• ”Ütopyalar Güzeldir” Dedirtecek Dünyanın Her Yanından 10 Kitap Kasabası ve Köyü

    Ne yalan söyleyeyim kitap kasabalarını daha önceleri birkaç kez duymuş da varlıklarına pek inanamamıştım. Düşünsenize bir ufak yerleşim bölgesi var; şehre yakın ama ondan ayrı ve merkezinde kitaplar var. Yalnız sahaflar, kitabevleri de değil; her yıl düzenlenen festivallerle de yöre halkı sanata, kitaba, edebiyata, kültüre doyuyor. Herhalde insanların bir arada bulunmasına vesile olan en güzel aktivitelerin başında da kültür, sanat etkinlikleri gelir.

    1. Urueña, İspanya
    Madrid’e iki saatlik bir mesafede bir ütopya yaşıyor, desek mübalağa etmiş olmayız herhalde. Edebiyatı seviyor ve İspanya’ya gitme planları yapıyorsanız size şahane bir haberimiz var. İspanya’nın Orta Çağ’dan kalma bir kasabası olan Urueña’da ülkenin ilk kitap köyü ile karşılaşacaksınız. Bu köye vardığınızda bir sur ve kaleyle karşılaşırsınız. Yerleşkede 12 farklı kitapçı ve bunların her yıl düzenlediği birbirinden renkli etkinlikler var. Kitapçıların birçoğu da belli bir konu üzerine yoğunlaşan, adeta tematik diyebileceğimiz kitaplarla sarılı. Sözgelimi içinde şarapların geçtiği bilim kurgu romanlarını bir kitapçıda, boğa güreşini içeren eserleri bir diğer kitapçıda, farklı edebî eserleri de öteki kitapçıda bulabilirsiniz. Ayrıca okuma, yazma uygulamaları için de tahsis edilen özel yerler ziyaret edilesi bir diğer alanı oluşturuyor. Yetmedi: halka açık okumalar, çeşitli sergiler, kitap ciltleme kursları, illüstrasyon eğitimleri de köyün düzenlediği aktiviteler arasında. Urueña, Valladolid Havaalanı’na 28 km uzaklıktadır.

    2. Bécherel, Fransa
    Burası, köyde 15’ten fazla kitapçı bulunduğu için ‘’Kitaplar Köyü’’ olarak da anılır. Çevrenin kırsal ve tabiat manzarası insanı şair yapar mı bilinmez ama muazzam bir görsel şenliktir. Köy, 12. asra kadar uzanan bir hikayeye sahipse de bir kitap pazarı ve turist kasabası olarak kendini yeniden şekillendirir. Her ayın ilk Pazar gününde yapılan kitap pazarı etkinlikleri, hafta sonları gerçekleştirilen şiir okuma faaliyetleri köyün en popüler organizasyonlarından birkaçı. 700 kişilik mevcudiyeti olan köyde ilaveten sanat galerileri ve kitap kafeler de var. Rennes – Saint-Jacques Havaalanı köye en yakın havaalanıdır.

    3. Hay-on-Wye, Wales
    Galler, İngiltere sınırındaki köy dopdolu kitapları ve her sene bitmeyen organizasyonlarıyla dünyanın en tanınan kitap köylerinin başını çeker. Özellikle yaz başlarında yaptıkları Hay edebiyat festivalleri, adlarının duyulmasını en çok sağlayan etkinlik. Köyün bir kitap kasabasına dönüşme atılımları 1961’de ilk ikinci el kitapçıyı açmasıyla başlar. Kitapçıyı açan Richard Booth adlı bir kitapsever, o dönem ABD’deki pek çok kütüphanenin kapatıldığını duyduğu gibi kitap biriktirmeye başlar. Bir çığa dönüşen bu ufak kartopu sayesinde bölgede pek çok kitapçı açılmaya başlar. 1.600 nüfuslu köy, ev sahipliği yaptığı pek çok kitapçının yanı sıra sizi antikacı dükkanlarıyla da karşılar. En yakın havaalanı ise Bristol’dur.

    4. Jinbōchō, Japonya
    Burası Tokyo’da yer alır ve şehirden öyle çok da uzaklarda değildir. Aksine Tokyo’nun merkezinde yer alan bir mahalledir. Bu mahalle öncelikle etkileyici sanat ve tasarımıyla dikkat çeker. Bu görsel şovun ardından sizi pek çok ikinci el kitapçı ağırlar. Özellikle çok sayıda eski Japon kitaplarını bulabileceğiniz mahalle, pek çok otantik eşyanın da sunulduğu bir yer. Moda severlerin ve vintage moda dergilerini merak edenlerin özellikle ilgilenebileceği birkaç kitapçı da var. Bölgenin bir kitapçı mahallesine dönüşme serüveni ise 1913’te gerçekleşmeye başlar: bu yıl bir üniversite profesörü olan Shigeo Iwanami tarafından açılan bir yayınevi, ardından pek çok kitapsevere de ilham olur ve durum giderek sükse yapmaya başlar. Lokasyon olarak; Tokyo Tren İstasyonu’na yürüyerek 25 dakikalık mesafededir.



