleri temel alarak, kapitalizmin muhalif enerjiyi evcilleştirmek için ürettiği "Kültürel Artı-Değer" mekanizmasını deşifre etmektedir. Geliştirilen "Kültürel Termodinamik" teorisi uyarınca; sisteme karşı geliştirilen her radikal isyan, adalet talebi veya arzu nesnesi, kapitalist aygıt tarafından emilerek simülasyon evrenine tahvil edilir. Ne var ki, bu dijital simülasyonun sürdürülebilmesi için harcanan muazzam atomik ve fiziksel enerji, sistemi kaçınılmaz bir çöküş eşiğine, yani "Sert Duvar" gerçekliğine taşımaktadır. Michael Sarnoski’nin sinematik praksisinden Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi küresel ikonların ontolojik dönüşümlerine uzanan bu dokuz eksenli söküm matrisi, siber-panoptikonun elektriklerinin kesileceği o fiziksel sınırı ekonomi-politik, deterministik ve termodinamik
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir mucizeye nasıl baktığın, onu sıradanlaştırıp sıradanlaştıramayacağını belirler; ama o, senin yorumundan bağımsız olarak zaten mucizedir. Beyin her geçen gün daha çok kaotikleşir ve gelişir. Bir gün, duymak istemeyen kulakların ve görmek istemeyen gözlerin var olma olasılığı, bugün bildiğimiz şeylerden katbekat fazla olabilir. Farklı biyokimyalar, farklı algılar ve farklı gerçeklikler ortaya çıkacaktır. Her şey değişir; değişmeye mecburdur. Bir süper insanın, bir üst-varlığın ya da bir süper humanoidin tamamen nötr olması gerekir. Geleceğin gelişmiş zihinleri, ne kadar karmaşık çıkarımlar yaparsa yapsın, ne kadar çok oyun kurarsa kursun, süperliğin gerçek kademesi nötr olmaktan geçecektir. Evet, buna eminim; süper olmak, nötr olmakla eşdeğerdir. Herkesin herkesin düşüncesini okuyabildiği bir çağın gelmesi, geleceğin kendisi demektir. Ve o gelecekte nötr olmak bir tercih değil, bir zorunluluk olacaktır. Bu bir döngü olmalı; eğer değilse, ortaya çıkacak sonuç fazlasıyla trajik olur. Belki de bunların hepsi çoktan yaşandı ve bitti. Belki bir yansımanın içindeyiz, belki de bir hayalin. Eğer öyle değilse, bu büyük trajediden sağ çıkabilenler az sayıda olacak; geriye ise yalnızca saf gerçekliklerle yüzleşenler kalacaktır. O_o
Felsefe dalalete sevk edebilir
Mesela, Arthur Schopenhauer evlilik müessesine bakışını ele alalım. 👉Bizim tekeşli toplumlarımızda evlenmek, haklarının ve özgürlüğünün yarısını yitirmek, buna karşılık görev ve yükümlülüklerini ikiye katlamaktır. Peki hangi görevleri? Kadınlarınızla konuşup tartışmayı kabul ettiğiniz andan itibaren en bayağı çıkar evi işgal etmiştir, her türlü cesur çözüm girişimi canice bir çılgınlıkmışçasına korkuyla karşılanır. Rahatlığın utanç verici özeni, en sefil hesap, hayatınızla ailenin güvenliğini tehlikeye atma korkusu size en kutsal zorunluluklar olarak baskıyla kabul ettirilir. İyi baba, iyi koca, yani korkak yurttaş, çarpık ve satılık vicdan, düşkün zekâ, işte bugün mezar taşlarınızda yazılı gülünç unvanlar! Kadınları övün, onları özgürleştirdiğiniz için kendinizi kutlayın: Onlar burjuva ahlakını icat etti, sizden bildiği tüm güçlü erdemlerin uygulamasını onların boyunduruğu altında unutmuş ve artık bu erdemlerin adını korkudan titremeden ve kölelik alışkanlıkları içinde ürkekçe kımıldayarak zevkten ürpermeden duyamayan bir Chrysale ırkı yarattılar. [Chrysale: Moliere'in Les Femmes Savantes (Bilgiç Kadınlar) oyunundaki kılıbık koca/baba karakteri] Aşkın Metafiziği 👉Evlilik, doğanın kadınlara bahşettiği güzellik ve