• 149 syf.
    ·1 günde·10/10
    Kitap çook güzeldi. Farklı bir yerden okumuş Kudüs'ü... Kudüs'ü müslüman gözüyle nasıl görürüz onu anlatmaya çalışmış aslında onu anlatırken de önce dilimizi, kurduğumuz cümleleri değiştirmemiz gerektiğini vurgulamış. Çok haklı olduğu yerler var.
    Muhakkak okuyun diyebileceğim bir kitap.
    Bir notum var yazar üzerinden yayın evine 99. Sayfada ki "bayan sahabe" olmamış. Kelimeler üzerinde o kadar durduktan sonra etik gelmedi bana yani.. 2. Baskıda değiştirebilirsiniz belki..
    Taze bilgiler diliyorum tüm kitap dostlarına...
  • ''Haydi dostum.! dedi, ''İçelim.! Bi daha nerde karşılaşırız belli olmaz.! Ama Tevfik Fikret ergeç haklı çıkacak.! Bir gün sabah olacaktır, mutlaka.!''
    ''Hocam.!'' dedi, ''Benim öyle büyük laflara aklım ermez. Ben iktisatçı olmak için yola çıktım. Bak, ''İşletme''ye çalışıyorum. Şu var ki, sabah kimileri için çoktan oldu. Sen halkın uyanmasını bekliyorsun, oysa o namussuzlar, geceyi uzatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu yüzden derim ki geceler çok uzun olacak buralarda. Savaşın sonu görünür gibi oldu. Bizim aracılar, savaş sonrası ürünlerinin kendilerine gönderilmesini bekliyorlar, keselerini şişirmek için.. Halkı, yalnız kendi adlarına soysalar canım yanmaz.! Başkalarının hesabına yapıyorlar bu işi, daha çok.!''
    ''Senin kitapların, söylediklerini açık açık yazıyor mu böyle.?''
    ''Yook, hiç yazar mı.! Ben çıkarıyorum satır aralarından.! Biraz da Nazım'ın şiirlerinden çıkarıyorum bunları.''
    ''Bu doğru işte.! Profesörden önce sanatçı söylüyor gerçekleri. Bir iktisatçının, bir hukukçunun çaktığı çiviyi, ertesi gün öbürleri, elinde kerpeten söküp çıkarır. Basın savcıları onlarda bir tehlike görselerdi, şairlerden önce onların peşine düşerlerdi.!''
    ''Yani sen sanatçıdan bekliyorsun uyarma görevini.!''
    ''Bekliyorum ama, gerçek sanatçıdan. Fikret bize hiçbir şey vermiyor artık. O, babamı yetiştirmiş o kadar. Bu mavi gök size bir gün acır, diyen sanatçıya inanmak biraz zor.! Bu mavi gök, bugüne kadar kimseye acımadı, İsa'sına bile. Hem halkın acınacak nesi var ki, hele emeğiyle uygarlıklar kurmuş halka acınır mı hiç.! Uyansın da kendi sırtından gökdelenler kuranlardan alsın hakkını. Ben önce edebiyat öğretmeniyim. Şairlerden çok şey bekliyorum. Asya, Afrika kıpırdanmaya başladı, yalnız sana şunu sorayım, endüstri çağına girdi de mi uyandı bu adamlar.? İşte böyle zamanlarda halkı atılımlara, devrimlere götürecek güçlü sanatçılara iş düşüyor önce, iktisatçılara değil.! Hadi içelim en büyük şairimizin özgürlüğüne.!''
    Bursa cezaevinde yatan şair için bardak kaldırdıklarını anlamış olacaktı Nihat:
    ''Eğer, iş şairlerimiz, romancılarımızla olacaksa, çook Nâzım'lar gerekecek bize.!'' dedi, ''Çok aydınlar, çok sanatçılar, romancılar..''
  • Samiko'ya tebliğ gelmis vergi dairesinden. Defterlerini alıp gitmesi gerekiyor!

