Bir Bardak Kahve Mi İçsem, *ntihar mı Etsem ?
Puan vermedi·110 syf.··
2026 23. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:48
Delirmek mi hayır tam olarak değil. varolabilmeyi küçümsemek, bir doğum sancısının dayanılmaz çilesinin edebi hali ve çivisi çıkmış bu dünyayı yaşanılacak bir yer olarak görememenin 100 sayfaya sıkıştırılmış çığlığı. 2. Dünya savaşından sonra bir insan profili çizmeye kalksak sanırım postmodern dünyanın yaşamla bağı kalmamış insanını kalemimiz tuttuğunca Camus gibi anlatmaya çalışırdık ancak Camus kadar çıplak, iç organlarımıza kadar kimse göremezdi.. Yaşamda tutunacak bir değer, sarılabilecek bir varlık kalmamıştı, annemiz bile yabancılaşmıştı, hiçbir acı ve hiçbir keder bizi yerimizden kıpraştırmaya gücü yetmezdi, hayat zaten mutlu olunacak bir yerde değildi.. neredeyse hepimiz yalnızca “çalışmak için yaşıyorduk ? Bize vaaz edilen şekliyle dünya çile keş bir cehennemdi. Evet, Yabancılaşan insan için dünya bir cehennemdir. ve sözcüklerin arasındaki anlam farkı bile kaybolmuştu. Ölüm , yaşam kadar olağan ve doğum küçümsenen bir eylem halini almıştı. Devlet, aile ve tanrı… tarihsel süreçlerde icat ettiğimiz, kutsaliyetini göklere taşıdığımız tüm o putlar, değerler yıkılmış, toprağın altına gömülmekle, yeryüzünde yaşıyor olabilmenin arasındaki fark tamamen silikleşmişti. Tüm istemcimizin dışında varlık halini bulduğumuz anlamı kalmayan yaşamın ağırlığı altında çürümüştük belkide.. Bir bardak kahve içmekle, bir iple kendini asmak arasında fark bulamayan insanın hayat gibi bir kutsalı olabilir miydi ? Camus’un tüm sorgulaması da aslına bakarsınız burada başlar. Camus bu kitabı kendi zihin dünyası üzerinde yazmamıştır çünkü: hiçliğin kendisi bile bir anlamı ifade edecek biçimdedir. Hayat hala sorgulanacak bir şeyse onun için yaşamda devam etmelidir . Yaşamaya dair umudunuzu diri tutun :)
Alıntı
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Çocuklara dair altı harfli bir başlık: Tu kaka!
5/10
·248 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:48
Eserin dili sıcak, samimi, cana yakın ve oldukça akıcı. Mizah öğesini de güzel ele almış Yaşar. Ammavelakinnnn! İşlenilen temalar acaba gerçekten karakterlerin yaşamlarıyla uyumlu mu? Büyüklere saygı, yalnızlık, yabancılaşma, vefa, aile… Ana karakterlerden Selime teyze ile başlayalım. Yaşlanıp çocukları tarafından unutulmuş, kendi halinde, kocası Mustafa’nın ölümü ile yalnız kalmış, tatlı bir nine. Mi acaba? Beni bu kadar rahatsız eden kahramanın göklere çıkarılması çok ilginç geldi. Selime teyze, çocuklarının onu yalnız bırakmasından dert yanıyor ama kendisi çocuklarının ne kadar yanında olmayı seçiyor? İstediği şey çocuklarının onu yanına alması, onların hayatlarına dahil olmak, sosyalleşmek… Peki çocukların hayatları güllük gülistanlık mı? Kesinlikle hayır! Oğullarından Erkan , zengin ve kültürlü bir ailenin kızı ile evlenip sosyokültürel açıdan uçuruma düşmüş bir evlat. Annesini özlediğini söylese de hep ailesine yetmek için çok çalışmak zorunda. Karısı tatillerde Bülent ile baş başa tatile gitmek istiyor. Selime teyze ise niye onu da götürmüyorlar ya da neden onda kalmıyorlar diye dert yanıyor. Hatta karısını boşayıp yanına gelmesini diliyor ki torunlarına kendi baksın. Bu mudur olması gereken annelik? Nerde çocuğuna destek, nerde çocuğunun mutluluğuyla mutlu olma? Kızlarından Meral’e ne demeli? Bipolar bozukluk gibi çok ciddi bir hastalığı olan bir kadın. İyi ve kötü anları zirvede yaşıyor. Annesi kötü anına denk gelince bir daha aramıyor sormuyor uzun süre. Neden? Çünkü çocuklar annelerini arayıp sormalı. Meral tü ka ka! Ne faydası var ki onun? En üzüldüğüm karakter Meral sanırım. Çaresiz… Tekne kazıntısı olarak doğmuş doktor Yıldız var bir de. Aslında istememişler ama olmuş işte. Mustafa Bey ölünce Selime teyze kızın yüzüne bile bakmamış. Kız, hem öksüz
Edebiyat & Roman
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Mesele mahçup gitmemek bu âlemden."
