Celal Uslu

Celal Uslu
--Mediocrité Partout ++ Scientia vincere tenebras! --Ars longa, vita brevis, occasio praeceps, experimentum periculosum, iudicium difficile. ++Per aspera, ad astra.
Puan vermedi·314 syf.··
2018 15. kitabı
·
123 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2018 15:22
Çok satan kitapların arkasında, bol bol hatta haddinden fazla, birazdan yazacağım cümleleri okuduk/okuyoruz. "Başyapıt! Sarsıcı! okuyucunun hafızasından asla çıkmayacak bir eser. Haklı isyanın, devrimin ve ezilenlerin başucu kitabı." Örnekler çoğaltılabilir. Basımevi sahibi olsam Yeryüzünün Lanetlileri kitabının arkasını bu cümlelerle doldururdum. Bunu yaparak yazara ve onun düşüncelerine çok büyük hakaret etmiş olurdum. Çoğunluğa gerçekleri göstermek adına böylesine bir utanca ortak olunur mu? Artık olunur. Güneşi balçık ile sıvayacağına inanan karanlık zihniyetli insanların ve önlerine çıkan her şeyi tahakküm altına almadan durmayanların, canlı, cansız, doğa ve evrenin tek ölçütünün maddi değerine göre yargılayan insanların dünyasında, 'uzun vadede' uçuruma ışık hızı ile gidiyoruz. Yeşilçam öngörüsü ile aktarmak gerekirse; Faşo Ağa misali satılan toprak parçası üzerindeki insanların da satılması. Afrika'nın makus tarihinin özeti. Afrika'dan yola çıkarak Latin Amerika, Ortadoğu ve Dünya halklarının başlarına örülen çorabı sökme kılavuzu. Tüm dünyada mantar gibi üreyen, içi boş, toplumların gazını almak ve dikkatleri hep yaratılan 'düşmana' çevirmek, küçük azınlığın büyük çoğunluğu gütmek adına; şovencilik, milliyetçilik, ulusalcılık, millilik vb. kavramlar pompalanıyor. Bu hengameye kapılanlar bayrak yarışında birbirlerini tüketiyorlar. Çok geç olmadan -sinir ve hazım sisteminiz düzgün çalışıyorsa- bu kitabı okuyun.
Yeryüzünün LanetlileriFrantz Fanon · Versus Kitap · 20201,254 okunma
Ahmet Y isimli okura yanıt verildi
Celal Uslu
Kitabı ilk elinize aldığınızda J.P.Sartre'nin önsözünü okuyacaksınız. En az kitap kadar kıymetli bir metin. Pas geçmeyin. Sonrasında Cezayir'den yola çıkarak tüm Afrika tahlili... Başdöndürücü tespitler, mide bulandırıcı gerçekler.
Reklam
8/10
·96 syf.·
2018 47. kitabı
Vajina. Dişi organı. Tarifsiz bir acıyla sabırsız bizleri dünyaya getirmek için açılan, hepimizin ortak vatanı. Bazılarının hayattaki tek amacı oraya tekrar girmek olurken, vajina sahipleri olan biz kadınlar oramız yokmuş gibi yetiştiriliriz. Oraya dokunulmaz, keşfedilemez. Küçükken bakmaya bile utanırız; sanki bizim bir parçamız değilmiş, ayrı bir dünyaymış gibi. Bazı yörelerde bisiklete bile bindirilmeyiz, bozulmamak(!) için. Bazen çocuklukta bir kaza sonucu parçalanır zarımız -varlığımız bir zardan ibaretmişcesine- ölü sayılırız. Yıllar ilerler, o gün gelir çatar. Vajina kanamaya başlar, kadın oluruz -olur muyuz? Bir tokatla kendimize getiriliriz bazen. İçimizde fırtınalar koparken oraya dokunamayız; ne vajina, ne klitoris. Erkekler 31’e kadar sayarken; biz soyunurken bile bakamayız, inceleyemeyiz -ayıp çünkü- Evleniriz. Vücudumuzun her milimi sinir uçlarıyla doluyken, utanırız. Kadınlığımızla barışamayız..Seks bir görev olur, aldatılmamak için. Vajinamızı hala sevemeyiz, daha da çok nefret ederiz acıttığı için. Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım ışıkları kapattırırız sevişirken..Saklarız vajinamızı, indirmeyiz hiçbir yüzü oraya. Kendimiz bile bakmayız. Tiksiniriz. Pornolardaki bembeyaz, pürüzsüz, yapay vajinalara özeniriz, hiçbir zaman sahip olamayacaklarımıza. Bu kitapta kendinizden çok şey bulacaksınız. Her şey gerçek, yaşanmış. Regl olup ne yapacağını bilemeyen -üstüne tokat yiyen- kızlar, sünnet edilen kızlar, ömrü boyunca orgazm olamamış kadınlar, tecavüze uğrayan kadınlar, kadınlığıyla barışamamış kadınlar… İnternetteki kadın forumlarına, istatistiklere bir bakın. Kaç kadın orgazm olamıyor, kocasından soğuyor, kadınlığından nefret ediyor, erkeklerden nefret ediyor? Bir kadın mutlu bir cinsellik yaşayamıyorsa huzursuz, agresif, sinirli oluyor. Mutsuz
Vajina MonologlarıEve Ensler · Artshop Yayıncılık · 2007280 okunma
Celal Uslu
Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek...
