Yunan mitolojisi veya Sherlock Holmesvari olaylarla dolu roman.
9/10
·504 syf.·
2026 38. kitabı
Roman, Berlin Emniyet Müdürlüğü'nde görevli Türk kökenli Başkomiser Yıldız Karasu ve Alman ortağı Tobias Becker'ın, vahşice işlenmiş bir cinayet mahalline çağrılmasıyla başlar. Klasik dedektif ve cinayet romanı, lakin işin içinde Tanrılar varsa, bu iş kaçınılmaz olabilir. Karakterlerimiz; Yıldız ve Toby'nin, ister meslektaş olarak arkadaşlığı, isterse de dert ortağı bakımından her koşulda desteği çok iyi nüanslardan biri idi fikrimce. Dil, din, cins millet, renk, farketmeksizin insanlar birlikte iş, arkadaş ve hatta aile ilişkisi kurabiliyorsa, dünya bazıları için Uranüs'ün cenneti, bazıları için Hades'in cehennemi olabiliyor. Adeta ritüelistik tarzında sayılan bu cinayet'in bir çok şüphelisi olmasına rağmen, romanın sonuna kadar heyacanını yitirmeden soluksuz devam etti. Sherlock Holmesvari tarzı bu romanda dikkatimi çeken konulardan biri de; Yazar sadece mitolojik tanrıları değil, aynı zamanda kayıp tarihleri ve hafızaları da dikkat merkezine çekmiştir. Romanın daha ilk sayfasında; "Unutmanın bedelini ödeyecek unutanlar. Unuttuğunuz yerden başlayacağım." s.13 belirterek, eylemlerin bir nevi antikvari öfkesini göstermeye çalışmıştır fikrimce. Psikolojiye de bir az yer veren yazar, insanın unutkan varlık olduğunu da sürekli baş veren olayların niteliğinde hatırlatmaya çalışıyordu zannımca. Dil bakımından olsun, hikâyesi olsun akıcı ve de sürükleyici idi. Çok beğendim. Keyifli okumalar diliyorum.
Düşünce
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
Analitik Psikolojinin kurucusu olan Carl Gustav Jung, özellikle persona, anima, animus, gölge, anne karmaşası ve ilişkilerin dinamiğinde önemli bir yere sahip olan içsel karşı cins imgelerini; yani erkekteki dişil ruh olan anima ile kadındaki eril ruh olan animus kavramlarını, yaşadığı dönemin ötesine geçen bir şekilde ele almakta... Jung'un Feminen ismini verdiği kitabı, ruhsal bütünlüğe ulaşma ve bireyleşme yolculuğunda bu kavramların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Anne karnından başlayıp ölüm anına kadar süren kendini gerçekleştirme serüvenimizde arketiplerin belirleyici rolünü vurgulayan Jung, verdiği örnekler ve özellikle kendi deneyimleri üzerinden okuyucuda önemli farkındalıklar yaratmayı başarmış. Kitabın okunması ve anlaşılması yer yer zorlayıcı olabilir. Özellikle Jung'un terminolojisine ve temel kavramlarına yabancı olan okuyucular, anlatılanları tam anlamıyla anlamakta güçlük çekebilir. Ancak metin üzerine düşünerek ve sindirerek okunduğunda, içerisinde son derece kıymetli psikolojik ve felsefi içgörüler barındırdığı görülecektir. Gerçi Jung kendini bir filozof olarak görmesede bu anlamda da değeri oldukça yüksektir.
