Çilem

Çilem
Okur-Yazar İmzalı kitap için bana ulaşabilirsiniz. Hikayeler bölümünden diğer yazımlarımı okuyabilirsiniz.
İstanbul
3378 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
youtube.com/@cilem84?si=oy0OeoTJtGPH4ClQ
Aşk sandığın kabusun olur
10/10
·290 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 22:58
Guy de Maupassant'an okuduğum bu ilk roman beni oldukça etkiledi. Kitapta tertemiz, iffetli büyük umutlar, düşler içinde yaşayan Jeanne'nin yerle bir olup, parçalanan, mutluluk beklentilerine, hayal kırıklıklarına tanıklık ediyoruz. Evet hayat; hayal ettiklerimiz, sandıklarımız, düşündüklerimiz değildir, aslında hayat yandığımız, yanıldığımız kadardır. Geçelim kitaba; Ailesinin küçük yaşlarda manastıra bıraktığı kızları Jeanne 17 yaşına gelince manastırdan alınır ve ailesinin yanına döner. Manastırda geçirdiği bomboş günleri ve düşlerle geçirdiği yalnızlığı sona ermiştir. Ailesi oldukça zengindir kızlarını almadan evvel ona bir şato hazırlamışlardır. Jeanne bu şatoda evlenmeyi düşünerek adını sıkça duyduğu aşk için sabırsızlanıyordur. Mutluluğu hayal ediyor ve umut ediyordur. Kısa zaman sonra köyün rahibi ile ailesi onu Julien adındaki yakışıklı bir beyefendi ile tanıştırdığında kendini hiç bilmediği bu heyecana çabucak kaptırır. Daha birbirlerini doğru dürüst tanımadan Jeanne, tüm saflığı, acemiliği, bilgisizliği ile ailenin de onayıyla Julien ile evlenir. O tatlı duygu ve saf heyecanlara aldanan genç kız yazık ki erkeklerin istekleri hakkında hiçbir şey bilmiyordur. Aşkın şiirsel olmayan yanını tanımıyordur. Jeanne, evlendikten sonra yanıldığını farkına varmıştır. Evliliğin hiçte öyle hayal ettiği gibi olmadığını anlamış, aşkına inandığı beyefendinin aslında yalancı, açgözlü, mala mülke, şehvete düşkün çapkın bir koca olduğunu görerek paramparça olmuştur. İki kere ihanete uğramıştır. İlk ihanete hamileyken tanık olmuş, tepki gösterip gitmek istemiş ancak çocuğu için affetmiştir. İkinci ihanete de sessizce katlanmış, bilmemezlikten gelmiştir. Artık onun için tek önemli olan şey oğludur. Bütün aşkını sevgisini oğluna vermiş, adeta onunla huzur bulmuştur. Yanından bir
Dünya Klasikleri Edebiyat Roman
Bir HayatGuy de Maupassant · Oğlak Yayınları · 2004275 okunma
Reklam
O kadar çok acı çekti ki sonunda bütün duygularını kaybetti
10/10
·244 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
Öncelikle Lermontov'un hayatına baktığınızda Zamanımızın Bir Kahramanı kitabı ile örtüşen otobiyografik öğeler bulabilirsiniz. Yazarın hayatını detaylı alıntıladığım bu gönderiyi okuyabilirsiniz. #295803373 Zamanımızın Bir Kahramanı, Peçorin'in Kafkasya maceralarının bir anlatımıdır. İlk bölümün açılışı "Bela" dan sonra Kafkaslar diyarının güzellikleri betimlenir ve gezgin anlatıcı, araya girip şöyle der: "Sanırım siz Bela'nın öyküsünün sonunu öğrenmek istiyorsunuzdur. Önce şunu söyleyeyim size, yazmakta olduğum bir öykü değil, gezi notlarıdır. Dolayısıyla, yüzbaşı (Maksim Maksimiç) öyküyü yolculuğumuzun neresinde anlattıysa ben de orasında anlatmalıyım. Bu yüzden ya bekleyeceksiniz ya da birkaç sayfayı okumadan çevireceksiniz. Ama bunu önermem size.." Buradan anlaşılacağı gibi Lermontov, doğa ve insan meselelerini birbirinden ayrı tutmuştur. Romanın anlatıcısı gezgin bir yolcudur. Yolcu, Yüzbaşı Maksim Maksimiç ile seyahat ediyordur. Maksim Maksimiç, sohbet sırasında arkadaşı Teğmen Grigoriy Aleksandroviç Peçorin'i anlatmaya