Celal Uslu

Celal Uslu
--Mediocrité Partout ++ Scientia vincere tenebras! --Ars longa, vita brevis, occasio praeceps, experimentum periculosum, iudicium difficile. ++Per aspera, ad astra.
Kişisel Bir Veda İletisi
Önümüzdeki dönemler de zorunlu askerlik için -net 1 ay- sitede aktif olamayacağım. Bol bol kitap içinde, doğayla temas halinde ve esen kalın! VEDA Hoşça kalın dostlarım benim hoşça kalın! Sizi canımda canımın içinde, kavgamı kafamda götürüyorum. Hoşça kalın dostlarım benim hoşça kalın... ... Yine görüşürüz dostlarım benim yine görüşürüz... Beraber güneşe güler, beraber dövüşürüz... Şiir: Nazım HİKMET Müzik: GrupYORUM youtube.com/watch?v=RITcV5g...
Müzik
Y..... isimli okura yanıt verildi
Celal Uslu
Teşekkürler efendim. :))
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·104 syf.··
2017 26. kitabı
·
229 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2017 01:14
Her kitaba bir renk addedecek olursak; Vantablack -2014 yılında geliştirilmeye başlanan rengin üretimi sonuçlandı. Işığın %99'unu hapseden yeni renk, nano teknolojiyle hayata geçti. Renk olarak: siyahtan daha siyahtır -rengi kitabı kendiliğinden sahiplenir, tencere yuvarlanıp kapağını bulmuş olurdu. Exponansiyel biçimde artan ve tüm kaynakları tüketmek için birbirleri ile ezeli rekabet içerisinde olan dünya nüfusu, toprağın-doğanın-suyun-havanın-insanın sömürüsü, tahribatı ağır olan savaşlar, faşizm, milliyetçilik, militarizm, sırtımızdan inmeyen parazit ruhban sınıfı, gelenekler, insan eliyle kutsallaştırılan ahlak tarzımız, dogmatik fikirler, psikolojik atalet... -her küme kendisinin alt kümesidir yasası gereğince- alt küme elemanları olsun ve insanı da sabit fonksiyon olarak ele alalım (bilinen tarihten asla ders çıkarmadığına göre sabit olarak kabul görebilir) evrensel küme içerisinde kalan bölgede yaşanan etkileşimlerden kaynaklı varoluşçuluktan muzdarip insan ortaya çıkabilir. Bunu anlıyorum ama Albert farklı, diğer varoluşçuları tüketmeden bu adama bulaşmayın. Her satırını okurken -aklımdan, istemsizce- Hasan H. Korkmazgil - Ağustos Şiiri'nden bir kesit olan "yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek" mısrası geçti. Albert bey, amiyane tabiriyle geri vitessiz anlatarak, lamı cimi yok bu işin diyor ve beyninizin kıvrımlarına kadar size çektiği acısını hissettiriyor. Diyeceksiniz ki; hiç mi çıkar yolu yok bu karanlıktan, -yazarımıza göre- artık çok geç ama şerh olarak koyduğu 3 yasası var. (Daha detaya girmesini beklerdim.) Spoiler vermemek adına geçiyorum. Denenmesi yolunda seve seve gönüllü olacağım bir çıkış noktası var, değinmeden geçemeyeceğim. Eril düzenin felaketten başka bir şey getirmeyeceğine ve savaş, sömürü, yıkım olarak kendini kanıtlama peşinden
Edebiyat
Kaos'un Kutsal KitabıAlbert Caraco · Sel Yayınları · 20162,502 okunma
Hᥱsᥒᥲ Hypatia isimli okura yanıt verildi
Celal Uslu
Kapitalizm -azgın kapitalizm- o kadar umut pompalarken umutsuzluğa düşülür mü efendim? Düşene şaşarım. Reklamlar, diziler, kitaplar, afişler, şarkılar tonlarca -gerçek ve ya yalan- umut pompalarken, ortalık CEO ve kişisel gelişim uzmanından geçilmiyorken umutsuzluğa düşülür mü efendim? Düşülmez. Bakın 90bin nüfuslu ilçede doğmuş -tek aktivitemin sabah akşam bilye oynamak olduğunu özellikle belirteyim- baba mesleği olan küçük esnaflığı reddedip eline tornavida bile almayan, benim gibi ipsiz sapsız birini bile toplumda sınıf atlatarak mühendis yapan kaymak gibi kapitalizm varken (mübalağayı her zaman severim) ben nasıl umutsuzluğa düşerim. Olmaz ya, oldu diyelim, allah düşürdü umutsuzluğa o zaman yığınlara karışıp yeniden umut dolmaz mıyım, bal gibi de yaparım. İç Anadolu'da sık kullanılan bir vecize vardır: "Umut fakirin ekmeğidir." Varoluşçu şahsiyetlerin dönemlerinde kapitalizm yok muydu? Vardı. Her ulusun çıkmadık candan umut kesilmez minvalinde bir vecizesi var mıdır? Vardır. Pes doğrusu! Nasıl sıyrılmışlar bir türlü özümseyemedim. Albert Caraco bana göre değil anlaşılan.