cazibenin bir tuzağa dönüşmesiyle gerçekleşir. Erkek, kadının gençlikteki çekiciliğine kapılarak bir aile kurma hayaliyle evlilik kurumuna adım atar. Ancak evlilik, erkeği zamanla bir tutsak haline getirir. Kadın, erkeği gençlikteki güzelliğiyle cezbeder, fakat bu güzellik kaybolduğunda erkeğin kendisini bir yanılsamanın içinde bulduğunu fark eder. Kadın, evlilik yoluyla erkeği kontrol altına alır ve onun hayallerini birer birer yok eder. Aşkın Metafiziği Arthur Schopenhauer eylemlerinde hiçbir dini inancın tavsiye ve kaidelerine itibar etmediği için meseleyi sadece seküler, sosyolojik
Felsefe
Yeni bir adim
Hadi birlikte kitap düzenliyelim yorumlarda anlam bozukluklarını ve yanlış kelime kullanımlarını inceleyip fikrinizi belirtir misiniz. Ön Söz Hayatımız da yaşadığımız sıradan gördüğümüz olayların arka planın da yaşanılan o kadar çok şey vardır ki, sadece bakmayı bilen fark eder bunları. Tabikide burada meseleye nasıl baktığında önemlidir. içersinde güzellikler bulunan her bir olayı güzel görmeye alışır fesatlık olan ise altında her zaman bir art niyet aramaya başlar işte yolcumuzun bakış açısı hayatın sırlarını anlamak kendi varoluşsal amaçlarının neler olduğunu bilebilmek ve yaşayacağı yılları anlamlı yaşayabilmek için bir arayıştır, bu yolculukta yaşanılan olaylardan çok yaşanılan olaylara nasıl tepkiler verdiğini ve o olayların karakterimizin düşünce dünyasındaki etkilerini sizlerle paylaşmak istedim. Yazılan tüm yazılara düşüncelere katılmanızı beklemiyorum, ki zaten yazarın her bir düşüncesine katılacak olursanız ya yazar sanki dünya da ki bütün ilimlere sahip ve güzel çıkarımlar yapıyor kainatı en iyi o anlıyor demek olacak ya da siz okuduğunuz her bir yazıyı kabul edecek kadar düşünmüyorsunuz demek olacaktır. Birinci olasılığın gerçek olmadığı epeyce yüksek bir oranla sabit. Hayatı sorguladığınız gibi okurken bu kitabı da sorgulayın,....
Hayata Dair
Yeni Okuma Arkadaşları Arıyoruz
chat.whatsapp.com/CosTiZtpXkEDG7S... Kitap kulübü kurdum ve buradaki kitap dostlarını da bu yeni kulüpte görmek isterim. Yukarıdaki linkten WhatsApp üzerinden örgütlenmeye başlayacak olan gruba ulaşabilirsiniz. "Satır Arası Kitap Kulübü”nü kurmaktaki amacımız sadece kitap okumak değil, okuduklarımız üzerine konuşmak, farklı bakış açıları görmek ve bunu keyifli bir ortama dönüştürmek. Sizleri sıkmadan kitaplarla olan dostluğumuzu paylaşacağız. Burada kimseye “çok okumak zorundasın” baskısı yok, ama okuyan, düşünen ve paylaşan bir ortam olsun istiyoruz. Her ay birlikte bir kitap seçeceğiz ve ay sonunda üzerine sohbet edeceğiz(Her ay dememe bakmayın seçtiğimiz kitapların kalınlığına ve dil olarak ağırlığına bakarak süre değişkenlik gösterecek. ) Arada da küçük paylaşımlar, alıntılar ve muhabbetler olacak elbette ☕ Ayrıca bir tema belirleyip üstüne sohbet edeceğimiz etkinligimiz de olacak. Örneğin "Distopyaların modern dünyadaki karşılığı" , "19.yy Rus edebiyatı" gibi temalar belirlenecek ve bu konularda şimdiye kadar okuduğumuz kitaplar üzerinden çıkarımlar yapıp paylaşacağım. Bunun yanı sıra zamanla kitaplardan uyarlanan filmler, tiyatro oyunları, diziler, yazarların biyografik belgeselleri gibi eserlerle ilgili de organizasyonlar yapmaya başlayacağız. Bu basitçe bir film gecesi de olabilir ya da isteyenlerle bir tiyatro oyununa gitmek şeklinde de olabilir. Kısacası; samimi, saygılı, keyifli bir kitap ortamı sağlamak istiyorum.
Edebiyat