    5. Saint-Pierre-de-Clages, İsviçre
    Burası İsviçre’nin Fransızca konuşulan bölgelerinden biridir. Pitoresk bir ortamda yer alan köy, spor ve kültürel faaliyetlerin gırla gittiği önemli bir kültürel nokta. Zira İsviçre Alpleri’nin hemen dibinde bitiyor. Bu konumu gereği yürüyüş, kayak ya da kızak faaliyetleri gerçekleştirmek mümkün. Köyde bulunan pek çok antika kitapçıyla İsviçre’nin tek resmî kitap köyü olarak bilinir. Ayrıca kitap festivali ile dünya çapında da fevkalade tanınır. 1993 senesinde ilk kez düzenlenen “Fête du livre” adlı kitap festivali, bundan sonra her Ağustos düzenlenir hale gelir ve amaç kitap sevgisine dikkat çekmektir. Buradaki on kadar kitapçıda pek çok eski, ilk baskı, antika kitapları bulmanız mümkündür. Cenevre’ye ortalama 2 saatlik bir mesafede olan bölgede aynı zamanda 50’ye yakın şarap mahzeni var.

    6. Mundal, Norveç
    Jostedalsbreen buzulunun yakınlarında yer alan kasaba, 1995 yılında Norveç Kitap Kasabası olarak seçilir. 300 nüfuslu bu sakin yerleşke insanlardan daha fazla kitaba sahip olan kasabaların da başında gelir. Zira burada, bölge geneline yayılan 150.000 kadar kitapla zengin bir ikinci el kitap dünyası yaşıyor. Yayılan, diyerek neyi kast ediyoruz? Kitapları yalnızca kitapçılarda bulamayacağınızı. Bölgede yer alan bir bakkalda, postanede, terk edilmiş bir hangarda da şahane kitaplar bulmanız mümkün. Dünyanın en izole kitap kasabalarından biri olarak ziyaretçilere kapılarını Eylül ile Mayıs arasında açıyor. Norveç’in güneybatısındaki Bergen’in 250 kilometre kuzeydoğusunda yer alan kasaba buradan araba ya da tekneyle 4 – 5 saat sürüyor. Uçak seçeneği de var: Sogndal’dan 45 dakikada uçakla varabilirsiniz.

    7. Redu, Belçika
    Vallahi Sait Faik’in dediği şu lafı tekrarlasak yeridir: ‘’Seyahatler çekiyor içim.’’ 400 civarında bir nüfusu olan bölgede 40 kadar kitapçı var. Avrupa kıtasındaki ilk kitap köyü olarak bilinen bölge ikinci el kitaplardan antika kitaplara, çizgi romanlardan herhangi bir edebî esere kadar zengin çeşitliliği ile bilinir. Kitaplarının çoğu Fransızca olsa da pek çok farklı dilde de kitaplar bulabilmek mümkün. Paskalya zamanı düzenlenen FêteduLivre kitap festivali bölgeyi en meşhur eden aktivitelerin başında gelir. Tüm bunların yanı sıra kırsalda güzel ve sakin gezintiler yapabilir, yürüyüşlere katılabilirsiniz. Kitapların ve sessizliğin içinde bulunmak için harika bir kaçış noktası olsa gerek. Brüksel’in 130 kilometre güneydoğusunda olan köye en yakın havaalanı Brüksel Güney Charleroi’dir.

    8. Óbidos, Portekiz
    Portekiz’in Orta Çağ’a kadar dayanan kasabası oldukça sağlam kale duvarları ile çevrili durumda. Kale surlarında yapabileceğiniz bir gezinti kitapçılardan önceki en iyi aktiviteniz olabilir. En belirgin olarak; şiir, fotoğraf, çocuk edebiyatı, seyahat, doğa, macera gastronomi, din ve şarap hakkında yazılan kitapları bulabilirsiniz. 1970’de açılan belediye müzesi de tarih kitaplarını muhafaza etmesi bakımından oldukça işlevsel ve önemli bir konuma sahip. Ekim aylarında yapılan Óbidos’unFolio Uluslararası Edebiyat Festivali de bölgenin en popüler aktivitelerinden biri. Bu organizasyon sayesinde kasabayı pek çok sanatçı ve kitapsever de tanıma ve gezme şansı buluyor. Lizbon’dan 45 dakikalık bir mesafedeki bölgeye en yakın havaalanı Lizbon Portela Havaalanı’dır.