    Beşbuçuk atmış tabii Samiko, Rebeka'ya demiş:
    -En eski, solmuş, lekeli ne varsa ver giyeyim, vergi dayresine yideceyim!!!

    Kafa dağınık, yolda koşarken, karşılaşmış Albert ile!!
    -Nereye boyle Samiko?
    -Sorma!! cagirdilar vergi dayresinden, tefterleri istiyorlarmis! ! Ben de dedim Rebeka, "ne varsa eski ver giyeyim!!"
    -Olur mu bre Samiko? Boyle daha tikkat çekersin! Diyecekler bu maksus giyindi boyle yirtik-pirtik!
    -Eeee?
    -Ne eee?? Yit eve, giyin daha orta bir sey!!!

    Samiko bir koşu dönmüş eve.
    Giyinmiş bir gömlek bir kazak, muhasebeci işi, çıkmış gene yola Samiko.

    Karşıdan gelmiş İzak.
    -Hade bereket, Samiko, nereye bu telaş???
    -Sorma, İzakito... çagirdilar sabah sabah vergi dayresinden (anlatır daha önceki elbise işini)
    -Sen vazio'musun??!!! Boyle de olmaz ki?? Giyi kostum kravat!!! Normal gorün, adamlar desin, bunun korkacak bir seyi yok!!!!
    -Sen da haklisin!!

    Dönmüş gene eve Samiko
    Kostüm gravat, çıkmış gene yollara.

    Oooo karşıdan gelen kim?? Yeşua!!
    -Meraba Samiko?? Nereye??
    -Meraba, ..meraba Yeşua... kusura bakma, sora konusuruz...(anlatır onada elbise mevzusunu)
    -Bre Samiko bre!!!! Ben da seni akilli saniyordum, sen delimisin??? Oyle onun bunun dediği ilen mi kaniyorsun? Herkes birsey soylemis!!!! cik cik cik.... Yideceksin hahambasina! !! O en iyi bilir sen ne yapacaksin!!
    Kafasını kaşımış Samiko....... Yesua haklı!!! Dooogru hahambaşına!. .......... .........

    Kapıdaki birkaç merdiveni nefes nefese çıkmış..tam kapıdan girecek..... .Kapı açılmış, nefis bir genç kızla burun buruna gelmiş.
    -"Buyrunnnn!" demiş, yol vermiş çıksın,.... dalmış içeriye, hahambaşının yanına..
    -Sorma sayin hahambaşi...sabahtan yit -yel, yit- yel bittim.. bittim...Çardilar vergi dayresinden, tefterleri istiyorlar.. Giyidim yirtik- pirtik, yolda gördüm Albertiko. .. dedi olmaz böyle yirtik yitmek, git eve deyiş dedi, ben de giydim bir kazak, yidiyordum.. . yordum yolda İzak... dedi sen vaziosun!! böyle daa kötü..dedi kostüm giyeyim, ben de değiştim, yidiyordum ki, yordum yolda bizim Yeşua, dedi deli olma, en iyisi yidesin hahambaşi!!! O sana söylesin, akil versin....Ben da işte yeldim...Para Dio! söyle bana!!! ne yapmam lazim?????
    Hahambaşı bir an için durmuş....düşünmüş...sakalını sıvazlamış..... sonra demiş:
    -Bak Samiko olum...Bunun cevabi açikkk ....çok açikkk!! .......Çook basitttt!!!
    -Nasin yani????
    -Az once buradan bir genç kiz cikti, yordun mu onu????
    -Eveet!! Kapida karsilastik! !! Yuzel bir kiz!!!
    -Eveeet... İşte senin cevap o!!!....Pazara evleniyor... dügün var........ yelmiş bana sormaya : Dügünde mini giyeyim? Midi giyeyim? Yoksa maxi giyeyim????
    -Ben de ona dedim: "Bak yavrum, ister mini giyin, ister midi, ister maxi.. ne giyersen giy ; pazar aksami seni ...cekler!

