10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bir okur gözüyle söyleyecek olursam, Kuyucaklı Yusuf bende uzun süre etkisi kalan romanlardan biri oldu. İlk başta hikâye çok sade ilerliyormuş gibi geliyor. Ama sayfalar ilerledikçe aslında Yusuf'un yalnızlığını, çevresine yabancılığını ve toplumla uyuşamamasını hissediyorsun. Özellikle Yusuf karakteri bana klasik roman kahramanlarından farklı gelmişti; çok konuşan, duygularını açık açık anlatan biri değil. İçinde büyük fırtınalar yaşayan ama bunları sessizce taşıyan bir karakter. Bence romanın en güçlü yanı, aşk hikâyesinden çok insanların kurduğu adaletsiz düzeni göstermesi. Yusuf ne kadar dürüst ve temiz kalmaya çalışsa da çevresindeki çıkar ilişkileri, güç sahiplerinin tavırları ve toplum baskısı onu sürekli köşeye sıkıştırıyor. Bu yüzden kitabı okurken zaman zaman "Yusuf'un başına gelenler gerçekten haksızlık" diye düşünmüştüm. Maria ile olan ilişki de bana çok romantik bir aşk hikâyesinden ziyade, Yusuf'un tutunmaya çalıştığı son dal gibi gelmişti. Bu yüzden kitabın duygusal tarafı oldukça güçlü. Sonlara doğru ise insanın içinde buruk bir his bırakıyor. Ayrıca Sabahattin Ali'nin dili de dikkat çekici. Çok süslü değil ama karakterlerin ruh hâlini ve Anadolu kasabasının atmosferini oldukça canlı hissettiriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey olaylardan çok, Yusuf'un yalnızlığı ve kaderle mücadele etme çabası olmuştu. Kısacası, bana göre Kuyucaklı Yusuf sadece bir aşk romanı değil; toplumda dürüst ve farklı kalmaya çalışan bir insanın trajedisini anlatan, hüzünlü ama güçlü bir roman. Okurken insanın içinde sessiz bir öfke ve derin bir hüzün bırakıyor. Kuyucaklı YusufKuyucaklı Yusuf
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
El Kızı
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 09:48
Orhan Kemal’den okuduğum ilk eser. Devamının geleceğini artık biliyorum. Kurgu çok iyi. Kitap her şeyin bittiği yerde başlıyor. Yağmurlu bir gecede sahile vuran bir kadın cesediyle… Daha ilk andan toplum denen canavarın acımasız yüzü kendini göstermeye başlıyor. “Şu belalı günde intiharın sırası mıydı hey Allah’ın kulu!” “Vay anasını, parmağındaki yüzüğe bakın!” “Böyle serseri bir kadının parmağında ha!” Bu sahne ile beraber yüzüğün hikayesi, onunla beraber de zavallı Nazan’ın hikayesi başlıyor. Toplum denen vahşi sistemin üyeleri, eli maşalı olmayan kişileri nasıl el ele vererek katleder? Bunun tablosunu görüyoruz kitapta. Belki de kimsenin suçu yok bu durumda. Herkes üstüne düşeni yapıyor ve hepsinin kendince haklı sebepleri var belki. O kadar ki okuyucuya sinir krizleri yaşatan kötülük timsali kaynananın bile Freud‘un gözüyle incelendiğinde -kesinlikle yeni bir psikolojik terim gerekli-yaptıkları anlaşılır gözüküyor. Bu tabloda kötülük bireysel değil, kolkola girmiş ve toplumsal bir canavara dönüşmüş. Kadın erkek ilişkisi, gelin kaynana ilişkisi, insan toplum ilişkisi; ne yönden bakılırsa bakılsın çok dersler var bu kitapta. Tüm karakterler ayrı ayrı incelenmeli. Ama şurası bir gerçek ki kötülük cehaletin çamurunda çok güzel filizlenip dal budak salıyor. Eserde bu kötülüğün karşısında yer alan aydın karakterler bile bazen istemeden karanlığa hizmet etmek zorunda kalıyor. Sona gelindiğinde ise her şeye rağmen aydınlık yarınlar için umudun filizlendiğini görüyoruz. Tüm bunların dışında okuduğum en akıcı kitaplardan biri. Adeta okuyucuyu kendine kilitliyor. Yeşilçam sineması seyreder gibi her şey okuyucunun gözünde oldukça gerçekçi bir görüntüyle canlanıyor. Baş karaktere çok üzülen okuyucu aynı zamanda onun hatalarından çok gerçekçi dersler çıkarıyor. Bunun yanı