    9. Bredevoort, Hollanda
    Tarihin öyle kadim dönemlerine uzanır ki bölgeyi içeren en eski belgelere 1188’de ulaşılır. Hollanda’nın Aalten bölgesindeki köy Almanya sınırına yakınlığı ile de bilinir. 2003 yılında bir kitap kasabası haline gelen bölgede yaklaşık 1.500 kişi ikamet eder. Ayrıca 1993’te Ulusal Kitap Kasabası seçilerek onurlandırılır. Kasabada 20 kadar ikinci el ve antika kitapçı var. Her ayın belirli günlerinde yapılan kitap pazarları da bölgenin dinamiğini hep yüksek seviyelerde tutuyor. Şair ve müzisyenlerin gösterileriyle dolu bir de tiyatrosu var. Amsterdam’ın 160 kilometre doğusunda, Düsseldorf’un da 100 kilometre kuzeyinde yer alan bölgeye en yakın havaalanı Düsseldorf Uluslararası Havaalanı’dır.

    10. Wigtown, İskoçya
    Listenin son şahaneliğine gelirken kendimi ‘’Gezgin olmalısın dostum’’ diye kendime öğüt verirken buldum. Yani buraları, hiç değilse birkaçını gezmeden gözlerimi yummak hiç mi hiç istemem. Bu kasabanın da pitoresk, yani adeta bir tablo gibi olduğunu söylemekle başlayalım. 1998’de Ulusal Kitap Kasabası seçilerek onurlandırılan bölgede 250.000’den fazla kitabın yer aldığı 10 kitapçı var. Müzik, tiyatro ve çeşitli performans sanatlarıyla kasabanın kültürel etkinliklere verdiği önemi de söylemek gerek. Diğer kitap kasabalarından farklı olarak burada The Open Book adlı bir kitapçı var ki; size birkaç günlüğüne kitapçı olma deneyimini de sunar. Alt katı kitabevi, üst katıysa stüdyo daire olan The Open Book’ta en fazla 2 hafta kalabilirsiniz. Bu süre içinde kitapçıda çalışabilir, üst kattaki stüdyo dairede kalabilir, boş zamanlarınızda da size verdikleri bir bisiklet ile gezintiye çıkabilirsiniz. Kasaba Glasgow’un 150 km güneyindedir. Glasgow Prestwick Havaalanı’na arabayla 1.5 saatte ulaşılabilir.
  • Türk Ortodoks Kilisesi Kongresi'nin Faaliyetleri
    Anadolu'nun birçok yerinden gelen talepler ve bizzat Papa
    Eftim'in kişisel girişimleri sonucu hükümetten alınan onay sonrasında
    Anadolu' da Fener Patrikhanesi'nden bağımsız bir Türk
    Ortodoks Patrikhanesi'nin kurulmasına yönelik faaliyetlerin
    yürütülmesi amacıyla Anadolu'nun farklı yerlerinden birçok
    ruhani temsilcinin katıldığı bir kongre düzenlenmesine karar
    verilmiştir. Kongrenin düzenleneceği yer Kayseri'de bulunan
    Zincidere Ortodoks Manastırı'dır.
    Kongrenin takip ettiği politika ve aldığı kararların içeriğine
    geçmeden önce bu konularda, yani alman kararlar, uygulamalar
    ve Türk Ortodoksların fikir ve düşünceleri konusunda önemli
    bir kaynak niteliği taşıyan ve kongrenin yayın organı olarak
    adlandırılabilecek bir gazeteden bahsetmek yerinde olacaktır.
    Anadolu 'da Ortodoksluk Sadası adı altında çıkarılan bu gazete 22
    Temmuz 1338 (9 Temmuz 1922) ile 21 Şubat 1339 (8 Nisan 1923)
    tarihleri arasında yaymlanmıştır.
    Her bir sayı 2 sayfa olmak
    üzere toplam 32 sayfa ve 16 sayıdan oluşan ve Osmanlıca olarak
    çıkan gazetenin isminin altında imtiyaz sahibi olarak Bulluoğlu
    İstimat Zihni'nin ve Umumi tahririye müdürü Antalyalı
    Çeneoğlu Filip'in isimleri verilirken, idare merkezinin "şimdilik
    Zincidere Manastırında daire-i malısusidir" denilerek telgraf adresinin
    de "Kayseri' de Kilise Kongresi" olduğu belirtilmiştir.
  • Cumhuriyet Arşivinde bulunan belgelerden anlaşıldığı
    kadarıyla İcra vekilleri heyetinde alınan bu kararı takiben Adliye
    vekaleti bünyesinde İstanbul Adliye Nezareti Mezahip Müdürü
    Baha Bey Ankara'ya davet edilerek kendisinden Türk Ortodoks
    Kilisesi konusunda 1 Haziran 1921 tarihinde detaylı bir
    gerekçe ile bir kanun layihası hazırlaması istenmiş ve Baha
    Bey'in hazırlamış olduğu ve aşağıda yer verilen bu layiha
    26.07.1921 tarihinde Adliye vekili tarafından Heyet-i Vekile'ye
    sunulmuştur. Bu şekilde 1921 Mayısından itibaren hükümet
    katında başlatılan çalışmalar Temmuz sonuna doğru şekillenmeye başlamıştır.