    Annadiiiiinnn Samiko?
  • Oray Eğin

    Apple'a ne oldu böyle

     
    Eylül ayında Apple tarafından şaşırtılmaya alışık olduğumuzdan dünkü sunumun hepimizde hayal kırıklığı yaratması anlaşılabilir. Apple geleneksel olarak donanıma ağırlık verdiği Eylül ayındaki sunumunda belki de ilk kez heyecan yaratamadı. Akıllı telefon pazarında devrim beklerken üç senelik tasarımın biraz daha gelişmiş, çok az ilerlemiş modelleri tüketicinin karşısına çıktı.
    Sahiden yeni bir iPhone’a ihtiyacımız var mıydı? Amerika’daki ortalama tüketici artık akıllı telefonunu yaklaşık üç senede değiştiriyor, büyük bir pazar olan Çin’de de durum farklı değil. Tüketici akıllı telefon fiyatlarını haklı olarak çok yüksek buluyor, değiştirmeyi düşündüğünde de ucuz alternatifler karşısına çıkıyor.
    YENİ İCATLAR SUNAMIYOR
    Yenilik yapmaya alışmış Apple ise çoktandır dönüştürücü icatlar sunamıyor. İşte, dün tanıttıkları üç kameralı iPhone 11 Pro: Huawei üç hatta dört kameralı telefon çıkarmıştı, bir start-up firması beş kameralı Nokia bile yaptı. Apple’ın sunumda yenilik olarak öne çıkardığı bu özellikler başka firmaların zaten yaptıklarının biraz daha gelişmişi. Söz konusu yeni iPhone’un pil ömrü beş saat daha uzun eskisine kıyasla ama tıpkı ultra-hızlı çip gibi buna da heyecan verici denemez.
    Sorunlardan biri akıllı telefon pazarının 5G öncesi beklemede olması. Samsung gibi rakipleri 5G’ye uygun telefonlar çıkarırken Apple teknolojinin yaygınlaşacağı 2020’yi beklemeye karar vermiş gibi görünüyor. Bu sene telefon alanlar önümüzdeki sene 5G mobil iletişimi dönüştürürken ellerindeki cihazların yetersiz kaldığını görecek. Büyük ihtimalle Apple seneye telefonun şeklini, tasarımını da 5G’yle birlikte yeniden değiştirecek. Böyle bir durumda “cool” faktörü de eski cihazların aleyhine işleyecek. Apple zaten astronomik bir ücret vererek iPhone XS Max modeli telefon allan kullanıcılarını da çok daha ucuza çıkardığı ve daha iyi bir alternatif olan iPhone 11’le yaktı. Bu fiyatlar aşırı verginin bindiği Türkiye’deki tüketici için daha da yüksek; yurtdışından getirmek bile pahalıya geliyor. Dahası bu sene telefonu kaydettirseniz seneye ne yapacaksınız? Türkiye’deki akıllı telefon tüketicisinin eli daha da bağlı kanunlar yüzünden.
    Analistler bu sene yavaş iPhone satışları yüzünden yüzde 20 değer kaybeden Apple hisselerinin düşüşünün süreceğini düşünüyor. iPhone satışları yüzde 15 oranında düştü, 2020’ye kadar da pazarın canlanması beklenmiyor. Şimdilik Apple da dahil akıllı telefon üreticilerine sadece kamera şirketi olarak bakmak doğru, çünkü rekabet aslında lensler, fotoğraf çekme teknolojilerinden ilerliyor. Bu da dünyayı daha yaşanabilir kılacak mı, tartışılır. Şimdi “slofie” gibi yavaş çekim selfie video’larıyla biraz daha sosyal medya kalabalığı yaşayacağımız kesin.
    ŞİRKET ŞEKİL DEĞİŞTİRİYOR
    Apple’ın öne çıktığı tek alan ise şirketin “service” adını verdiği ve ciddi bir gelir kapısı olmaya başlayan bölümü. Apple Watch gibi ürünlerin satışından daha fazla kar getiriyor firmaya Apple’ın sunduğu Apple News+ ya da Apple Music gibi servisler. Aboneli oyun platformu Apple Arcade ve Apple TV+ da bu sene kasım ayında 100 ülkede birden başlayacak ama tam olarak streaming savaşlarında nasıl bir etki yaratacağını şimdiden bilmek mümkün değil.
    Ancak bütün bunlar Apple’ın bambaşka bir şirkete dönüştüğünün de işareti.
    Apple TV+ rakiplerinin aksine tamamı orijinal içerikten oluşacak bir servis gibi görünüyor. Zaten bir milyar dolar harcandı içlerinde Steven Spielberg ve Oprah gibi yapımcıların olduğu programlara. Dün Tim Cook bu programların zamanla yayına gireceğini, her ay içeriğin artacağını açıkladı. En büyük sürpriz ise Apple TV+ için açıklanan başlangıç fiyatıydı: Ayda 4.99 dolarlık ücret Netflix, Disney ve Roku hisselerinin gerilemesine yol açtı. Ayrıca yeni Apple ürünü alana bir senelik Apple TV+ aboneliği de bedava; içerik yayına çıkıncaya kadar netleşir, sonra da değişmesi muhtemeldir.
    Ancak “Peak TV” denen ve haddinden fazla televizyon içeriğinin üretildiği bir dönemde Apple TV+ ne kadar fark yaratacak, neden tercih nedeni olacak diye kestirmek zor. Zira çok fazla televizyon içeriği var, ama hepsi izlemeye değer mi tartışılır. Apple TV+ şu ana kadar en çok Jennifer Aniston’ın televizyon dizilerine dönüşünü müjdeleyen “The Morning Show”a güveniyor. Sunumda da dizinini fragmanının rekor kırdığı vurgulandı.
    En iddialısı buysa bilemedim. Zira fragmandan da en fazla Apple’ın dünkü sunumu kadar heyecanlandım.
    ***
    Bir haftadır Los Angeles’taydım… Kimleri gördüm…

