"Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu… Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?.. Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir ăcz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim."
Kabındaki resimler renkli ve acayip diye, cűz cüz çıkan bir kitabın bir nüshasını tehalükle kapışmak, henüz kitabın hayattaki mevkiini tayin etmemiş olmaktır. Ve bunu yapan adam zihni tecessüsleri tamamlanmamış bir adamdır
Gazzâli Tehâfütü'l-felâsife'de filozofların görüşlerini sorgulayıp eleştirirken kendisinin herhangi bir tez ortaya koyma niyetinde olmadığını, yalnızca "sorgulayarak ve reddederek" karşı çıkacağını, gerektiğinde onların kullandığı polemik yöntemine başvurarak kendilerini sıkıştıracağını, bunu yaparken de sadece Eş'arilerin değil bütün kelâmí mezheplerin görüşlerinden yararlanacağını açıkça belirmektedir. O, eleştirilerine konu olarak yirmi mesele tespit etmiş, bunlardan on bir tanesinde filozofların iddialarını çürütme ve geçersiz kılma anlamında "ibtâl", altısında âciz bırakma ve köşeye sıkıştırma anlamında "ta'cíz", iki meselede filozofların ortaya koyduğu kanıtların yetersizliğini belirtmek üzere "acz", bir meselede ise aldatmacaya başvurduklarını ifade etmek için "telbís" terimlerini kullanmıştır. Bunlar gelişigüzel ifadeler olmayıp ele aldığı meselenin kendi amacı bakımından taşıdığı önemi ve konunun ağırlığını göstermek üzere bilinçli olarak seçilmiş terimlerdir. Bu yirmi meseleden on yedisinde filozofların görüşlerini yetersiz ve hatalı bularak bunları "bid'at" sayan Gazzâlî, âlemin ezelîliği, Allah'ın sadece küllileri bildiği ve âhiret hayatının ruhaní olduğu tarzındaki iddialarından dolayı ise onlar hakkında ağır bir ifade olan "tekfir" kelimesini kullanmıştır.