Yaaa ne de güzel sordun öyle çok tatlı
Merhaba Gülsarı! Nasılsın bakalım! İyi misin? Halin nice mübarek hayvan?
Çok fazla çalışıyorum!” diye bağırıyor aniden. “Ara vermeni hatırlatırım.” “Konuşmakta berbatım.” “Şu anda konuşuyoruz.” “Çok kibirliyim.” “Haklısın.” “Çok alaycıyım.” “Bu sevimli.” Gamzeleri beliriyor. “Eskiden benim bu yanlarımdan nefret ederdin.” “Şey, artık onları seviyorum YAAA ÇOK TATLILAR
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaaa kızsı olsun :))) çok tatlı
Ben yazarken hoş vakit geçiriyorum çünkü. Okuyan da geçirmeli. Amaç bu bence. Bu çocuklar kızsı mızsı diye kitabımı kenara köşeye atmasınlar yani, aaa!...
Sayfa 136·Kitabı okudu
Etsu-bō anne oldu, bebeği oldu :) yaaa çok tatlı
..., bebeğime olan sevgimin tüm dünyaya karşı beni daha düşünceli ve şefkatli yapması gerektiğini aklıma koymuştum.
Sayfa 222 - Etsu-bō·Kitabı okudu
Alıntı
Sultan Murad da yiğit, gözünü daldan budaktan esirgemez bir padişah imiş. Bağdat üstüne sefer eylemeye karar vermiş. O kavli kararında olsun, Murad’ın anası birgün padişah oğlunu huzuruna çağırmış, “oğlum Murad,” demiş, “sefere gidiyorsun Bağdat üstüne, hayırlı uğurlu, kademli olsun. Osmanlı büyük bir devlet, senin de yer götürmez askerin var, var ama Bağdat da yenir yutulur lokma değil, karşındakiler de epeyce güçlüler. Onun için sen sefere giderken, yolunun üstündeki Kırkgöz Ocağına uğramadan, onların desturunu almadan gitme. Kırkgöz Ocağından kime destur çıkmışsa onun kılıcı keskin, bahtı ak olmuş. Unutma bu öğüdümü. Şunu da unutma, sen bir büyük padişahsın, gurura kapılırsın, Kırkgöz Ocağının eşiğine giderken, Allah huzurunda nasıl olursan, orada da öyle dur. Ocağa giderken yedi kez toprağı öp. Üç eşik vardır ocakta üçünde de niyaza dur…” Sultan Muraddır, anasının hayır duasını aldıktan sonra elini öpmüş, askerini hazırlamış birkaç ay sonrada sefere çıkmış. Sefer çıkmış ya, o telaşe içinde her şeyi unutmuş, orduyu çekmiş taa Diyarbakıra kadar gelmiş. Diyarbakırda uzun bir süre kalmış. Oradan da bir türlü ayrılamıyormuş. Orduda dedikodu başlamış, amanın ha, biz Bağdada sefere mi, yoksa Diyarbakıra oturmağa mı geldik? Padişahın bütün bunlar kulağına gidiyormuş. Gidiyormuş da bir türlü yola çıkamıyormuş. Unuttuğu bir şey varmış gibi boyuna düşünüyor, kimseyle konuşmuyor, araştırıyormuş. Bir gün birden, hak demiş, çok şükür Allahıma buldum. Hemen seraskerini, vezir vüzerasını çağırmış, amanın Kırkgözün ocağının pirini bana bulup getirin, demiş. Seraskeri, vezirleri, olamaz Padişahım, Kırkgöz Ocağının piri ocağından çıkıp da hiçbir yere, çıkıp da kimsenin huzuruna varamaz, demişler. Senin padişah baban, dedelerin hep onun huzuruna gidip kılıç kuşanırlardı. Konyada
Sayfa 282 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
"Peki yavrum" dedim. "Vesvese yapma kendine, vesvese iyi bir şey değil, vesvese çok yorar insanı, dua et bol bol" dedim. "Ne vesvesesi yaaa? Depresyondayım diyorum, bu vesve se diyor" dedi, kapattı telefonu. Bence o yıllarda ben de depresyondaydım. Ama bilmiyorduk ki depresyon mepresyon. Doktora gitsem, bana da ilaç yazardı kesin. Psikoloğa verecek param olsa ben de anlatırdım. Ama param olsa zaten Yıldız'ı abisine bırakmazdım.
Sayfa 60·Kitabı okudu