    "Türk Ortodoks Kilisesi Tesisi Hakkında Layiha-yı Kanun suretidir:
    Madde 1 - Türk Ortodoks Cemaatının umur-u
    rulıaniyelerini idare etmek ve diğer kiliselerden müstakil olmak
    üzere bir Türk Ortodoks Kilisesi tesis olunmuştur.
    Madde 2- Türkiye dahilinde iş bu kiliseye tabi Piskoposluklar
    ber vech-i atidir: İstanbul, Edirne, İzmir, Ereğli, Ankara,
    Amasya, İznik, Üsküdar, İzmit, Antalya, Alaşehir, Aynaroz,
    Aydın, Güzelhisar, Edremit, Bursa, Tire, Çeşme, Çatalca"_Diyarbakır,
    Halep, Kuşadası, Kars, Kapudağı, Konya, Trabzon,
    Gümüşhane, Mardin, Gelibolu, Maraş, Niksar.
    Madde 3- Başreisi ruhaninin görecekleri lüzum üzerine ve hükümetin
    tensibi ile icap eden mahallere memurin-i ruhaniye tayin
    olunur.
    Madde 4- Baş reisi ruhani ikinci maddede ta'dad olunan piskoposluklarda
    ekall beş sene ifayı hizmet eden eben an ceddin
    tabiyet-i devlette bulunmuş olan ve kırk yaşına ikmal eden piskoposlardan
    olmak üzere hüküınetce ara edilecek üç namzet
    meyanında nizamnameyi mahsusiyesine teftkan intihap olunur.
    Madde 5- Piskoposluk rnesnetlerinde vuku bulacak mahallere
    tayin keyfiyeti la akal beş sene ifayı hizmet eden eben an ceddin
    tabiyet-i devlette olan Türkçe okuryazar rehabin meyanından
    meclis-i ruhaniyece tefrik ve intihap olunacak üç namzetten birinin
    baş reisi ruhani tarafından arz ve taraf-ı hükümetce azl
    olunmaları caizdir.
    Madde 6- Gerek baş reisi ruhani, gerek piskoposlar ve gerek diğer
    memurin-i ruhaniye ve mezhebiyenin devlete ihanet ve
    hiyanetleri, ahaliye zulüm teadileri siyasetle iştigalleri kavanin
    ve nizamat·ı devlete mugayir su-i hal ve hareketleri vukuunda
    azlolunmaları caizdir.
    Madde 7- Kavaniit ve nizamat-ı devlete rnugayyir hareketlerden
    dolayı haklarında takibat-ı adliye icra edilen memurin-i ruhaniye
    herhangi bir rütbe ve derecede olursa olsunlar huzur-u muhakemede
    hiçbir imtiyaz ve istisna ve muafiyet iddia edemezler.
    '
    Madde 8. Gerek rfıansıbta bulunsun gerek bulunmasın mabeyn
    baş reis-i rulıiıni piskopos ve ruesa-yı ruhaniyeden biri vefat et-
    , tiğf l􀉕din:J􀉖.mütttJeffanın zatına ait emval hakkında kavanin ve
    fiı'ipm6t􀆨i1' i 'ifetlet' tar􀉗lhmen caridir. Ancak bunlar Türk
    Ortodoksu cemaat ve kilisesinden gayri bir cemaatin ve kilisenin
    menfaatına vasiyet ve vakfa mezun değildir.
    Madde 9- Kayseri' de baş reisi ruhaninin riyasetinde olmak üzere
    on iki fızadan mürekkep bir meclis-i ruhani teşkil olunmuştur.
    İkinci maddede ta'dad olunan mahaller piskoposları en kıdemli
    ve musenna olanlardan başlamak iizere ikişer sene müddetle
    meclis-i ruhani azalığı vazıfesini ifa ederler. Meclis-i ruhani
    azasının bir listesi lıer defasında baş riyaset-i ruhanice adliye
    ve mezalıip vekaletine takdim olunur.
    Madde 10-Meclis-i ruhaninin vazifesi Tiirk Ortodokslarm
    umur-u ruhaniyesine nezaret ve itikadat-ı ınez/ıebiyyeyi
    celileden . . . taife-i ruhbanın ıs/alı ve terfiye hallerine ve ehliyetli
    ralıip ve papazlar yetiştirmeye gayret ve tekevvün eden mesail-i
    diniyye ve mezlıebiyyeyi usul-Ü kenisaiyyeye tatbiken /ıal ve
    tesviye etmek hususlarından ibarettir.
    Madde 1 1 - Meclis-i ruhani azalarından beş zatı bila intihab kilise
    meclis idaresini teşkil edeceklerdir. Meclis idare azalığı iki
    sene devam eder.
