Puan vermedi
Çiçek, Çiçeğim… Keşke sonun böyle olmasaydı. Bu kitabı okumak, seni okumak çok güzeldi. Senin için mutlu olmak, senin için ağlamak çok güzeldi. Kendini kötü sansan bile içindeki iyiliği görmek çok güzeldi. İçindeki o çocuğun Ayza’yla beraber dışarı çıkacağına inanmak, senin tekrar bir çocuk gibi mutlu olacağına inanmak çok çok güzeldi. Ayza, Çiçek’i en çok sevdiğine inandığım sen oldun. Onu sevdiğini söyleyen herkese inat bunu hissettiren tek kişi oldun. İyi ki, iyi ki Çiçek’in hayatında oldun. Dolunay, Çiçek’i hak etmediğini düşündüm hep. Kitabın sonuna kadar da böyle hissettim. Dolunay, Doğukan, Asır, Kübra, Efe, Aycan… Hiç biri hak etmiyordu bence Çiçek’i. “Kalbim seni istiyor” diyen Asır bile. Kitabın sonunda onların da acı çekip, çekmediğini görmek isterdim. Bence Çiçek’in hayatına en son giren Ayza bile onlardan daha çok acı çekmiştir. En acısı da Çiçek hep onların en sevdiği şeyleri bildi, ama hiç biri, kardeşi bile, o en çok neyi sever bilemediler. Hiçbiri, hiçbir zaman onun yanında olmadılar, Dolunay’ın yanında oldukları gibi Çiçek’in yanında hiç olmadılar. Belki yanında olsalardı hiç bir şey böyle olmazdı. Ayza iyi ki vardı, iyi ki Çiçek kimsesiz kalmadı…
03:03 Dolunayda Açan ÇiçekN. G. Kabal · Ephesus Yayınları · 20205,1bin okunma
9/10
·174 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:15
Nobel Edebiyat Ödüllü Toni Morrison’dan okuduğum beşinci kitap olan Merhamet 1600’lü yıllarda “kadın” ve “kölelik”temaları üzerine kurgulanan derin bir kitaptı… Tıpkı bir önce okuduğum “Geniş Geniş Bir Deniz”kitabı gibi 1600’ lü yıllarda geçen birbirinden farklı dört kadının bir adamın yolları aynı yerde kesişir… Annesi tarafından borç karşılığı verilen bir kız çocuğu,bir beyaz kadın,tacavüze uğrayıp hamile kalan bir başka kız çocuğu,kilise tarafından tacize uğramış bir beyaz çocuk aynı çiftlikte bir araya gelir… Her bölüm farklı bir karakterin ağzından anlatıldığı için biraz karışık gibi gelse de sayfalar ilerledikçe ortaya çıkan hazin tablo okuyanı derinden etkiler… O dönemde kadın olmanın kanayan bir yara olduğunu düşünen yazar;üzerine bir de köle kadın olmayı ekleyince bu zorluğun nasıl ikiye katlandığını gösterme tekniği ile kurgusuna müthiş yerleştirmiş… Kullanılan tekniklerden dolayı okuyanı zorlasa dahi;kadın,kölelik,anne/çocuk gibi iç içe geçen temalar ile okuyanı zorlu bir yolculuğa çıkaran bu özel kitabı bu tarz kitap okumayı sevenlere tavsiye ederim…
1000Kitap
MerhametToni Morrison · Sel Yayıncılık · 2015677 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
live laugh love sirius black
10/10
·510 syf.··
2026 57. kitabı
Yetişkinken bu seriyi tekrar okumak içimdeki çocuk için yaptığım en iyi şey. Sirius ve James benim hep favori karakterlerim olmuştu, bu kitap onlarla buluştuğum sıcacık bir kafe gibi hissettiriyor. Replikler, plot, karakterler her şey o kadar iyi ki, 10 puan vermek yetmiyor. Sirius’a yapılan o haksızlık şu an beni daha da öfkelendiriyor, 12 yıl Azkaban’da yapmadığı bir şey için kalması korkunç. Kitabın başından beri onun hakkında yapılan kötü varsayımları öfkeyle okudum ama en nihayetinde Harry bir sürü yetişkinin yapamadığını yapıp onu dinledi de, masumluğu kanıtlandı. Severus seni hiç sevmedim, sevmicem de. “Ben Sirius Black, Harry Potter’ın vaftiz babası sıfatıyla, onun hafta sonlarında Hogsmeade’i ziyaret etmesine izin veriyorum.”
