O gün en çok kime üzüldüm, bilmiyorum. Sevmediği biriyle evlenen Zeynep ablama mı, Zarife'nin de aynı sonu yaşayacağına mı yoksa Hayriye'nin daha on sekizine basmadan babasının istediği biriyle evlenebilmesi ihtimaline mi?
.
Yatağa geri dönüyorum; affedin beni. Sanırım çok üzüldüm; ama ağlamıyorum. Bazen insan, iyi bir hayatın sırlarını keşfetmiş olsa bile, gerçeklerden şüphe ederek dolaşır.
Elbette, çözümüm ideal değil. Ama kendi hayatınızı sevmediğinizde, hayatınızı değiştirmeniz gerektiğini bildiğinizde, başka seçeneğiniz yok, değil mi? Başka biri olmak için ne yapılabilir? İmkansız. En azından bir kez, herhangi biri olmaktan vazgeçmek, kendini başkası için unutmak gerekir. Ama nasıl? Bana çok yüklenmeyin. Bir gün bir kafede elimi bırakmayan o yaşlı dilenci gibiyim: "Ah efendim," dedi, "sadece ben işe yaramaz değilim, aynı zamanda ışığı da kaybettiniz." Evet, ışığı, sabahları, kutsal olanı kaybettik.
...
Bugün Nail Bey'le bir münakaşa ettik. Bana lisandan sekiz
vermiş. Halbuki ben onluk bilmiştim. Gel de bunu Nail Bey'e
izah et. Bir de bana, "Daha ne istiyorsun?" demez mi? .. Evet, gerçi
Erdal da sekiz almış. Fakat kendi söylediğine göre o, "aller" fiilinin çekiminde iki yanlış yapmış. Ben hiç yanlış yapmamıştım.
Namık'ın hali çok komik. Hep bizden kopya çekmeye çalışıyor.
Türkçe olsa neyse. Fransızca kopya çekmek kolay değil ki. Bizim
ilkokuldan Ali, Erkek Sanat Okulu'nu bitirmiş. İş bulup annesine
yardım etmek istiyormuş. Fakat galiba iş bulamamış. Üzüldüm
doğrusu.