Genellikle şiir kitabı incelemelerimde önce şairin hayatını ele alır, sonra şiirlerinden konuşurum. Benim için önce şair, sonra şiir gelir. Çünkü şiiri yazan kişinin iç dünyası şiiri doğurur. Ancak bugün şair hakkında bir bilgim olmadığı için şiirlerinden yola çıkarak inceleme yazmaya çalışacağım.
Ahmed Arif'in toprağından gelen Diyarbakır'lı şairimiz Ensari Toprak kendisini yazarak bulmuş. Bunu şiirlerinde hissediyorsunuz. İnsan çoğu zaman kendini kaybolmuş, yenilmiş hisseder ve kendini hayata bağlayacak yollar arar. Aslında bu kitaba da yazarın kendini bulma yolculuğu diyebiliriz.
"Ve yazarak, /Yaşamaya çalışıyorum, / Tüm yaşamadıklarımı, /İçimde ukde olarak, / Kalan ne varsa, /Yarım ne bırakılmışsa.." diyor. Yıllarca kendi kabuğuna çekilmiş, susturulmuş, önemsenmemiş, bir mahkum gibi karanlığına çekilmiş ama kalemiyle tanıştıktan sonra tüm sustuklarını haykırıp, özgürleşmiş yeni bir kalem Ensari Toprak.
Şiirlere gelirsem şairimiz, farklı kelimelerle şiirlerini imgelemeyi seviyor çünkü kitapta bilmediğiniz birçok farklı kelime bulabilir, sözlüğe bakma ihtiyacı duyabilirsiniz. Bazı şiirlerinde ise devrik cümleler dikkatimi çekti, kafiye yok denecek kadar azdı. Ne yazık ki bunlar da şiirin ahengini bozdu. Mesela bir şiirinde şöyle demiş. "yazdığım bu anlamsız devrik cümleler bile / derman olmadı hayatımın kanayan yarasına" Şiirler imge ve farklı kelimeler açısından güçlü olsa da şiirdeki ahenk ve uyumu yakalayamadığımı söyleyebilirim. Ancak bunlara karşın kitabın içeriğinde çok iyi şiirlerde bulabilirsiniz. Ben birçok alıntı yaptım. Şiirlerinde doğa, tabiat, dağlar çiçekler, ayrılık, kavuşma, insanın hüznü, suskunluğu, yorgunluğu, yalnızlığı gibi temaları kullanmış.
Yine bir şiirinde;
"Artık büyük bir uyanışın eşiğindeyim dedi,
Artık hayallerimi gerçekleştirme