10/10
·256 syf.··
2026 7. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 00:00
Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’ni anlatan bu eser, nefsi tanıma, onun insan üzerindeki tahakkümünü kavrama ve kişinin kendi zaaflarıyla yüzleşmesi noktasında son derece derinlikli bir şekilde kaleme alınmış. Nefsin mertebelerini adım adım işleyerek okuyucuyu manevi bir yolculuğa çıkarıyor ve her bölümde insanın iç dünyasına dair önemli hakikatleri gözler önüne seriyor. Günümüz insanının en büyük putu hâline gelen “benlik” duvarını yıkmaya vesile olabilecek kıymetli bir eser. Kitabın adının “Ene” yani “ben” olması da bu yönüyle oldukça anlamlı. Çağımızda insanların yüksek sesle “ben” diyerek kendi nefislerini merkeze koymaları, hak iddia etmeleri ve benliklerini büyütmeleri, aslında nefse ne denli mağlup olduğumuzun açık bir göstergesi. "Herkesin bir putu vardır. Ne kadar yok dese de vardır. İşte nefs içimizde var olan bir puthane gibidir. Ne yanımız eksikse o yanımızdan saldırır ve eksik yanı­mızı put eder gönlümüze. Kiminin putu şöhrettir mesela, kiminin putu şehvet, kimin putu paradır, kiminin haset, kiminin putu evladıdır belki ya da hayattır. Bunlar nefsin bize sevdikleridir ve onun sevdiklerini Allah'ın sevdirdiklerinden çok sevmek, işte odur suç olan." Bursa’da Üftade Hazretleri’nin türbesini defalarca ziyaret etmiş biri olarak, bu kitabı okuduktan sonra o ziyaretlerin benim için çok daha derin ve manidar bir hâl alacağını hissediyorum. En kısa zamanda Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin türbesini de ziyaret ederek bu manevi yolculuğu daha da anlamlandırmayı ümit ediyorum. "Muhabbet bahçesi, aşk bağı varsa eğer siz o bağın bülbülü olmalısınız. Zira gönlüm sözlerinizle aşka geliyor." "Ne çok şeye sahipsen terk etmen o denli zor olurdu." "Hüzünlenen insan Allah'ı hatırlar." "Mesele mahçup gitmemek bu âlemden." "Evladım bu dünyada insanın misali bir uyurgezer
Din
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
10/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 04:59
Ali asker in hayat hikayesi ile başlayacak olursak Çocukluğu yokluk içinde geçmiş. Türkü söyleyen aile çevresi onda ozan olma isteği doğurmuş. Ruhi su, aşık mahsuniden ilham almış. Ve Dadaloğlu, Şeyh bedrettin, Pir Sultan Abdal gibi geleneksel tarihi ozanlardan esinlenmiş . Amatör ruhla Ekmek parası için evlerinin yakınlarındaki askeriye tarafında bağlama çalarken memleket hasreti çeken askerler onun türkülerine eşlik edip ona para verip ve ekmek alarak destek olmuşlar. Almanyadan gelen akrabaları sesini teype alarak ilk amatör kaset çalışmasını yapmış ama sahne hayatına geçirecek bir müzik çalışması değildi bu. Çocukluk ve hayatı çile ve yokluk içinde geçen genç Ali asker sonra eğitimi için Bursa ya geçmiş . Bursa da üniversitede okurken hem çalışmış ve hem de okumaya devam etmiş . Devrimci sosyalist sanatçı hüviyetine sahip olarak isci sınıfının emeğinin özgürlüğü ve barış, adalet, sosyalist, etnik kültür üzerine müzik çalışmaları yapmaya başlamış bağlama ve saz ile birlikte. Siyasi görüşleri nedeniyle cezaevinde yatan devrimci sanatçı bir süre kaldığı ( 2,5 yıl ) siyasi görüşleri nedeniyle )'de birçok defa gözaltına alınan ve kısa sürelerle cezaevlerinde yatan ali asker, son olarak 9 eylül 1980'de serbest bırakıldı. ama üç gün sonra (12 eylül darbesi) olduğunda baskılar arttı. kardeşi zeynel abidin ceylan, bu dönemde ankara'da işkence gördüğü sırada öldü. 1981 yılında tekrar yakalanarak 2,5 yıl cezaevinde yatan ali asker, serbest kaldıktan sonra 1984 yılında almanya'ya gitti. Ve 20 sene Almanya da ve Fransa’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Şu an hala müzik çalışmalarına devam eden sanatçı özellikle devrimci bir duruş sergilemiş olduğu için bu görüşlere sahip milyonlarca insan tarafından hala takip ediliyor ve eserleri çok
Ali Asker
Ali AskerSelçuk Duran · Kalkedon · 20151 okunma
Kitabı okumadım yaşadım sanki. Öyle dertlendirdi beni her satır.
10/10
·312 syf.··
2026 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 17:16
Kitapla alakalı uzun uzun aydınlatıcı cümleler yazmak isterdim ama hayatınızda yeteri kadar acı hüzün varsa bu kitap tuzu biberi olur. Kurgusu cok iyi akıcı zamanı olan insan bi kac saat ayirsa hepsini bi anda okur. Kitabi okudukca içim parçalandı diyebilirim. Bu kitabın gözleri olsa her sayfasi sırılsıklam olurdu. Yani 2 sayfa okusaniz ruh haliniz hemen değişiyor. Neden bu kitabi okuyup kemdime eziyet ediyorum diyebilirsiniz. Ben okurken canım cok yandı. Kendimden birşeyler bulmadım ama yinede dokunuyor insana bu kitap. Hayat gibi acımasız çile dert dolu hikaye #k:475384tarik Tarık Tufan
1000Kitap
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Beni en çok etkileyen 2. Dünya savaşı kitabı acı ,gözyaşı,çile, hasret,özlem… insanın okurken içine işliyor resmen kitabın içinde buluyorsunuz kendinizi bi kadının nasıl eriyip yok olduğunu içinizde hissediyorsunuz
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma