• 136 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    S.Hawking A.Einstein'dan sonra gelmiş en büyük fizikçi diye öngörülüyor. Bence tam bir deha kendisi.

    Kitaba gelecek olursak çok çarpıcı tahminler, yorumlar ve bilgiler bizi bekliyor kitapta ben aforizma okumayı seviyorum ama S.Hawking çok akıcı bir dil kullanmış diğer kitaplarına göre özellikle uzaya ve bilime merakı olan herkes okumalı ve okutmalıdır.
  • 136 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Aforizmanın sözlükte iki anlamı vardır; 1- özdeyiş 2- özlü, çarpıcı veya aykırı sözdür. Şimdi ünlü bilimadamının kitabı için veya aforizmaları için ikinci tanım daha açıklayıcı olabilir. İnsanlar bilim evren Tanrı kendi yaşamı uzay yer çekimi kara delik veya fizik kurallarıyla alakalı bir çok aforizma yazmıştır. Şaşırtıyor düşündürüyor en önemlisi de sizi soru sormaya, irdelemeye ve sorgulamaya yöneltiyor. Alınması okunması ve kitaplıkta bulundurulması gereken kitaplardandır diyebilirim. Keyifli okumalar dilerim.
  • İki ayaklılar düşmanımızdır. Dört ayaklılar ve kanatlılar dostumuzdur. Şunu da unutmayın ki, İnsan'a karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğiniz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın. Hiçbir hayvan asla bir evde yaşamamalı, yatakta yatmamalı, giysi giymemeli, içki ve sigara içmemeli, paraya el sürmemeli, ticaretle uğraşmamalı. İnsan'ın bütün alışkanlıkları kötüdür. Ve en önemlisi, hiçbir hayvan kendi türünden olanlara zorbalık etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmemeli. Bütün hayvanlar eşittir.
  • 109 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    ISSIZ ADAM

    Kafka...
    Yalnız adam...
    Küskün çocuk...
    Genç ölü...
    Modern edebiyatın ikonik genci...
    Hayata baştan kaybedilmiş bir savaş olarak bakar.
    Belki de haklıdır...

    Çünkü :
    Babasından nefret ederek büyüyen öfkeli ve bir o kadar kırılgan bir çocukluk geçirmiştir...
    İki erkek kardeşi küçükken ölmüştür...
    3 kız kardeşini ( Elli, Valli ve Ottla) Nazi Almanyasının organize ettiği Yahudi soykırımında kaybetmiştir.
    Çok sevdiği Milena’sı Alman toplama kampında hayatını kaybetmiştir.

    Yalnızdır...
    Çünkü:
    Almanca konuştuğu için Çekler tarafından , Yahudi olduğu için de Almanlar tarafından sevilmez.
    Ve....
    41 yaşındayken veremden ölür...
    41 yıla sığdırdığı tüm eserlerini en yakın arkadaşı Max Brod’a ölümünden sonra yakmasını vasiyet eder.
    İşte yerine getirilmeyen vasiyet sonucunda Milena’yı, Gregor Samsa’yı tanıdık.
    Ve Aforizmaları...

    Nedir AFORİZMA?
    Çarpıcı,aykırı, özlü söz...
    41 yılın özeti bir bakıma...
    Kafka’nın kalbini elimize vermesi...
    Aklını ortaya koyması...
    Çarpıyorlar mı peki?
    Hem de dönüp aynaya bakacak kadar...
    Kafka bu....
    Hafife alınmaz...

    Salih Bey’e teşekkür ederim şahsım adına bu etkinliğe zevkle katıldım.
    Aforizmalardan :

    “Sen ödevsin. Ama görünürde öğrenci yok.”

    “Dünyadaki uyumsuzluk, şükür ki, sadece sayısal bir uyumsuzluğa benziyor.”

    “Bu dünya için koşumlarını takınman gülünç.”

    “Dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol.”

    Son Söz: Edebiyatın kırgın ve ıssız adamı Kafka, iyi ki vasiyetine ihanet edildi de sonsuz yaşama kavuştu...
  • 215 syf.
    ·12 günde·Puan vermedi
    İncelemeyi çok uzatmayacağım. Lakin başıma bir şey gelmeyecekse eğer, şu "yeraltı edebiyatı" kavramından hiç hoşlanmadığımı belirterek başlamak isterim incelemeye. Bana göre edebiyatı böyle bir dala ayırmak saçma ve üzücü. "Yeraltı Edebiyatı" kavramını hiç sevmedim, sevmeyeceğim, kabul de etmeyeceğim efendim.
    Yalnızlığı, insanları ve onların özündeki kötülüğü, toplumdan dışlanmayı anlatan birçok yazar ve kitap var, fakat ben insanın içini bu kadar huzursuzlukla dolduran kitapları beğenmiyorum. Hakan Günday'ı o yüzden okumuyorum veya okumaya başladığım kitaplarını yarım bırakıyorum. Bu kitabı da en yakın arkadaşım önerdiği için okudum.
    Elbette ki yazarın kalemini veya marifetini sorgulayamam fakat yok yere aforizma kasan yazarlar son zamanlarda beni boğuyor. Bir yerden sonra okuyasım kalmıyor çünkü ne kadar çok aforizma varsa samimiyet o kadar azalıyor benim nazarımda. Sonunu çok daha çarpıcı beklerdim, maalesef hayal kırıklığına uğradım.
  • 420 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Önce müziği aç,dinlerken incelemeyi okumaya devam et. ;)