    Madde 12- Bütçe layihasını tanzim ve meclis-i ruhanice kabul
    olunan bütçe baş reis-i ruhaninin emriyle tatbik ve icra ve Türk
    Ortodoks kilisesinin emval ve emlak ve evkafına ait umuru
    rü 'yet ve mebani-i diniyyenin tamiratı gibi lıususata nakid-i
    meclis-i idarenin vezaif-i cümlesindendir.
    Madde 13-İkinci maddede ta 'dad olunan piskoposluk daire-i
    rulıaniyeleri dahilinde bulunan kiliselerde bil cümle emlak, emval
    ve varidatın idaresi Türk Ortodoks Kilisesine aittir. Bu hususta
    tekevvün edecek ihtilafat nizamname-i mahsusada beyan
    olunan usul dairesinde adliye ve mezalıip vekaleti tarafından
    hal ve fasl olunur.
    Madde 14- Manastırlar hasılatının idaresiyle muhasebatının
    ru'yetine . . . suret-i nasb ve tayinine dair Kayseri Kilisesince bir
    nizamname layihası tertib edilerek Adliye ve Mezalıip Vekaleti
    tarafından bade'/ tasdik mevki-i icraya vaz olunacaktır.
    Madde 15-İş bu kanunun suret-i tatbikiyesine dair nizamname
    yapılacaktır.
    Madde 1 6-İş bu kanunun tatbikine Adliye ve Mezalıip Vekili
    memurdur"
  • Gerçekten de bugünkü Vatikan'ın 2000 yıllık serüvenin de hiç kuşkusuz birçok sır vardır. Bu sırları saklamak ,önlemek ve halkın bilmesini engellemek için Roma Kilisesi özel bir"daire" kurmuştu. Kısaca Vatikan'ın "gizli arşivi" diye bilinen bu şaire, 1231 yılında 9. Gregory tarafından başlatılan ilk engizisyon ile 1542 'de yenisen tesis edilen "kutsal ofis" (engisizyon) döneminden 1903 yılına kadar 4500'den fazla kitabı , risaleyi ve yazılı belgeyi gizlemiş ve yasaklamıştır.
  • ÖTÜKEN
    15 Ocak 1964 ile Kasım 1975 tarihleri arasında 143 sayı yayınlanan Ötüken, bu özelliğiyle Atsız’ın dergileri
    arasında en uzun ömürlüsüdür. İlk 11 sayısında, yayıncıları tarafından, “Her Ayın Onbeşinde Çıkar, Fikir ve Ülkü
    Dergisi” olarak nitelenen Ötüken’in bu düsturu 11 sayıdan sadece 6’sında tutturulabilmiştir (Bu sayılar şunlardır: 1, 2, 5, 6, 8, 10. Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964), s. 8; Ötüken, I/10 (15 Ekim 1964), s. 8). Kalan sayılar farklı tarihlerde basılmış ve yayınlanmıştır (Ötüken, I/3 (16 Mart 1964), s. 8;Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964), s. 8;Ötüken, I/7 (16 Temmuz 1964), s. 8; Ötüken, I/9 (12 Eylül 1964), s. 1; Ötüken, I/11 (14 Kasım 1964), s. 8). 26. sayıda ayın 15’in çıkma taahhüdünün yerine “Her Ayın Ortasında Çıkar, Aylık Fikir ve Ülkü Dergisi” gelecektir (Ötüken, I/12 (15 Aralık 1964), s. 1). Bundaki amaç her ayın 15’inde çıkma gibi bir vaatte bulunup bunun tutturulamamasının okuyucu üzerinde bırakacağı menfi tesirin önüne geçmektir şüphesiz. 27. sayıda bu ibare de biraz değişikliğe uğramış ve “Fikir ve Ülkü Dergisi” kısmı kaldırılmıştır (Ötüken, III/27 (27 Mart 1966), s. 1). Dergi, her ayın ortasında çıkma prensibinin uygulandığı 12-28. sayılar arasında ayın 15’i ile 30’u arasında 11 farklı tarihte yayınlanmıştır (Meselâ: Ötüken, II/15 (22 Mart 1965), s. 1; Ötüken, II/22 (20 Ekim 1965), s. 1; Ötüken, III/28 (30 Nisan 1966), s. 1). Zaten bu sayıdan sonra derginin yayınlandığı günün yazılması uygulaması kaldırılarak sadece ay ve yıl yazılmıştır. 29. sayıda yayın günü açısından daha serbest olmak, aksaklıkları daha az belli etmek amacıyla ayın hangi gününde veya neresinde yayınlanacağı yazısı kaldırılarak “Aylık Türkçü Dergi” ibaresi getirilmiştir ve son sayıya kadar bu şekilde devam etmiştir (Ötüken, III/30 (25 Haziran 1966), Kapak; Ötüken, XII/143 (Kasım 1975), Kapak). Ötüken’e “Aylık Türkçü Dergi” demenin yayın tarihlerinde daha serbest olmayı ve dergiyi belli bir güne yetiştirmek için niteliğinden taviz vermek gibi durumları da engellemeyi beraberinde getireceği muhakkaktı. Fakat yine de yayın zamanındaki aksaklıkların önüne geçilemedi. Günü gününe yayınlanan sayılar olduğu gibi ayın son günlerinde yayınlanan sayılar da vardı. Meselâ Aralık 1966 tarihli sayısının baskı tarihi 1 Aralık’tı (Ötüken, III/36 (Aralık 1966), s. 16). Buna karşın 42. sayı 27 Haziran’da basılmıştı (Ötüken, IV/42 (Haziran 1967), s. 16). Hatta, zarurî durumlar ortaya