11. İzmir 1000Kitap Buluşması Gerçekleşti!
Merhaba site sakinleri, İzmir sıcaklığında selamlıyoruz sizleri… Genelde bu tür yazılarda bolca klişe cümleler kendilerine yer bulur, geleneği bozmayalım. Geleneksel İzmir 1000kitap buluşmaları ilk günkü heyacanı ve hızıyla kaldığı yerden geleceğe dönük bir şekilde devam ediyor. Gelenekselliği gelecek şiarıyla buluşturuduğumuz doğrudur. Artık buluşmalarımıza seçmece şiirler de eşlik ediyor! Kısaca (ama oldukça kısaca) buluşmanın akışını sizlere aktarmak istiyoum; kararlaştırılan saatte - gelenek 14.00 diyor – Bardak kafe de toplanılmaya başlanıyor. Bu vesileyle mekan sahibi arkadaşımız LEON 18/81 bir kez daha selam gönderelim. İlk yarım saate yakın bir süre dost bağında hoş sohbet tadında geçiyor. Kolay değil bir ay uzak kalıyoruz birbirimizden haliyle özlem ve konuşulacak onca şey kendiliğinden devinim kazanıyor. Daha sonra seçilen kitabın ‘fuaye’si başlamış oluyor. Moderatör (gelenek bhmflzf diyor) eşliğinde kitabın içerisinden seçilen konu başlıkları ve buna paralel geçmiş ve güncel konular irdeleniyor. Nihayet topluca irdeleme fiilinden doyum noktasına ulaştığımızda ise bir sonraki buluşma için kitap seçimine girişiyoruz. Öneriler kağıtlara yazılarak toplanıyor, kura usulü ile kitap seçimi gerçekleşmiş oluyor. Buraya kadar herşey bilindik bir düzende akarken sıra şiir okumaya geldiğinde ilk şiir https://1000kitap.com/meleenk (gelenek böyle) den geliyor. 11. buluşma için okumayı seçtiğimiz kitap Akışkan Modernite idi. Neler konuşmadık ki… Modernizim nedir? Post modernizim nedir, modernizmin devamı mıdır yoksa karşısında mıdır? Modernizim ne zaman literatüre girmiştir? Akışkan modernite ne anlama geliyor? Akışkan kelimesinin seçilmesi neyi ifade ediyor? Kitabın da konu
Etkinlik
Celal Uslu isimli okura yanıt verildi
Celal Uslu
Yasin şöyle düşünebilirsin; kimi zaman geleneği yaratan değil de geleneğe sahip çıkan öne çıkar. Bu da o kimi zamanlardan. :D
11. İzmir 1000Kitap Buluşması Gerçekleşti!