başlar. Peçorin, gözüne kestirdiği Çerkez kızı Bela'yı kaçırtmış ve Bela'ya sahip olma arzusu ile onunla ilgilenmiştir zamanla Bela da onu sevmiştir ancak sonra Peçorin, Bela'dan sıkılıp, uzaklaşmaya başlamıştır. Tam bu sıkılma zamanlarında Bela'nın başına bir kötülük gelir ve ölür. Eğer ölmezse Peçorin'in onun bırakması ile yıkılacaktır. Bela'nın ölmesi ile Peçorin, hasta düşüp zayıflamış sonra da Maksim Maksimiç'le yollarını ayırıp Gürcistan'a atanmıştır. "Bela" olayında Peçorin' in erkeklere özgü rekabet ve kurnazlığı, kadınlara sahip olma arzusu ile birleştirilmiştir. Peçorin, ilk başlarda Bela'yı elde edene kadar onunla fazlaca ilgilenmiş, daha sonra sıkıldığından dem vurmuştur. İkinci bölümde gezgin yolcu ve
Edebiyat, Dünya Klasikleri, Roman
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · İletişim Yayınevi · 20235,5bin okunma
Suç, çöküş ve paranoya
9/10
·303 syf.··
2025 59. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 01:56
Rebecca F. Kuang, Amerikalı Çin doğumlu ve New York Times'ın en çok satanlar listesinin star yazarı. Wikipedia'da yazarı araştırırken aldığı eğitimleri görünce oldukça şaşırdım. Çünkü bunca eğitim ile bu kadar edebi anlamdan yoksun (Sarı Yüz'den bahsediyorum, diğer kitapları hakkında bir bilgim yok) bir kitap yazmak gerçekten çok şaşırtıcı. Sarı Yüz kurgu olarak iyi kurgulanmış, sürükleyici ve akıcı ilerliyor ancak edebi anlam açısından oldukça zayıf ve basit kalmış. Hani şöyle ahım şahım alıntılanacak bir pasajı yok denecek kadar az. Yazarın aldığı eğitimleri düşünürsek kurgunun edebi yönünün eksikliği bana şaşırtıcı geldi ve gereksiz şişirilip, abartılmış bir yazar olduğunu düşünüyorum. Kitapları birçok ödül almış ama nasıl almış bilemem. Yazarın çok genç oluşu (29), güzel oluşu, takipçi çokluğu, eğitimleri vs. gibi etkenlerin payı olabilir. (Zira Sarı Yüz'ün Athena Liu'sunda kendisi ile benzer hatlar bulabilirsiniz.) Kitabın orijinal adı olan “Yellowface” tanım olarak İngilizcede beyaz aktör ya da aktrislerin bir gösteri dahilinde Doğu Asyalı insanlar gibi görünmek için yaptıkları makyajı ifade ediyor. Bu tanım kitapta bahsedilen ırkçılığa da bir gönderme niteliğindedir. Kitabın kapağının da oldukça ilgi çekici olduğunu söyleyerek, geçelim kitabın konusuna; beyaz asıllı June Hayward (Song) yeteri kadar güzel olmayan ve başarıya henüz ulaşamamış bir yazardır. Diğer yazarımız ise parıldayan bir yıldız, başarıdan başarıya koşan, kitapları çok satanlar listesinden inmeyen, röportajlar, imza günleri, fuarlar, konuşmalar gibi etkinliklerde ilk aranan güzel, genç, June'nin istediği her şeye sahip olan, siyahi asıllı Amerikalı Çinli Athena Liu isminde bir yazardır. June, Athena ile okul yıllarından beri arkadaştır ancak onun bulunduğu konumu içten içe kıskanan, onun gibi
Edebiyat & Roman
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Kendini bulma yolculuğu
10/10
·114 syf.··
2025 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 00:24