    çıktığında derginin yayını birkaç ay ileriye atılıyordu. Atsız 1973’te hapse girdiğinde Kasım ve Aralık sayıları birlikte
    yayınlanacak ve ancak 23 Ocak 1974’te basılabilecekti (Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973), s. 32). Bu
    aksaklıkların bir diğer sebebi de, bir dönem, İstanbul’da hazırlanarak Ankara’da basılması ve derginin provalarının
    bazen birkaç defa iki şehir arasında gidip gelmesiydi (Atsız’ın Mektupları, s. 257). Derginin kapak düzeninin, 143
    sayılık bir dergi için, büyük değişiklikler gösterdiği söylenemez. Ufak biçimsel değişiklikler sayılmazsa standart
    kapak düzenleri kullanılmıştır. İlk 26 sayıda kapak düzeni hep aynıdır (Tek istisna 19. sayıdır. Kerkük katliamı
    sebebiyle özel olarak hazırlanan bu sayının kapağında bir Kerkük fotoğrafı ve “Kerkük Katliamının Altıncı
    Yıldönümü Özel Sayı” yazısı bulunmaktadır. Ötüken, II/19 (16 Temmuz 1965), Kapak). Aynı zamanda 1. sayfa
    vazifesi gören kapağın en üstünde büyük puntolarla “Ötüken” yazısı, altında ayın hangi gününde çıkacağını belirten yazı ve sahibi, sorumlu müdürü, tarih, fiyat gibi ibareler bulunuyordu (Ötüken, I/1 (18 Ocak 1964), s. 1; Ötüken, III/26 (15 Şubat 1966), s. 1). 27-29. sayılarda ortada Türklük ve Türkçülükle ilgili dizeler, altında ise “Bütün Türkler Bir Ordu Katılmayan Kaçaktır” yazısı vardı (Ötüken, III/27 (27 Mart 1966), s. 1; Ötüken, III/29 (28 Mayıs 1966), s. 1). En çok kullanılan kapak resmi kurttu. Çeşitli şekil ve boyutlardaki kurt resmi derginin birçok kapağını süslemekteydi (Kapağında kurt figürü bulunan sayılar şunlardır: 30-33, 44-86, 88, 89, 93, 95-97, 100-104, 106, 107, 111, 114, 116, 119-120, 122, 123, 129-131). Derginin 34 ve 35. sayılarında bir Türk süvarisi görülmektedir (Ötüken, III/34 (Ekim 1966), s. 1; Ötüken, III/35 (Kasım 1966), s. 1). 36 ve 37. sayılarda da başka bir süvari resmi vardır (Ötüken, III/36 (Aralık 1966), s. 1; Ötüken, IV/37 (Ocak 1967), s. 1). 38, 40-43. sayılarda Türklerin Ergenekon’dan çıkışını temsil eden bir resim bulunmaktadır (Ötüken, IV/38 (Şubat 1967), s. 1; Ötüken, IV/43 (Temmuz 1967), s. 1). 87, 90, 94, 98, 103, 108, 112, 118, 126. sayılarda Türk süvarileri temalı bir kapak kullanılmıştır (Ötüken, VIII/87 (Mart 1971), s. 1; Ötüken, XI/126 (Haziran 1974), s. 1). 99, 105, 117 ve 124. sayıların kapağında Tanrı Dağları resmi vardır (Ötüken, IX/99 (Mart 1972), s. 1; Ötüken, XI/124 (Nisan 1974), s. 1). 133, 134, 136-143. sayıların kapağını Kür Şad ve çerileri süslemektedir (Ötüken, XII/133 (Ocak 1975), s. 1; Ötüken, XII/143 (Kasım 1975), s. 1). Gündemdeki meselelere göre kapak belirlendiği de görülmektedir. Meselâ, 128 ve 131. sayıların kapağında Kıbrıs’la ilgili fotoğraflar kullanılmışken (Ötüken, XI/128 (Ağustos 1974), s. 1; Ötüken, XI/131 (Kasım 1974), s. 1), Türk
    diplomatların Asala tarafından öldürülmeleri üzerine 110. sayının kapağına “Ermeni Meselesi” yazılmış ve iç
    sayfalarda bu konu işlenmiştir (Ötüken, X/110 (Şubat 1973), s. 1). Derginin yeni bir yaşa girişinin okuyuculara
