"Ben aşkta daima high life’ı hedefledim ve bir daha oradan aşağı inmek istemedim. Aşk, bir Bach kantatı gibi içten ve olgun olmalıydı, en iyisi hep baştan başlayan bir kantat gibi, da capo, fakat ad infinitum."
Edebiyat
Nietzsche'ye göre, ruh sağlığı gayet yerinde olan bir insan geriye bakıp bütün hayatını gözden geçirdikten sonra coşkuyla ayağa kalkıp "oyunun ve performansının tamamına" "Da Capo!" -Bir daha! Bir daha! Tekrar en baştan! - diye haykırabilmeliydi.
Sayfa 4
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
esin kaynağı
Nietzsche ‘ ye göre, ruh sağlığı gayet yerinde olan bir insan geriye bakıp bütün hayatını gözden geçirdikten sonra coşkuyla ayağa kalkıp “oyunun ve performansın tamamına “ da capo -bir daha bir daha ! En baştan ! - diye haykırabilmeliydi.
Felsefe
S*keyim. Liliananın iki katı büyüklüğünde adamlarla dövüşmüştüm. Hepsi de deneyimli dövüşçülerdi ama onlara karşı acı­masız ve öldürmeye niyetliydim. Söz konusu Liliana olunca, onu zarar vermeden kontrol altına aldığıma emin olmalıydım. Luca da aynı sorunla karşı karşıyaydı. Küçük kız kardeşine zarar verirse Aria onu öldürebilirdi ve Capo' olmasma rağmen karısı Luca üzerinde böyle bir güce sahipti. * Capo, mafya dünyasında kullanılan bir ifadedir ve genellikle suç örgütle­rinde en üst düzey lideri ifade etmek için kullanılır, (ç.n.)
Nietzche'ye göre, ruh sağlığı gayet yerinde olan bir insan geriye bakıp bütün hayatını gözden geçirdikten sonra coşkuyla ayağa kalkıp "oyunun ve performansın tamamına" "Da capo!-Bir daha! Bir daha! Tekrar en baştan!- diye haykırabilmeliydi.
Sayfa 5 - Da capo: Baştan al anlamına gelen İtalyanca müzik terimi·Kitabı okudu
"Proust'ta müziğin önemi üzerine bir kitap yazılabilir, özellikle de Vinteuil'ün müziğinin (Sonat ve Septet). Proust'gil tanıtlamanın bu yönü üzerinde Schopenhauer'in tartışma götürmez bir etkisi vardır. Schopenhauer, Leibniz'in müziği 'okült aritmetik' olarak tanımlayışına karşı çıkar ve kendi estetiğinde onu başka sanatlardan ayırır: Başka bütün sanatlar İdea'yı ancak peşinden sürüklediği birtakım görüngülerle birlikte üretebilirken, müzik İdea'nın kendisidir, görüngüler dünyasından habersizdir, ideal biçimiyle varlığını evrenin dışında sürdürür, Mekân'da değil Zaman'da kavranır ve dolayısıyla teleolojik hipotezden münezzehtir. Müziğin bu özsel niteliği, dinleyici tarafından çarpıtılır: Dinleyici, katışıklı bir özne olduğu için, ideal ve görünmez olana bir figür yakıştırmakta ısrar eder, İdea'yı aklınca uygun bir örnekle cisimleştirmeye çalışır. Bu yüzden opera da, tanım gereği, sanatların bu en maddesizinin iğrenç bir yozlaştırılmasıdır: Bir libretto ile tikelleştirdiği müzik pasajının ilişkisi, sözgelimi Vendöme Sütunuyla ideal bir düşeyin ilişkisinden farksızdır. Bu açıdan, vodvile göre daha eksik bir sanattır opera: Vodvil, hiç değilse, tamamlanmış bir numaralandırma komedisini başlatıyordun Bu açıdan, 'da capo' [başa (dön)] adlı o güzel konvansiyonu da kesinlikle kavranabilen ve kesinlikle açıklanamayan bir sanatın mahrem ve dile gelmez doğasının tanığı olarak görebiliriz."