• "Hayatın ayrılmaz parçasıydı kitaplar!
    Çocuklarına kitap okurdu ana babalar!
    Her çocuğun başucunda bir kitap dururdu!
    Odası baştan başa kitaplarla doluydu!
    Akıllara durgunluk veren masallar,
    Korkunç canavarlar,zalim padişahlar,
    Tahta bacaklı korsanlar,kırk haramiler,
    Cinler,periler,bir de çizmeli kediler,
    Beyaz atlı prensler,pamuk prensesler,
    Kötü yürekli vezirler,yedi cüceler,
    Hırlısı hırsızı,yamyamı,yarım akıllısı,
    Gezer gece yarısı balkabağından arabası.
    Bu akşam Binbir Gece Masalları mı istersiniz?
    Yok ben Define Adası okuyayım mı dersiniz?
    Andersen'den masallar mı,Üç Silahşörler mi?
    Güliver'in Seyahatleri mi,Küçük Prens mi?
    Biraz daha yakına gelelim mi acaba,
    Tenten,Asteriks,Red Kit mi yoksa?
    Gördünüz mü, neler neler okumuşlar,
    Televizyondan önce kızlar,oğlanlar!
  • .
    Babanın evladına çikolata da limonata verirken, "Bunlar sana Allah'ın ihsanı yavavrum!" demesi, hem daha doğru, hem de çocukta ihsan eden bir Allah tasavvurunun oluşması için daha münasiptir.
  • Hoşça vakit geçirdik, bir güzel eğlendik,
    Aynı zamanda önemli bir şey öğrendik,
    Aman derim, çocukları ASLA şımartmayın,
    Sakın televizyonun yanına yaklaştırmayın,
    Ama kökten çözmek istiyorsanız sorunu
    Dünya yıkılsa açtırmayın o aptal kutusunu.
    Hangi eve gitsek, aynı durumla karşılaştık,
    Çocukları ekranın başından kaldıramadık.
    Yan gelip yatarlar, tembellik ederler,
    Televizyona bakmaktan gözleri düşer.
    (Geçen hafta birinin evine gittiğimizde,
    Bir de baktık tam bir düzine göz yerde.)
    Akşama kadar aptal aptal bakar dururlar,
    Beyinleri uyuşur, hepten salaklaşırlar,
    O çöplükteki süprüntüyü seyrede seyrede
    Şaşkına döner, feleğini şaşırır hepsi de.
    Hakkınız var, geçtiler mi ekranın karşısına,
    Maymuna döner, hizaya gelirler o anda,
    Ne bir azgınlık, ne de bir yaramazlık,
    Rahatça yemek pişirebilirsiniz artık,
    Bulaşıkları yıkayabilirsiniz telaşsızca.
    Ama hiç durup düşündünüz mü acaba,
    Bir ateş düştü mü acaba yüreğinize,
    Nedir yavrucuğumun başına gelen diye?
    AKLINI BAŞINDAN ALIR İNSANIN!
    NE DÜŞ BIRAKIR, NE DÜŞGÜCÜ, İNANIN!
    AKIL ERDİREMEZ ARTIK HİÇBİR ŞEYE!
    ÇOCUĞUN ADI ÇIKAR KUŞ BEYİNLİYE,
    NE HAYAL DÜNYASI, NE PERİ MASALI,
    KESİLİR TEPEDEN TIRNAĞA KASKATI!
    KAFAYI BİR TEK TELEVİZYONA TAKAR!
    ÖYLE OTURUR, BOŞ GÖZLERLE BAKAR!
    Tabii şimdi hemen tutup soracaksınız:
    "Televizyonu atacak olursak evimizden,
    Sevgili çocuklarımızı neyle oyalarız,
    Hadi bakalım, söyler misiniz lütfen?"
    Biz de soruya soruyla yanıt verelim:
    "Eskiden çocuklar ne yapardı dersin?
    Nasıl eğlenir, vakit geçirirlerdi sence,
    Korkunç canavar keşfedilmeden önce?"
    Unuttunuz mu? Yoksa bilmiyor musunuz?
    Öyleyse avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz: ÇOCUKLAR DURMADAN KİTAP OKURLARDI!
    BİRİNİ BİTİRİR, ÖBÜRÜNE BAŞLARLARDI!