    https://www.youtube.com/watch?v=kR8vABQYYKc

    Yine Hakan Günday yine kopkoyu, zifiri karanlık bir hikaye. Bu nasıl kitap, bu adam manyak diye diye bir çırpıda okunan kitaplarından birisi DAHA. Hakan Günday’a ait kitaplardan en az bir tanesini okumuş olanlar bilir ki yazar tozpembe sandığınız hayatı sarsıcı uslübuyla oluşturduğu buldozerlerle yıkıp yerine dehşetten vahşi bir kule diker. İlk şoku atlatmaya çalışırken başka bir şok gelip çarpar ve siz bu anlatılanlar gerçek hayatta yok, olamaz diyemezsiniz. Çünkü anlatılanlar gerçektir, bunca zaman burnunuzun ucunda durduğu halde görmek istemediğiniz, yokmuş gibi davrandığınız “başka hayatlara” kafanızı zorla çevirip baktıran cümleler, kafanızı çevirmenize engel bir çift güçlü kuvvetli el etkisi yaratır.

    DAHA da böyle yüzünüzde tokat gibi patlayan cümlelerle başlayıp, Ahad ve Gaza’nın sıradışı hayatıyla tanıştırır sizi. Gaza’ya bir taraftan kin kusarken bir taraftan olmaz olsun böyle baba diyerek üzülürsünüz. Burada Gaza karakterinin okuyucuya yansıtılışının çok iyi olduğunu söylemek istiyorum. Okurken Gaza’yla bir nefret ediyor, çocuk zihnindeki bozuklukları, kaçıp gitmekle o lağım çukurundan başka bir hayat bilmemenin verdiği ikilemi yaşıyorsunuz. Aslında tüm o kaçaklara kustuğu nefret yaşamak zorunda bırakıldığı hayata karşı duyduğu nefretin yansımasından başka bir şey değil. Kinyas ve Kayra’dan sonra yarattığı en iyi karakter Gaza olmuş diyebilirim.

    Hakan Günday olur da aforizma olmaz mı? Yine bol bol toplumdan, uluslararası ilişkilere, dinlere, eşcinsel evliliklere, toplumsal yasalara, siyasetten, vatan-millet-kültür üçgenine kısaca ne bulduysa vermiş veriştirmiş, bam bam bam vurmuş. Okurken bağırmakla, haklı olmasının verdiği kabullenişle susmak arasında kalıyorsunuz. Evet, haklısın ama kime ne anlatabiliriz diye sorgulamak kalıyor elimizde.

    Çok fazla dolu bir kitap.(Her zamanki gibi). Mülteci sorunu, göç, Cuma, Rastin, çukur, Ahad’daki kelime oyunu, Dordor ve Harmin hepsi çok güzel işlenmişti.
    Kitap baştan sona karamsarlık yüklü, tam bir umut ışığı meydana çıkıyor sonra yine umutlar paramparça oluyor.

    Dikkatimi çeken ve merak ettiğim Budist felsefe ile ilgili oldukça içerik vardı kitapta, Bamiyan’daki Buda heykellerinin 2001 yılında Taliban tarafından yıkılmasını oldukça üzücü bulmuş sanırım ve belki de bu yüzden bunlarla ilgili epey bir araştırma yapmış. Heykellerin mudraları (Budizm’de ellerin, parmakların duruş şekillerinin hepsinin ayrı bir anlamı var bunlara mudra diyorlar),yorumları, ufak tarihçesi… (Ben de baktım ama çok az bilgi bulabildim. ). Kurbağa ve çiçek ile ilgili sanırım yine bir metafor var ama anlayamadım. Bilen varsa aydınlatsın beni.

