Kederlendi. Onu neşelendirmek için akla karayı seçtim. Yağmur başlayınca neşesi yerine geldi. Bölümde ona asılan çocuktan söz etti. Bu kez benim neşem kaçtı. O çocuk da şiir yazıyormuş. Bir daha ömür boyu şiir yazmayacağımı söyledim, söz verdim. "Avcunu aç!" dedi bana. Sımsıkı yumruk yaptığı küçük elini avcuma koydu ve bir şey bıraktı. Minicik, camdan bir kalp. "Bunu hiç yanından ayırma!" dedi. Sonra öyle güzel utandı ki, her şeyi unuttum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Geceler ülkesine yol alır otomobiller
Kahinler gibi oturmuş içine şoförler
Ne şakacı kahin şu makine rahipleri
Büyük şehirlerden getirmişler tozlarını
Büyük uygarlıklar biberini
Bürolar keskin keskin geometri kokar
Evler deniz dibi yosunlarıyla yumuşak
Ve çocuk okuldan eve dönüyor koşarak
Sonbaharı içiyor sarhoşlar bir bahçe kıyısında
Al yosunlarda
Göğü bir şişe gibi kırarak
Bir şarap şişesi gibi
Ve bir ordu yürüyor durmadan
Durarak
Sancağı gösteriyor bir kumandan
En yüksek kayalardan
Krateri bir kartal biçiminde donmuş
Yağmur savuran dağlara doğru
Haykırarak
Yazları kızlar soğutuyorlar bir karpuz gibi su kıyısında
Dokunan bir ipek gibi savuruyorlar
Sonra bahar bahar bahar
Bir kentte ihtilal
Bir kentte grev
Bir ülkede savaş var
Çiftler geçiyorlar ağaç altlarından kolkola
Bir yolda ki taşları eski menekşelerden kalma
Ben bır bardağın arkasına saklanarak uzatıyorum sana
Sen bardağın içinden uzanarak
Bu demeti alsana
Ben bu park ırmağının asma köprüsünden
Sonuç olarak, cahiliye devrinde mevcut olan küçük yaştaki kızlarla evlenme geleneği İslam'dan sonra da varlığını sürdürmüş, İslam hukukçularının kahir ekseriyeti de bunu meşru kabul etmiştir. Vakıa budur; ancak bize göre bu gelenek dinî-ahlâkî bir nitelik taşımamakta, dolayısıyla dinî ahkâm kapsamında mütalaa etmek yerine kendi tarihsel ve kültürel bağlamında değerlendirmek daha uygun gözükmektedir.
Her şeyden önce ana-babaları eğitmek, yola getirmek gerek ki onlar da çocuklarına sahip çıksınlar. Çünkü bunlar çocuk işi değil. Onları kullanıyorlar. Zavallıların kanına giriyorlar. On altı-on yedi yaşında zavallı sübyanlar, ne bilir, ne anlar? Biz onların yaşındayken, kitaptan başımızı kaldırmazdık Ve çok şükür bu yaşımıza geldik. Halbuki bu çocukların yaşları, başları yok.Yaşamamış gibi yaşıyorlar.
Onlara acıyorum, ama elimden hiçbir şey gelmiyor.
Yazık bu çocuklara!
Yazık bu vatana!