Genellikle şiir kitabı incelemelerimde önce şairin hayatını ele alır, sonra şiirlerinden konuşurum. Benim için önce şair, sonra şiir gelir. Çünkü şiiri yazan kişinin iç dünyası şiiri doğurur. Ancak bugün şair hakkında bir bilgim olmadığı için şiirlerinden yola çıkarak inceleme yazmaya çalışacağım. Ahmed Arif'in toprağından gelen Diyarbakır'lı şairimiz Ensari Toprak kendisini yazarak bulmuş. Bunu şiirlerinde hissediyorsunuz. İnsan çoğu zaman kendini kaybolmuş, yenilmiş hisseder ve kendini hayata bağlayacak yollar arar. Aslında bu kitaba da yazarın kendini bulma yolculuğu diyebiliriz. "Ve yazarak, /Yaşamaya çalışıyorum, / Tüm yaşamadıklarımı, /İçimde ukde olarak, / Kalan ne varsa, /Yarım ne bırakılmışsa.." diyor. Yıllarca kendi kabuğuna çekilmiş, susturulmuş, önemsenmemiş, bir mahkum gibi karanlığına çekilmiş ama kalemiyle tanıştıktan sonra tüm sustuklarını haykırıp, özgürleşmiş yeni bir kalem Ensari Toprak. Şiirlere gelirsem şairimiz, farklı kelimelerle şiirlerini imgelemeyi seviyor çünkü kitapta bilmediğiniz birçok farklı kelime bulabilir, sözlüğe bakma ihtiyacı duyabilirsiniz. Bazı şiirlerinde ise devrik cümleler dikkatimi çekti, kafiye yok denecek kadar azdı. Ne yazık ki bunlar da şiirin ahengini bozdu. Mesela bir şiirinde şöyle demiş. "yazdığım bu anlamsız devrik cümleler bile / derman olmadı hayatımın kanayan yarasına" Şiirler imge ve farklı kelimeler açısından güçlü olsa da şiirdeki ahenk ve uyumu yakalayamadığımı söyleyebilirim. Ancak bunlara karşın kitabın içeriğinde çok iyi şiirlerde bulabilirsiniz. Ben birçok alıntı yaptım. Şiirlerinde doğa, tabiat, dağlar çiçekler, ayrılık, kavuşma, insanın hüznü, suskunluğu, yorgunluğu, yalnızlığı gibi temaları kullanmış. Yine bir şiirinde; "Artık büyük bir uyanışın eşiğindeyim dedi, Artık hayallerimi gerçekleştirme
Şiir
Kendimi ArarkenEnsari Toprak · Sirya Yayıncılık · 20255 okunma
"Her yokuşun bir de inişi vardır"
8/10
·292 syf.··
2025 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 12:41
Bazı aşklar yokuş yukarıdır. Çıkışı zordur. Zaman ister, emek ister, sabır ister. Bazen nefes nefese kalırsın o yokuşlarda kalbin heyacanlı ve hızlıdır. Bazense yorulup, tıkanır, devam etmekte zorlanırsın. Bunca meşakatten sonra yokuş aşağı inmekse hiç zor olmayacaktır. Yavaş yavaş kendini o dik yokuşların sonunda göreceksindir. Yazar İnan hanım'ı aslında şair yönüyle tanırım ve çokta değer verdiğim bir şairdir. Şiirleri öyle güzeldir ki Azade kitabı da bu şiirlerin kanıtıdır. İnsanın içine içine işler o şiirler, hayran kalınası dizelerdir. Ama üzülerek roman tarzını çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Önceki incelemelerimden bilirsiniz ben biraz sivri dilli bir eleştirmenimdir. Geçelim kitabımıza; Giresun'da başlayıp Antalya'da sona eren Bahar'ın hayatının, ortasında kalan bir Ankara hikayesi... Kitapta Giresun'dan hukuk eğitimi için Ankara'ya okumaya giden Bahar'ın orada Yusuf ile karşılaşması ve aralarında başlayan aşk kurgulanmış. Ancak bu aşk hikayesi ve kitabın kurgusu bana hiç geçmedi. Şöyle ki Yusuf ile Bahar'ın ilk tanışmaları sadece bir bakışma ile oldu. Hemen ertesi gün Bahar bu bakışı düşünmeye başladı ve Yusuf'ta ona mesaj yazdı. Bu tanışma olayı okuyucuyu etkilemeyecek derecede oldukça soğuk ve basit kurgulanmış. Günlük hayatta bu tür şeyler zaten var. Ancak bir romandan söz ediyorsak burada insan daha etkileyici kurgular bekliyor. Belki de ben beklentimi biraz yüksek tuttum, bilemiyorum. Diğer taraftan kitabın ortalarına kadar sadece olay akışları ile ilerleyip, kitabın sonlarına doğru okuyucuyu merakta bırakan "bu adam niye bu kızdan ayrıldı, sebep neydi" diye sorgulatan yazarım, sonucunda madem bu adam böyle bir olayın içindeydi ne diye gidip Bahar'ın kalbini çaldı" diye aklımızla oynuyor? Yusuf, yıllar önce bir kavgaya karışmış. Bir kadını kocasının
Roman-Edebiyat
Yokuş Yukarı Aşkİnan Durak Taş · Odessa Yayınevi · 20252 okunma
Reklam