Puan vermedi·104 syf.··
2017 26. kitabı
·
229 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2017 01:14
Her kitaba bir renk addedecek olursak; Vantablack -2014 yılında geliştirilmeye başlanan rengin üretimi sonuçlandı. Işığın %99'unu hapseden yeni renk, nano teknolojiyle hayata geçti. Renk olarak: siyahtan daha siyahtır -rengi kitabı kendiliğinden sahiplenir, tencere yuvarlanıp kapağını bulmuş olurdu. Exponansiyel biçimde artan ve tüm kaynakları tüketmek için birbirleri ile ezeli rekabet içerisinde olan dünya nüfusu, toprağın-doğanın-suyun-havanın-insanın sömürüsü, tahribatı ağır olan savaşlar, faşizm, milliyetçilik, militarizm, sırtımızdan inmeyen parazit ruhban sınıfı, gelenekler, insan eliyle kutsallaştırılan ahlak tarzımız, dogmatik fikirler, psikolojik atalet... -her küme kendisinin alt kümesidir yasası gereğince- alt küme elemanları olsun ve insanı da sabit fonksiyon olarak ele alalım (bilinen tarihten asla ders çıkarmadığına göre sabit olarak kabul görebilir) evrensel küme içerisinde kalan bölgede yaşanan etkileşimlerden kaynaklı varoluşçuluktan muzdarip insan ortaya çıkabilir. Bunu anlıyorum ama Albert farklı, diğer varoluşçuları tüketmeden bu adama bulaşmayın. Her satırını okurken -aklımdan, istemsizce- Hasan H. Korkmazgil - Ağustos Şiiri'nden bir kesit olan "yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek" mısrası geçti. Albert bey, amiyane tabiriyle geri vitessiz anlatarak, lamı cimi yok bu işin diyor ve beyninizin kıvrımlarına kadar size çektiği acısını hissettiriyor. Diyeceksiniz ki; hiç mi çıkar yolu yok bu karanlıktan, -yazarımıza göre- artık çok geç ama şerh olarak koyduğu 3 yasası var. (Daha detaya girmesini beklerdim.) Spoiler vermemek adına geçiyorum. Denenmesi yolunda seve seve gönüllü olacağım bir çıkış noktası var, değinmeden geçemeyeceğim. Eril düzenin felaketten başka bir şey getirmeyeceğine ve savaş, sömürü, yıkım olarak kendini kanıtlama peşinden
Edebiyat
Kaos'un Kutsal KitabıAlbert Caraco · Sel Yayınları · 20162,502 okunma
Hᥱsᥒᥲ Hypatia isimli okura yanıt verildi
Celal Uslu
Aldığım notlara baktım, 8 kez bitirmişim. Diyeceksiniz ki bu kadar abartılacak bir kitap mıdır? Bir türlü hazmedemiyorum efendim, nasıl bir insan umut yalanına kanmaz, nasıl? Varoluşçu insanlar da genel-geçer eğitim sistemlerinden, dogmatik fikirlerin şekil verdiği ailelerden, geleneklerin ön planlarda olduğu uluslardan geliyor. Ne tür bir birikime sahipler ki çemberin dışında tutabiliyorlar kendilerini, nasıl? Okuduğumu geç anlayan, özümsemesi için gözüne sokulmasına ihtiyaç duyan biri olabilirim, anlaşılan 8. kez bitirmem de fayda etmemiş benim adıma..
