Böylece, dilden dile çevrilen, incir çekirdeğine eziyet çok dilli telefon konuşması, diyaloglar arasına giren uzun suskunluklar, derin sigara çekişler ve Kabakıç Elizabeth’in meraklı bakışları arasında şöyle sürüp gidiyor:
— Onu çok özledim.
— O da seni özlemiş.
— Sahi mi?
— Sahiymiş.
— Yarın ne yapıyormuş?
— Çalışıyormuş.
— Ben onu gene ararım.
— İyi!
— İyi geceler.
— İyi geceler.