    Hayatın ayrılmaz bir parçasıydı kitaplar!
    Çocuklarına kitap okurdu analar babalar!
    Her çocuğun başucunda bir kitap dururdu!
    Odası baştan başa kitaplarla doluydu!
    Akıllara durgunluk veren masallar,
    Korkunç canavarlar, zalim padişahlar,
    Tahta bacaklı korsanlar, kırk haramiler,
    Cinler, periler, bir de çizmeli kediler,
    Beyaz atlı prensler, pamuk prensesler,
    Kötü yürekli vezirler, yedi cüceler,
    Hırlısı hırsızı, yamyamı, yarım akıllısı,
    Gezer geceyarısı balkabağından arabası.
    Bu akşam Binbir Gece Masalları mı istersiniz, Yok ben Define Adası okuyayım mı dersiniz? Andersen'den Masallar mı, ÜÇ Silahşörler mi,
    Güliver'in Seyahatleri mi, Küçük Prens mi?
    Biraz daha yakına gelelim mi acaba,
    Tenten, Asteriks, Red Kit mi yoksa?
    Gördünüz mü, neler neler okumuşlar,
    Televizyondan önce kızlar, oğlanlar!
    O yüzden, yalvarırız hepinize, lütfen,
    Eve gidince atın televizyonu pencereden!
    Evde televizyondan boşalan yere
    Güzel bir kitaplık kurun bir an önce.
    Doldurun rafları en tatlı kitaplarla,
    Gözler görmesin o kötü kutuyu bir daha.
    Belki kavga çıkacak, kıyamet kopacak,
    Bir süre evde rahat huzur kalmayacak,
    Ama korkmayın sakın, inanın bizlere,
    Yapacak bir şey kalmayınca evin içinde,
    Bir-iki hafta aylaklık ettikten sonra,
    Başlayacaklar güzel bir kitabı okumaya.
    Ve bir kez okumaya başladılar mi,
    Seyredin yüzlerinde beliren aydınlığı!
    Anadan yeni doğmuş gibi olacaklar,
    Aptal kutusunu çabucak unutacaklar!
    Anamız babamız ne iyi etmiş diyecekler,
    Ve sizleri çok daha fazla sevecekler!
    Bu arada, Mike Teavee'ye gelince,
    İnanın çok üzüldük başına gelene,
    Kim bilir getiririz belki eski haline,
    Ama doğrusu hak etti bunu yine de.
  • Dertlendiklerinde; sıradan erkekler, içerler. Mümin erkekler, Allah’a sığınırlar. Sıradan kızlar, çikolata yerler. Mümin kızlar ise hem Allah’a sığınırlar hem de çikolata yerler.
  • Bakalım, Umpa Lumpalar neler söyledi:

    Hoşça vakit geçirdik, bir güzel eğlendik,
    Aynı zamanda önemli bir şey öğrendik,
    Aman derim, çocukları ASLA şımartmayın,
    Sakın televizyonun yanına yaklaştırmayın,
    Ama kökten çözmek istiyorsanız sorunu
    Dünya yıkılsa açtırmayın o aptal kutusunu.
    Hangi eve gitsek, aynı durumla karşılaştık
    Çocukları ekranın başından kaldıramadık.
    Yan gelip yatarlar, tembellik ederler,
    Televizyona bakmaktan gözleri düşer.
    (Geçen hafta birinin evine gittiğimizde,
    Bir de baktık tam bir düzine gözyerde.)
    Akşama kadar aptal aptal bakar dururlar,
    Beyinleri uyuşur, hepten salaklaşırlar,
    O çöplükteki süprüntüyü seyrede seyrede
    Şaşkına döner, feleğini şaşırır hepsi ,de.
    Hakkınız var, geçtiler mi ekranın karşısına,
    Maymuna döner, hizaya gelirler o anda,
    Ne bir azgınlık, ne de biryaramazlık,
    Rahatça yemek pişirebilirsiniz artık,
    Bulaşıkları yıkayabilirsiniz telaşsızca.
    Ama hiç durup düşündünüz mü acaba,
    Bir ateş düştü mü acaba yüreğinize,
    Nediryavrucuğumun başına gelen diye?
    AKLINI BAŞINDAN ALIR İNSANIN!
    NE DÜŞ BIRAKIR, NE D ÜŞGÜCÜ, İNANIN!
    AKIL ERDİREMEZ ARTIK HİÇBİR ŞEYE!
    ÇOCUÔUN ADI ÇIKAR KUŞ BEYİNLİYE,
    NE HAYAL DÜNYASI, NE PERİ MASALI,
    KESİLİR TEPEDEN TIRNAÔA KASKATI!
    KAFAYI BİR TEK TELEVİ2YONA TAKAR!
    ÖYLE OTURUR, BOŞ GÖZLERLE BAKAR!
    Tabii şimdi hemen tutup soracaksınız:
    ''Televizyonu atacak olursak evimizden,
    Sevgili çocuklarımızı neyle oyalarız,
    Hadi bakalım, söyler misiniz lütfen?"
    Biz de soruya soruyla yanıt verelim:
    "Eskiden çocuklar ne yapardı dersin?
    Nasıl eğlenir, vakit geçirirlerdi sence,
    Korkunç canavar keşfedilmeden önce?"
    Unuttunuz mu? Yoksa bilmiyor musunuz?
    Öyleyse avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz:
    ÇOCUKLAR DURMADAN KİTAP OKURLARDI!
    BİRİNİ BİTİRİR, ÖBÜRÜNE BAŞLARLARDI!
    Hayatın ayrılmaz bir parçasıydı kitaplar!
    Çocuklarına kitap okurdu analar babalar!
    Her çocuğun başucunda bir kitap dururdu!
    Odası baştan başa kitaplarla doluydu!
    Akıllara durgunluk veren masallar,
    Korkunç canavarlar, zalim padişahlar,
    Tahta bacaklı korsanlar, kırk haramiler,
    Cinler, periler, bir de çizmeli kediler,
    Beyaz atlı prensler, pamuk prensesler,
    Kötü yürekli vezirler, yedi cüceler,
    Hırlısı hırsızı, yamyamı, yarım akıllısı,
    Gezer geceyarısı balkabağından arabası.
    Bu akşam Binbir Gece Masalları mı istersiniz,
    Yok ben Define Adası okuyayım mı dersiniz?
    Andersen'den Masallar mı, Üç Silahşörler mi,
    Güliver'in Seyahatleri mi, Küçük Prens mi?
    Biraz daha yakına gelelim mi acaba
    Tenten, Asteriks, Red Kit mi yoksa?
    Gördünüz mü, neler neler okumuşlar,
    Televizyondan önce kızlar, oğlanlar!
    O yüzden, yalvarırız hepinize, lütfen,
    Eve gidince atın televizyonu pencereden!
    Evde televizyondan boşalan yere
    Güzel bir kitaplık kurun bir an önce.
    Doldurun rafları en tatlı kitaplarla,
    Gözler görmesin o kötü kutuyu bir daha.
    Belki kavga çıkacak, kıyamet kopacak,
    Bir süre evde rahat huzur kalmayacak,
    Ama korkmayın sakın, inanın bizlere,
    Yapacak bir şey kalmayınca evin içinde,
    Bir-iki hafta aylaklık ettikten sonra,
    Başlayacaklar güzel bir kitabı okumaya.
    Ve bir kez okumaya başladılar mı,
    Seyredin yüzlerinde beliren aydınlığı!
    Anadan yeni doğmuş gibi olacaklar,
    Aptal kutusunu çabucak unutacaklar!
    Anamız babamız ne iyi etmiş diyecekler,
    Ve sizleri çok daha fazla sevecekler!
    Bu arada, Mike Teavee'ye gelince,
    İnanın çok üzüldük başına gelene,
    Kim bilir getiririz belki eski haline,
    Ama doğrusu hak etti bunu yine de.
  • Kapının yanındaki kulübede bir sister* oturur ve kötü kimselerin içeri girip girmediğini gözlerdi.
    Kızlar misafirhaneye dönünce o sister'a uğrayıp kendileri yokken bir erkeğin gelip
    mektup, çiçek ya da çikolata bırakıp bırakmadığını sorarlardı

    *Japoncaya Ingilizceden giren bu sözcük Katolik manastırlarındaki rahibelere verilen addır. Birinci anlamı kız kardeştir.