FeminenCarl Gustav Jung · Pinhan · 2016628 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
2/10
·416 syf.··
2026 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 07:28
Neden erkek karakter analizleri hep düzgün ve duyarlı iken kadın karakter analizleri sapık ve kötü bu yazara feminist falan demeyin bence kendinin de farketmediği kadın düşmanlığı var bilinç altında kitabı bir de bu gözle okuyun anlattığı kadınlara ben hiç rastlamadım sürekli cinssllik isteyen ve düşünen cins erkek değil mi? Romanda erkekler hep mağdur kadınlar hep o… gibi anlatmış bana çok tuhaf geldi bu roman ve her kadını rahatsız edecek etmesi gereken şeyler var. Sıkıcılığı ve dağınık etkisiz cümleler de cabası, bir şey yazmaya çalışılmış hissi uyandırdı, zaman kaybı
Morİnci Aral · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20131,799 okunma
"Umudu da satıyor namussuzlar, umutsuzluğu da"
8/10
·448 syf.··
2026 33. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 17:55
Dönemin kahpeliğini hissediyorsunuz okurken. Her cins her rütbe kahpelik. Beş yüz lira etmeyen kahpelikler... Epey düşündüğüm bir eser oldu. Öyle ki marksist ve din karşıtı olmasına rağmen okuttu. Çünkü bu "rağmen" gösteriyor ki taşıdığın sorumlulukta durmaksızın hakikati araman -öyle onu buldum diye kendini ya da milleti kandırmaktan kaçınman- ve benliğini yalnız geri kalmaktan değil ileri gitmekten de koruman gerekiyor, çizgiyi aşmayı kastediyorum. Zira insan bir kez haddini aşmayagörsün öyle kolay yozlaşıyor ki. Üstüne bir de bu yozlaşma kitleselse, yazarın bu nefret tavrı bir nebze anlaşılabiliyor. Ezanı dilenciye benzetiyor, örtü bir kara leke, ne anladıysa ondan Yasin'e bile öfkelenmiş. Anadolu'daki mücadeleyi sanki din düşmanları sürdürüyor gibi konuşmak, hele bunu fransız kadınları özleyen batı özentisi heriflerin yapması kanıma dokunsa da; sanırım tarihi biraz da savaşta ölmeyen adamlar yazıyor. Peki sen "vatan uğruna" türlü türlü kahpeliklerin ne kadarından sakınırdın? Kemiklerin sızlasa, gözün de patlasa? Veya boş bir odada hiçbir şeysiz yılları beklerken? Donarken ya da kan üstünde akarken? Biz yazarın dediği gibi, savaşı ve vatan kazanmayı aruzlu beyitlerden ibaret biliyoruz. Böylesi korkunç acılar üstüne laf söylemek ne haddimize...
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 78. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:10
İstasyon... Kelime anlamı olarak state yani beklemekten geliyor. Farsça îstgâh...îstâden mastarından... beklemek...Durak...durmaktan... Durmak, beklemek...pasif bir hal insan için. Kendilik sınırlarını yoklamaya çıkan insan hangi duraktan yola çıkıyor? Otobüs, tren, tramvay, metro bekliyoruz duraklarda. Vapurları beklemek yeri ise iskeleler... Her nerede beklersek bekleyelim yolculuğun gölgeleri içimize düşüyor. Ve beklemek kaderimizde en çok payımıza düşen şey. Bir halden bir hale geçiş için vize hükmünde beklemek eylemi. Başkentler başkenti... Mırıldanıyorum Sezai Karakoç'tan..."Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine"... Deniz...bir özel isim ve yarı örtülü bir özne olarak denizler ortasında bir adaya gelir sürgün olarak... beklemek için. Bir halden bir hale geçmek için...bir başkentte...bir başkente bağlı bir adada...akıl almıyor değil mi? Başkenti ikiye bölen bir ada! Ancak hayal ülkelerin başkentinde ada olur...belki Kasım İstanbul'da... Hikaye kısmına hiç girmiyorum...çünkü beni heyecanlandıran...bir özel isim olarak değil, cins isim olarak denizdi...denizler ortasında bir başkent gettosu bir adaydı...ne yaşanırdı be....ne yazılırdı be....
İstasyonBirgül Oğuz · Metis Yayınları · 2020321 okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:07
Alice Feeney nbr, yapıyorsun bu işi ha şımarma ama. "Bazı sırlar gizlendiği gölgelerden daha karanlıktır" cümleyi kes korktunuz dimi Yaşlı bir teyzemiz var, falcının biri kadına demiş 80. yaş gününden öleceksin falan. Manyak ya söylenir mi lan böyle dan diye. Başka bisey salla yani. Uzun bir yol var de. Biri seni kıskanıyor de. Çekemiyorlar falan de ver gazı yani. Yaşlı teyzemiz ölmeden önce her sene olduğu gibi bir kez daha bir araya getirir aileyi. Aile desikae dışarıdan aile dersin ama içeridem aman aman düşman başına. Ailede herkes birinirinin kuyusunu kazıyor. Neyse bunlar bir araya geldi tabi. Evde. Cins bir yerde etrafı sularla çevrili gel git oluyor şu geldim gitmiyor falan. Yaşlı teyze planı yapmış, ev halkının haberi yok tabi. Ev halkı bekliyor ki oturma odasının ışığı kapatılacak içeriden biri gizlice aldığı pasta ile gelecek mumlar yanık şekilde, alkışlar içinde iyiki doğdun falan filan, yok öyle olmuyor işte. Ailenin gizli kapmış sırları gün yüzüne çıkıyor ve aile fertleri teker teker mefta oluyor. Herkesten şüphe ederek ilerliyor konu, ama o değil işte 10/8 veriyorum. İyi okumalarınız olsun. Şüphesiz ki okumak iyidir Tavsiye için Gül teşekkürler
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,356 okunma