Çirkince
"Sen sahipli memleketi sahipsiz eden beylerin yakasına yapıș"
Çirkince
"Hakkı olan alamadı hakkı olmayan binlerce aldı"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Birbirlerini çirkince kirletmeden, canavara dönüştürmeden önce tertemizdiler bu varlıklar... Bu çocuklara ne oluyordu da iğrenç, umursamaz, hissetmez, anlamaz insansılara dönüşüyorlardı?
Sayfa 369 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
“Çirkince”, Sabahattin Ali’nin gezi-gözlem ile hikâyeyi birleştirdiği, Ege’deki bir Rum köyünü konu alan öyküsüdür. Bugün Şirince olarak bilinen köyün eski adı Çirkince’dir. Hikâyede anlatıcı, Ege’de yaptığı bir yolculuk sırasında Çirkince köyüne gider. Köyün adını duyduğunda ilk olarak bakımsız, çirkin ve sıradan bir yer bekler. Çünkü “Çirkince” adı insanda olumsuz bir çağrışım uyandırmaktadır. Ancak köye yaklaştıkça beklentilerinin tamamen yanlış olduğunu fark eder. Dağların arasına kurulmuş köy, bağları, zeytinlikleri, taş evleri ve doğal güzelliğiyle son derece etkileyicidir. Anlatıcı, böylesine güzel bir yere neden “Çirkince” denildiğini merak eder. Köylülerden dinlediği rivayete göre eski zamanlarda köy halkı, dışarıdan insanların gelip buraya yerleşmesini istemediği için köye özellikle kötü bir isim vermiştir. Böylece yabancılar buranın değersiz bir yer olduğunu düşünüp uzak duracaklardır. Anlatıcı köyde dolaştıkça yalnızca doğayı değil, insanların yaşam biçimini de gözlemler. O dönemde köyün büyük kısmı Rumlardan oluşmaktadır. İnsanlar bağcılık, zeytincilik ve tarımla uğraşmaktadır. Köyde dikkat çeken şeylerden biri, insanların çalışkanlığı ve düzenidir. Evler temizdir, sokaklar bakımlıdır ve günlük yaşam belirli bir düzen içinde sürmektedir. Sabahattin Ali, köyü anlatırken yalnızca manzaraları tasvir etmez; aynı zamanda Anadolu'nun kültürel çeşitliliğini de gösterir. Rum köylülerle Türklerin bir arada yaşadığı dönemin izleri hikâyede hissedilir. Bu nedenle öykü bir anlamda geçmişe tutulmuş bir ayna gibidir. Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde anlatıcı, insanların bir yer hakkında yalnızca adına veya dış görünüşüne bakarak hüküm vermesinin yanlışlığını düşünür. Çirkince adı ilk bakışta olumsuz bir izlenim yaratırken, gerçekte köy son derece güzel ve
Edebiyat
Geçici sevgi
Şimdi, bana kalırsa mesele şu: Başta da söylediğim gibi; bu iş tek taraflı değil, sevgi tek başına ve kendiliğinden ne güzeldir, ne çirkin. Güzeldir güzel yapılırsa, çirkindir çirkin yapılırsa. Düşkün bir insanın arzularına çirkince kapılmak ne kadar kötüyse, değerli bir insana kendini güzel bir şekilde vermek o kadar iyidir. Düşkün dediğimiz; orta malı sevgiye düşen, candan çok bedeni seven adamdır. Bu sevgi uzun sürmez, çünkü sevilen şey sürekli değildir. Asıl sevdiği şey, sevgilinin bedeni bir çiçek gibi solar solmaz, sözler, antlarla birlikte sevgi de uçar gider. Bir insan, içi güzel diye sevse ömür boyu sever, çünkü sürekli bir şeye bağlanmıştır.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Ameana, çiftleşmekten bitkin düşmüş o kız, benden tam tamına on bin sesters istedi, şu, burnu biraz çirkince kız, işte, topu atmış Formiaelının kız arkadaşı. Kızcağız için endişelenen siz akrabaları ne duruyorsunuz, arkadaşlarını çağırın, doktorları: bu kızın aklı yerinde değil, artık sorma nasıl diye, madeni paraların hayalini görüp duruyor.