    kapakta yazmak suretiyle duyurulduğu da vakidir (Ötüken, X/109 (Ocak 1973), s. 1; Ötüken, XI/121 (Ocak 1974), s. 1). Bir kişi veya olaya hasredilmiş sayılar da vardır. Meselâ, Zeki Velidî Togan’ın vefatı münasebetiyle bir özel sayı hazırlanmış ve kapağa “Ord. Prof. Zeki Velidi Togan (1890-1970) Özel Sayı” yazılmıştır (Ötüken, VIII/91 (Temmuz 1971), s. 1). Aynı şekilde Nejdet Sançar için de bir özel sayı hazırlanarak bu durum kapakta belirtilmiştir (Ötüken, XII/135 (Mart 1975), s. 1). 3 Mayıs 1944’ün 39 ve 40. yıldönümü için de özel bir sayı ve kapak hazırlanmıştır (Ötüken, X/113 (Mayıs 1973), s. 1; Ötüken, XI/125 (Mayıs 1974), s. 1). 27. sayıdan itibaren kapaklara farklı resimler, o sayıda yazısı olanların listesi eklenmiş; sayı ve sayfa numaralarıyla yıl, fiyat gibi belirteçler yer değiştirmiş olsa da kapakların genel kompozisyonunun aynı kaldığı söylenebilir. “Bütün Türkler Bir Ordu” ibaresi neredeyse her sayıda vardır. Bununla beraber birçok sayının kapağında Ziya Gökalp, Namık Kemal, Ömer Seyfeddin, Gazi Mustafa Kemâl, Rıza Nur, Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Hüseyin Nihâl Atsız, Mahmut Esat Bozkurt, Nejdet Sançar, Refet Körüklü, Tevfik Fikret, Enis Behiç Koryürek, Cenap Şahabeddin, Abdülhak Şinasi Hisar, Abdülhak Hamid Tarhan, Fethi Tevetoğlu, Mehmet Emin Yurdakul, Arif Nihat Asya, Edip Ayel, Serdaroğlu Emin Bülent, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Hasan Ferit Cansever gibi Türk siyaset ve edebiyatının önemli isimlerinin Türklük ve Türkçülükle ilgili sözlerine yer verilmiştir. Ötüken, maddî kazanç sağlamak için yayınlanan bir dergi değildi şüphesiz. Gelir kaynağı, büyük oranda, satışlardan elde ediliyordu. Bunu, yok nispetindeki reklamlardan anlıyoruz. Tanıtımı yapılan kitap ve dergilerle Ötüken’in idarecilerinin kurduğu Afşın Yayınları’nın ilanlarını saymazsak çok az reklam vardır, ki onları da reklam kategorisine sokmak biraz zordur. Meselâ 7 ve 59. sayılarda “Ötüken” adlı bir terzinin ilanı vardır (Ötüken, I/7 (16 Temmuz 1964), s. 8; Ötüken, V/59 (Kasım 1968), s. 16). Ancak bu ilanın ücret karşılığında verildiğinden çok sahibinin Türkçü olduğu ve Türkçülerin de bu terziyi kullanmaları için tanıtımının yapıldığı akla yatkındır (Terzinin sahibi Hikmet Soyyiğit aynı zamanda Türkçüler Derneği Üsküdar Ocağı’nın yönetim kurulu üyelerindendir. bkz. “Türkçüler Derneği Üsküdar Ocağının Faaliyetleri,” Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964), s. 6). Başka bir ilan bir kitabevine aittir (Ötüken, II/21 (24 Eylül 1965), s. 4). Terzi için söylediklerimizi bu kitabevi için de söylersek yanılmış olmayız. Zaten, hemen bir sayı sonra, Ötüken’in bu kitabevinde satıldığı yazmaktadır (Ötüken, II/22 (20 Ekim 1965), s. 6). Dergide, dergiye veya Türkçüler Derneği’ne gelir temin etmek için üretilip satıldığı anlaşılan Ergenekon’dan çıkış tablosu veya bozkurtlu tabak gibi ürünlerin de tanıtımı yapılmıştır (Ötüken, IV/40 (Nisan 1967), Kapak; Ötüken, III/26 (15 Şubat 1966), s. 12). Söyleyebileceğimiz son ilan Bostancı’da yapılacak olan bir apartmanla ilgilidir. İlanda dileyenlerin buradan daire sahibi olabilecekleri belirtilmektedir (Ötüken, III/28 (30 Nisan 1966), s. 24). Bu binanın Atsız’ın daha sonra taşınacağı bina olması kuvvetle muhtemeldir. Görüldüğü üzere Ötüken reklama ihtiyaç duymadan yayınını sürdürmüştür. Böylece reklam verenlerin yayın politikasına tahakküm etmeleri gibi bir durumdan söz etmek imkânsızdır. Dergi toplamda 6 defa matbaa değiştirmiştir (13, 25, 30, 33 ve 124-143. sayıların nerede basıldığı hakkında bir bilgi yoktur. Ancak 124-143. sayıların İstanbul’da Erdoğan Saruhanoğlu’na ait bir matbaada basıldığı tahmini yapılabilir). 