    Kitabın en çarpıcı kısmı bana göre Gaza’nın mahsur kaldığı bölüm ve öncesinde Rastin ve grupla yaptığı projeydi. Hele mahsur kaldığı kısımları okurken nefes alamadığımı hissettim sanki. Kitabın kaza kısmından sonrasını biraz gereksiz uzattığını düşünüyorum, keşke Hakancım Günday şu kendini tekrar etmekten vazgeçse. Her kitabında illaki çok zeki olduğu halde, hayatın kendisini oradan oraya savurması nedeniyle karanlık sularda yüzen ya da bir çeşit topluma ayak uyduramama, kendini soyutlama, insanlardan nefret etme tiksinme, yasadışı yolların müdavimi olmuş über zekalı karakterler çiziyor. İşte bu noktada kendini tekrar ettiğini düşünerek sıkılıyorum. Ne bileyim satrançta birinci olmasın ya da üniversite giriş sınavında dereceye girmesin de normal bir başarı etsin; ama yok yeterli gelmiyor,yazar illa iki zıt uç yaratmak zorunda. Gaza’nın hastane sonrası sanrıları beni çok sıktı, psikolojik tahlil başka şekilde yazamıyor mu bilemiyorum ama her kitabında benzer karakter profili mevcut. Sonuçta gerçek hayatta,bu şartlarla yetişen kimse o kadar zeki değil,o kadar da değil!

    Yine bir Hakan Günday klasiği olarak bol argo ve küfür var; ama gerçek hayatta da küfür isyanın bonusu değil mi? Kitapta adam gidip de kaymakama veya doktora yazdığı diyaloğa küfür yazmamış,10 yaşında insan kaçakçısı olan, tecavüz eden tecavüz edilen, katil olan, katilleri gören adam küfretmesin de kim etsin?
    Bu sefer sonunu bağlayabilmiş olmasıysa güzel, hep Hakan Günday’ın final yazamama, nasıl bitireceğini bilememe sorunu olduğunu düşünmüştüm. Ama bu insanı bazen tiksindiren, bazen şaşırtan bence çok hüzünlü bir hikâyeydi. Türkiyeli Gaza’nın Pakistanlı Cuma’ya ve tüm o mültecilere karşı bir hayat boyu taşıdığı vicdan azabını bir çeşit vefaya dönüştürmesinden daha tatmin edici bir final olamazdı sanırım.

    Bir de Az hariç hep erkek karakterler yazması da yazarın açığı olabilir, final yazamama sorunsalının yanında kadın karakter yazamama gibi de bir sorunu var sanırım.

    Kitap 2015’te Médicis Yabancı Yazarlar Ödülü alan bir kitap bu arada. Ayrıca Onur Saylak tarafından filme uyarlandı ve bu günlerde Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nde gala yaptı. Kristal Küre’yi de alırsa tadından yenmez. <3

    Fragman için: https://youtu.be/o8g2mQX8dc0

    Anlattıklarım anlatmak istediklerimin üçte biri oldu sanırım ama kitap çok yoğun, incelemeye aktarmak mümkün değil. Belki sonra düzenleme yaparım buralara...

    DAHA iyi anlamak için kitabı okuyup öğrenin. :)))

    Son olarak meraklısına biraz da morfin sülfat diyerek aşağıdaki linkleri bırakıyorum. :)

    https://aymansozakbayeva.wordpress.com/2014/07/29/437/

    https://www.thoughtco.com/vairocana-buddha-450134

    http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/...ile-yeniden-canlandi

    http://gencgazete.org/...tarihinden-kesitler/

    https://www.hemensaglik.com/...e-korsakoff-sendromu

    http://www.sozkimin.com/...zleri-ve-hayati.html

    https://www.antoloji.com/arthur-rimbaud/
  • 110 syf.
    ·5 günde·7/10
    Aylak Adam Yayınları'nın serisine başladım ve bu sene mümkünse bu seriyi bitirmek istiyorum. Seri 25 kitaptan oluşuyor. Bu ikinci kitabım oldu. İlk kitap Tesla'nın Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı'ydı.

    Serinin 1. Kitabı Oscar Wilde. Aforizmalardan oluşuyor eser. Aforizma nedir diyenler için. (aforizma: özdeyiş. özlü, çarpıcı, aykırı söz) 15 farklı eserinden derlenmiş cümleler ve 110 sayfadan oluşmakta kitap.

    İçerdiği konulara gelince; başlarda öylesine güzel giderken bir anda kadınlarla ilgili sözleri okuyunca bu adam çıldırmış dedim. Baştan söyleyeyim kadınların okuması taraftarı değilim çünkü öylesine bozucu cümleler var ki yarıda bırakabilirler. Evliliğe aykırı bir adam. Aşka önem veriyor ve evliliğin aşkı bozduğuna inanıyor. Genelde ahlak konusuna takmış. Çoğu fikri ters ve ölçüsüz. Dünya zevkine düşkün, aile ilgili değerleri hiçe sayan bir anlayışa sahip. Fedakarlığa karşı, düşüncesiz bir düşünce yapısı. İngiltere'yi ve yönetimi yeren bir dile sahip.

    Tamamen sanata yönelmiş, sanat sanat içindir fikrini benimsemiş bir insan. Sanat evrenseldir ve eleştiriye açıktır görüşüne saygı duyuyorum. Edebiyat ve sanat hakkındaki sözleri gerçekten çok güzel ama diğer tüm değerleri unutmuş sanırım.

    Sıradaki kitap Nietzsche :)