"... Ama şunu hatırdan çıkarmayın, ahmaklar için yazanlar her zaman karşılarında geniş bir dinleyici kitlesi bulurlar; okuma zamanınızı sınırlamaya dikkat edin ve okumak için ayırdığınız zamanı da münhasıran bütün zamanların ve ülkelerin büyük kafalarının eserlerine tahsis edin, onlar insanlığın geri kalanını yukarıdan seyrederler. şöhretleri onları zaten bu hüviyetiyle tanıtır. Okunması halinde sadece bunlar gerçekten bir şeyler öğretir ve insanı eğitir ..." Sunuştan
Sayfa 24 - Say
Abdurrahim Kara isimli okura yanıt verildi
Celal Uslu
Kara Bey, haklısınız say yayınları çevirileri doyurucu değil ve zaman zaman yazarın söylemek istediğinden daha farklı manaya isabet eden cümlelere evrilerek çeviri yaptırılmış. Diyebilirsiniz ki bu fikir sizde nasıl peydah oldu; kararımca açıklamaya çalışayım, Schopenhauer say külliyatını okudum ve İngilizce olarak okuduğum kitaplarıyla karşılaştırdım. Böylesine önemli bir şahsın kitaplarını dolgun çevirilerle basmadıkları için yayınevlerine -özellikle bazılarına- kızıyorum.
10/10
·296 syf.·
Beğendi
·
2016 10. kitabı
Böyle öncü bir kitap hakkında nasıl bu kadar az yazılıp çizilir şaşıyorum yahu! Toy olduğum zamanlarda birkaç kez Darwin'in Türlerin Kökeni adlı eserini okumaya yeltensem de sıkılıp ilerleyemediğimi hatırlıyorum. Bana ilaç gibi gelmişti bu kitap, evrim konusundaki bilgimin kulaktan dolma birkaç safsatayı geçip gerçek bir bilgi yığını olmasını sağlayan ilk tuğlaydı. Öncelikle bu kitabı toplu yerlerde okur-taşırsanız neler olacağından bahsedelim; insanlar size dik dik bakar, başka bir gezegenden gelmiş bu okur kişi neden böyle 'cıs, ayıp, günah' kitaplar okur diye. Bazen yaratılışçılık inancına kendini kaptırmış orta yaşlarında bir adam bazen de yaşlı bir dede ayıplar sizi. Sadece bunlara bakarak Türkiye'deki bilim, din, evrim, yaşamın kökeni vb. birçok konuda hangi noktada olduğumuz, neden batının 50 yıl(iyimser bir rakam oldu) gerisinden geldiğimiz gibi soruları kolayca cevaplayabilirsiniz. Bazı günlerde ise 'madem maymundan geliyorsak şimdiki maymunlar neden insan olmuyor' deyip nobel ödülü beklercesine bir gurura sahip olan varlıklar atlar önünüze. Bitti mi? Tabi ki hayır ama daha uzatmanın gereği yok. Gözümüzün önündeki düzeltilmesi gereken eksikliği gördük ama kim düzeltecek? İşte Çağrı Mert Bakırcı ve ekibi bu amaçla başlamamışlardı yollarına. En başta ODTÜ'de biyoloji ve genetik topluluğu olarak kurulup sonra bu konuda yayınlar yapmaya başladılar. Evrim ağacı adı altında en başta sayılı bilim dergilerinden çevirilerle başlayıp sonra bu ülkedeki diğer değerli bilim insanlarını da yanlarına katarak şuanda bile büyümeye devam eden bir topluluk yarattılar sıfırdan. Bir de komünist manifesto gibi amaca yönelik yada semavi din yayarcasına bir kutsal kitap gerekiyordu. İşte böyle ortaya çıktı 'Evrim Kuramı Ve Mekanizmaları' Kitabı yanlış anlaşılmaları düzeltmek üzerine
Felsefe
Evrim Kuramı ve MekanizmalarıÇağrı Mert Bakırcı · Evrensel Basım Yayın · 20151,595 okunma
Celal Uslu
İnceleme için çok teşekkürler. Gelecek bilimde!