Merhaba site sakinleri, İzmir sıcaklığında selamlıyoruz sizleri… Genelde bu tür yazılarda bolca klişe cümleler kendilerine yer bulur, geleneği bozmayalım. Geleneksel İzmir 1000kitap buluşmaları ilk günkü heyacanı ve hızıyla kaldığı yerden geleceğe dönük bir şekilde devam ediyor. Gelenekselliği gelecek şiarıyla buluşturuduğumuz doğrudur. Artık buluşmalarımıza seçmece şiirler de eşlik ediyor! Kısaca (ama oldukça kısaca) buluşmanın akışını sizlere aktarmak istiyoum; kararlaştırılan saatte - gelenek 14.00 diyor – Bardak kafe de toplanılmaya başlanıyor. Bu vesileyle mekan sahibi arkadaşımız LEON 18/81 bir kez daha selam gönderelim. İlk yarım saate yakın bir süre dost bağında hoş sohbet tadında geçiyor. Kolay değil bir ay uzak kalıyoruz birbirimizden haliyle özlem ve konuşulacak onca şey kendiliğinden devinim kazanıyor. Daha sonra seçilen kitabın ‘fuaye’si başlamış oluyor. Moderatör (gelenek bhmflzf diyor) eşliğinde kitabın içerisinden seçilen konu başlıkları ve buna paralel geçmiş ve güncel konular irdeleniyor. Nihayet topluca irdeleme fiilinden doyum noktasına ulaştığımızda ise bir sonraki buluşma için kitap seçimine girişiyoruz. Öneriler kağıtlara yazılarak toplanıyor, kura usulü ile kitap seçimi gerçekleşmiş oluyor. Buraya kadar herşey bilindik bir düzende akarken sıra şiir okumaya geldiğinde ilk şiir https://1000kitap.com/meleenk (gelenek böyle) den geliyor. 11. buluşma için okumayı seçtiğimiz kitap Akışkan Modernite idi. Neler konuşmadık ki… Modernizim nedir? Post modernizim nedir, modernizmin devamı mıdır yoksa karşısında mıdır? Modernizim ne zaman literatüre girmiştir? Akışkan modernite ne anlama geliyor? Akışkan kelimesinin seçilmesi neyi ifade ediyor? Kitabın da konu
Etkinlik
Celal Uslu
İlk şiiri sen mi okumuştun Yasin? :) Kusura bakma bir daha ki ileti yazısında sen okumasan bile ilk seni yazacağım. Hatamı anca telafi eder böylesi. ;)
Yeryüzünün Lanetlileri Kitabına J.P.Sartre Yazdığı Önsöz
1961 TARİHLİ BASKIYA ÖNSÖZ Jean Paul Sartre Kısa bir süre öncesine dek yeryüzünün nüfusu iki milyardı: beş yüz milyon insan ve bir buçuk milyar “yerli”. Birinciler “Söz”e sahipti, ötekilerse bu sözü ödünç almışlardı. Bu ikisi arasında aracı olarak hizmet veren satılmış kralcıklar, derebeyler ve tepeden tırnağa sahte bir burjuvazi vardı. Sömürgelerde gerçek çırılçıplak ortadaydı, ama “metropoller” bu gerçeğin giyinik olmasını yeğliyordu: Yerlilere kendilerini sevdirmek zorundaydılar. Bir tür anne gibi. Avrupalı seçkinler yerlilerden seçkin bir tabaka yaratmaya kalkıştı. Gençler arasından ayıklayıp seçiyorlardı; alınlarına kızgın demirle Batı kültürünün ilkelerini dağlıyorlardı; ağızlarını seslerle, tumturaklı, parlak, içi boş sözcüklerle tıkadılar. Metropolde kısa bir süre kaldıktan sonra, gözleri boyanmış bir halde ülkelerine yolluyorlardı. Bu iki ayaklı yalanların kardeşlerine söyleyecek hiçbir şeyi kalmamıştı; yalnızca yankı yapıyorlardı. Bizler Paris’ten, Londra’dan, Amsterdam’dan “Parthenon! Kardeşlik!” diye bağırdıkça, Afrika ya da Asya’nın herhangi bir yerinde dudaklar “…thenon! …deşlik” demek için aralanıyordu. Altın çağdı bu. Bu çağ sona erdi: Ağızlar kendi kendilerine açılıyordu artık; sarı ve kara sesler hâlâ bizim hümanizmamızdan söz ediyordu, ama yalnızca bizim insanlık dışılığımızı yüzümüze çalmak için. Bu nazik küskünlük ifadelerini dinlerken hoşnut kalmadığımız söylenemez. Önce gururlu bir şaşkınlık duyduk. “Ne? Kendi başlarına mı konuşmaya başladılar? Kendi ellerimizle neler yaratmışız bir bakın!” İdeallerimizi kabul ettiklerinden kuşkumuz yoktu, çünkü bizi bu ideale sadık kalmamakla suçluyorlardı. Bu kez Avrupa kendi misyonuna gerçekten de inanabilirdi; Asyalıları Helenleştirmişti; yeni bir tür, Greko-Latin siyahlar yaratmıştı. Her zamanki gibi
Hukuk
Merve ak isimli okura yanıt verildi
Celal Uslu
Yazarlara yarenlik ederken kalemlerinden çıkan tınıya bakarım, beni irrite etmediği sürece uzun sürmesinin bir mahsuru olmaz.