1-3. sayıları İstanbul’da Türkiye Basımevi’nden çıkmıştır (Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964), s. 8; Ötüken, I/3 (16 Mart 1964), s. 8). 4 ile 31-32. sayıları arasında kalan sayılar yine İstanbul’da bulunan Sinan Matbaası’ndan çıkmıştır (Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964), s. 11; Ötüken, III/31-32 (Temmuz-Ağustos 1966), s. 2). 34. sayıyla beraber tekrar Türkiye Basımevi’nde çıkmaya başlayan Ötüken 49. sayısına kadar bu matbaadan çıkmıştır (Ötüken, III/34 (Ekim 1966), s. 16; Ötüken, V/49 (Ocak 1968), s. 16). Daha sonra 9 sayı İstanbul’daki Özdemir Basımevi ile çalışılmıştır (Ötüken, V/50 (Şubat 1968), s. 16; Ötüken, V/58 (Ekim 1968), s. 16). 59. sayıyla beraber Ötüken Ankara’ya taşınmış, burada basılmaya başlamıştır. Önce Yargıçoğlu Matbaası’ndan iki sayı çıkmış (Ötüken, V/59 (Kasım 1968), s. 16; Ötüken, V/60 (Kasım 1968), s. 16), hemen ardından uzun yıllar işbirliği yapılacak olan Ayyıldız Matbaası’na geçilmiştir. 61 ile 119-120. sayılar arasında kalan bütün sayılar burada basılmıştır (Ötüken, VI/61 (Ocak 1969), s. 16; Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973), s. 2). Dergi 11. yılına girdiğinde İstanbul’a dönmüştür. 121-123. sayılar Murat Matbaacılık’tan çıkmıştır (Ötüken, XI/121 (Ocak 1974), s. 2; Ötüken, XI/123 (Mart 1974), s. 2). Ötüken’in kalan sayılarının nerede basıldığı hakkında dergide herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Dergi, 8 sayfa olarak yayınlanmaya başlamıştır. Daha sonra 12, 16, 18, 20, 24 ve 32 sayfa olarak çıktığı da vakidir. Uzun yıllar 16 sayfa yayınlanmıştır. 1-3, 5, 8, 10, 11, 16, 20,
    22, 25. sayılar 8 sayfa (Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964); Ötüken, III/25 (17 Ocak 1966)); 4, 6, 7, 9, 12-15, 17, 24, 26. sayılar 12 sayfa (Ötüken, I/4 (17 Nisan 1964); Ötüken, III/26 (15 Şubat 1966)); 18, 21, 23, 27, 34-118, 141-143. sayılar 16 sayfa (Ötüken, II/18 (16 Haziran 1965); Ötüken, XI/143 (Kasım 1975)); 19. sayı 18 sayfa; 30-33. sayılar 20 sayfa (Ötüken, III/30 (25 Haziran 1966); Ötüken, III/33 (Eylül 1966)); 28, 29, 121-140. sayılar 24 sayfa (Ötüken, III/28 (30 Nisan 1966); Ötüken, XII/140 (Ağustos 1975)); tek sayı olarak yayınlanan 119-120. sayı ise 32 sayfa olarak yayınlanmıştır (Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973)). İdarecileri Ötüken’in fiyatıyla pek oynamamışlardır. Derginin ücreti ilk 89 sayıda sadece 100 kuruştur (Ötüken, I/1 (15 Ocak 1964), s. 1; Ötüken, VIII/89 (Mayıs 1971), Kapak). Yani dergiye, neredeyse 8. yayın yılını doldururken zam yapılmıştır. Dergi 90. sayıda %50 oranında zamlanmış ve 118. sayıya kadar 150 kuruştan satılmıştır (Ötüken, VIII/90 (Haziran 1971), Kapak; Ötüken, X/118 (Ekim 1973), Kapak). Zamma sebep olarak PTT’nin dergi postalama ücretlerine %500 zam yapması gösterilmektedir (Ötüken, VIII/90 (Haziran 1971), s. 16). Birlikte çıkan 119-120. sayılar, çift sayı olarak kabul edilmiş olmalı ki, 300 kuruştan satılmıştır (Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973), Kapak). 121. sayıdan itibaren bir kez daha zamlanan Ötüken, son sayısına kadar 250 kuruştan yayınlanmıştır (Ötüken, XI/121 (Ocak 1974), Kapak; Ötüken, XII/143 (Kasım 1943), Kapak). Dergiye abonelik ücretleri ise ilk 30 sayıda standart değildir. Kaç ay abone olacağına okur karar verecek ve kaç sayı abone olmak istiyorsa bunun bedelini para veya posta pulu olarak gönderebilecektir.