Harry Potter ve Azkaban TutsağıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 200142,3bin okunma
Puan vermedi·260 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:18
Nietzsche yine bildiğimiz gibi. Ya da bilmediğimiz gibi. Onu anlamak güç. Zaten yazar da Nietzsche’nin kendinin pek anlaşılmak istemediğinden bahsediyor. Ona göre onu basit beyinler anlayamaz. Anlayacak olanlar henüz doğmamıştır. Peki nasıl bu kadar popüler oldu? Bir yazar olarak pek başarılı olduğu söylenemez. Kitaplarını ilk çıkardığı günden beri satış rakamları hayli komik. Ders verdiği üniversitede bile ne öğrencileri ne de diğer hocalar onun kitaplarını ciddiye alıyorlar. Ve tüm bunlara rağmen o, bu kitapların anlaşılılmadığı için satılmadığından dem vuruyor. Ve yazmaya çağdaşlarına ve eski filozoflara savaşmaya devam ediyor. Başta bir filolog olarak işe başlasa da ilerleyen zamanlarda bir feylesof hissediyor kendini. Kadınlara düşkün olduğu ve genelevlerden çıkmadığı da rivayetler arasında. Hatta son günlerinde nörolojik belirtiler göstermesinin genç yaşlarında yaşadığı frenginin uzun dönem etkileri olduğu söyleniyor. Yazar tüm bunlara kesinlik olarak bakamıyor. Ancak hastalığın seyri ilerleme sıralaması ve son dönemdeki belirtiler bu hastalığa uyumlu görünüyor demekle yetiniyor. Nietzsche hastalandıktan sonra kardeşi Elizabeth özellikle Antisemitik kocası yüzünden onun yazılarının telif haklarını satın alıyor ve nazif propagandasında bunların kullanılmasını sağlıyor. Esasında Nietzsche sağlığında birkaç Antisemitik dergiye karşı tavrını ortaya koymuş ve kesinlikle milliyetçilikten uzak durmuştur. yaramaz çocuk nietzsche‘nin okuduğum onca kitabından sonra bu kitapla Nietzsche okumalarıma son vereceğim. Bir çok şey söylemiş ancak tam olarak ne söylemiş yazar da bunu söyleyemiyor. Maalesef Shoppenhauer’in kadınları aşağılayıcı tavrından kurtulamamış. Ve yıllar boyunca aforizmaları’nı her yerde görmeye devam edeceğiz. Ne kadar popüler olsa da bazı konularda ilkel
Felsefe
Şipşak NietzschePeter Zudeick · Doğan Kitap · 201441 okunma
10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Küçük ajanlara öneriyorum çok eğleneceksiniz. Hem oğlum hem ben çok eğlendik öneriyoruz sizlerede. Karakterler ve içerik harika çevirmenlere de teşekkürler
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202635 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 166. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
"ÖZGÜRLEŞEN GÖKYÜZÜ" "Adı Zahra'ydı. Sandık açıldığında ilk gördüğüm şey sadece onun gözleriydi; yaşayan tüm canlılarınkinden daha büyük, devasa altın küreler, bir yırtıcının öldürücü bakışıyla üzerime dikilmişti. O yuvasından koparılmış, bir yaşında bir yavru kuştu; şimdiden ölümcül ve devasaydı. Bense on sekiz yaşında, minyon, yaralı, aşırı kaygılı bir kadındım. Ter ellerimi, ağır deri iş eldivenleri ve kararmış bir pullu yelek içindeki vücudumu kaplamıştı. Daha ilk günden ölen rokh terbiyecileri olurdu. Başıma gelse, yerimi başka bir çırak alırdı." Rokh kuşları avlarını uzaklara taşımazdı ama annem bunu bilmiyordu. Çocuk yaşta bir mantikor saldırısında annesini ve kardeşini kaybeden Ester'in hikâyesi, klasik bir intikam destanı gibi başlasada yazar, bu tanıdık motifin üzerine öyle derin duygusal katmanlar ekliyor ki, kitap bitip de gökyüzüne baktığımızda kanat seslerini duyuyoruz âdeta. Bir mantikorun annesini ve küçük kardeşini öldürmesiyle Ester'in ailesi parçalanır. Geriye babasının acı dolu sessizliği ve ailesini elinden alan canavarları öldürmeye yönelik güçlü bir arzudan başka bir şey kalmaz. Saldırıdan sağ kurtulan Ester, yıllar sonra mantikorlarla mücadele eden seçkin Rokh terbiyecileri arasına katılınca Zahra adlı güçlü bir Rokh kuşuyla eşleşmesi, hayatının dönüm noktası olur. Başlangıçta eğitim zorlu. Çünkü bu sadece bir kuşu terbiye etme meselesi değil; Ester kendi içindeki vahşi yaratıkla da yüzleşiyor. Öfkesi, korkusu, acısı, içinde yeşeren bitmek bilmeyen intikamıı... Tüm bunları Zahra'ya aktarmadan, onunla gerçek bir bağ kurmayı öğrenmesi ise zaman alıyor. Etkileyici olan şey ise: Ester, Zahra'yı kontrol etmeyi değil, onunla dans etmeyi öğreniyor. İmparatorluğun büyük mantikor avına seçildiğinde, Ester artık farklı biridir. Arkadaşları Darius ve
Edebiyat
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20265 okunma