    Gerard Butler nereye gitse kendisini göstermek için uğraşıyor, ayağa kalkıyor, dolaşıyor, adeta kimler kendisini görmüş gibi etrafına bakıyor. Birçok ünlü görünmemek için uğraşırken o görünmek için çabalıyor. Bir kere İstanbul’da da karşıma çıkmıştı, Los Angeles’ta ta defalarca görüp ne çok karşıma çıkıyor diye dalga geçiyordum. Yine çıktı…

    Oscarlı yönetmen Damien Chazelle beklediğini bulamadığı “First Man”den sonra yine Josh Singer’la yeni bir film üzerine çalışıyor. İkili bar taburesinde senaryonun üzerinden geçiyordu.

    Çok az insanı ilgilendiriyor, çünkü yayınlandığı platform yüzünden kimse “The Good Fight”ı izlemiyor. Ama televizyondaki en iyi dizi. İşte o diziden Nyambi Nyambi yandaki koşu bandındaydı spor salonunda. Bu sezon ekrana bakarak yaptığı ve Nazi’lere şiddet uygulanabileceğini söylediğini monolog çok tartışılmıştı. Sezonun yıldızı oldu. Dizideki müfettiş Jay desem?

    Abartmıyorum, neredeyse bütün Los Angeles’ta Netflix’te başlayacak olan “The Politician” dizisinin billboard’ları var. Ryan Murphy’nin Netflix için ilk yapımı bu; çok yatırım yapıldı, beklentiler çok yukarı çıktı. Murphy’nin kreatif ortağı Brad Falchuk ise aile kahvaltısında çocuklarlaydı. Eşi Gwyneth Paltrow, onun eski eşi Chris Martin ve sevgilisi Dakota Johnson’ı göremedim ama. Genelde komün halinde yaşıyorlar.

    Donald Trump’e en şiddetli muhalefeti yapan Jeffrey Wright bir köşede bilgisayarının başında oturuyordu, büyük ihtimalle Trump aleyhindeki tweet’leri atıyordu.