Vur Emri
Bir haber dolaşır semada pul pul Kılınçlar bilensin, akın var Çin'e. Yiğitler at sürer düşman içine Tarihe hükmeden bir ses duyulur: -Vur! TÜRKLÜK aşkına vur! Yüklenir bir ülke oymak ve avul, Sel olur ordular, batıya akar. Uçar elden ele bozkurtlu bayraklar. Emreder bir başbuğ, sade ve vakur: -Vur! BAYRAK aşkına vur! Karışır top sesi, nal sesi, davul...' Çağdan çağa çığır açar gemiler. Bir hakan atını denize sürer Ve der ki: "Yıkılsın Bizans'ı koruyan sur." -Vur! FETİH aşkına vur! Parçalanmak istenir bir ülke, Anadolu' dur: Şahlanır bir anda bin yıllık hınçlar. Eser poyraz gibi eğri kılınçlar, Kütahya düzünde kelle savrulur. .. -Vur! TOPRAK aşkına vur! Ya ... İşte tarihin böyledir oğul! Geçmişten hız alsın geleceğin de ... Göster Türklüğünü tunç bileğinle! Bu dine, bu ırka ve bu toprağa Sataşmak isterse herhangi gavur: -Vur! ALLAH aşkına vur!
Kadim Yayınları
kaldırımlar sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.yolumun karanlığa saplanan noktasında,sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.in cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;biri benim, biri de serseri kaldırımlar.içimde damla damla bir korku birikiyor;sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi... // necip fazıl kısakürek
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kaldırımlar...
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Feminizm, kadını erkek gibi olmaya iterken, kadının cin-sel kimliğine zarar vermektedir. Kadın, kadınlık özellikleri- ni ve farklılıklarını güçlendirdiği zaman kadındır. Psikolojik olarak iki cins birbirinden üstün değil, farklıdır. Bu farklılık, hukuki değer açısından da önemlidir. Kadın duygusal özellikler, estetik ve koruma içgüdüsü bakımından ileriyken, erkek dış ortamla savaşma, avcı özellikleri itibarıyla öndedir; böylece taraflat birbirlerini tamamlar.
Sayfa 246·Kitabı okudu
KALDIRIMLAR-1
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Şiir
"Daha şimdiden her yıl, ormanların ve denizlerin soğurabileceğinin iki katı sera gazı üretiyoruz. Hortumlar, sel felaketleri ve heyelanlar bize daha bugünden, işlediğimiz hammaddelerden kazandıklarımızın çok üstünde bir rakama mal oluyor. Ve yine daha şimdiden bir milyar insan içme suyu sıkıntısı çekerken, her bir Amerikalı günde sekiz bin litre su tüketiyor. Bunlar sizin rakamlarınız David. Herkes bu gerçekleri internetten öğrenebilir, buna rağmen sadece bir kilogramlık domuz eti üretimi için on bin litre su kullanıldığını ancak sizinle konuştuktan sonra öğrendim. Üstelik domuz Çin'de henüz yeni tüketilmeye başlandı. Herkes Amerikalılar ve Avrupalılar gibi bir yaşam sürseydi, daha şimdiden topraklarımızı işletmeye yetecek kadar suyumuz kalmazdı.."
Sayfa 383 - Pegasus Yayınları·Kitabı okudu
Gerilim