1000Kitap
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
Holokost edebiyatı okumayı, hissettirdiği o ağır ve derin acıya rağmen çok seviyorum. Hele bir de anlatılanlar sadece kurgudan ibaret değilse; arkasında gerçek bir yaşam öyküsü, bir otobiyografi saklıysa... O zaman kitabın bendeki etkisi katbekat daha sarsıcı oluyor. Aharon Appelfeld’in Hüznün Kıyısına romanını bitirdiğimden beri kitabı elimden bırakıp kapağına bakıyorum uzun uzun. 17 yaşındaki anlatıcımız Edmund, aslında yazarın kendi gençliğinin, kendi anılarının ta kendisi... İşte bu yüzden romandaki her bir kelime, her bir nefes o kadar gerçek ki, okurken insanın kalbi acıyor. Ukrayna ormanlarının o dondurucu soğuğunda, ölümün nefesini enselerinde hissederek hayatta kalmaya çalışan bir avuç insan... Ama bu karanlığın içinde beni en çok ne etkiledi biliyor musunuz? Yaşanan tüm vahşete, o dipsiz hüzne rağmen içeriden yükselen o cılız ama inatçı umut... Kitaptaki her bir karakter sanki insanlığın unuttuğu bir duyguyu tek başına sırtlanmış gibiydi. İnancın sembolü olan o unutulmaz komutan Kamil... Konuşamayan küçücük bir çocuk olan ve sığındığı adamı babası belleyen Milio; o bizim umudumuzdu işte. Ve o zorbalığın ortasında onlara yemekler pişiren, kıyafetlerini onaran yaşlı nine... O da şefkatin, şefkatle sarıp sarmalamanın resmiydi adeta. Her biri içimizde ayrı bir duyguyu tutuşturdu. Şimdi dönüp tekrar kapağa bakıyorum... Gri, puslu, o Ukrayna ormanlarının dondurucu havasını yansıtan bir görsel. Arkada beliren asker figürleri... Ama dikkatli bakınca bir detay var ki insanı ağlatacak kadar güzel: Kenarda hafifçe yeşermeye başlamış o dal... Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın insanın içindeki o umudun hep yeşerebileceğini hatırlatıyor bize. Gerçek bir acının içinden süzülüp gelen, ruha dokunacak muazzam bir yolculuk arayanların çok ama çok seveceği bir kitap
Hüznün KıyısınaAharon Appelfeld · Livera Yayınevi · 20238 okunma
Sustuklarımız çiçeklere emanet..
Puan vermedi·72 syf.··
2026 7. kitabı
Merhaba okur dostlar, Adnan YücelAdnan Yücel'in okumuş olduğum 7’nci kitabı Acıya Kurşun İşlemezAcıya Kurşun İşlemez oldu. Şairin diğer kitaplarına göre daha mı farklı, yoksa benim hayatımdaki zamanlaması mı farklı denk geldi bilemedim doğrusu ama bu kitap biraz farklı vurdu.. Kitapta öyle dizeler var ki, insanı kendi içindeki karanlık dünyasına hapsediyor. Söyler misin? Zindanda çiçekler nasıl yetişir. (s.24) Okurken düşündüm o kadar çıkmazda, o kadar yorgun hissettiğin bir anda, etrafındaki her şey üzerine üzerine gelirken insan nasıl olur da yine de güzellik arar, nasıl çiçek yetiştirir?.. Adnan YücelAdnan Yücel bu soruyu sorarken aslında cevabını da veriyor o çiçekler zaten o zindanın içindeki inatla dirençle yeşeriyor... Anlatsam şimdi Bir daha dinleyebilir misin? (s.65) Sanki birine içini dökeceksin ama taşıyabilir mi diye korkup susuyorsun ya, işte tam o an... Adnan YücelAdnan Yücel kelimeleri birer yük gibi değil de, birbirine tutunulacak birer dal gibi kullanmış burada. Kitap bittiğinde hissettiğim şey, birinin hayatına misafir olmak gibiydi. Süslü cümleler yok, olduğu gibi anlatmış her şeyi.. Kendi payıma aldıklarım bana yeter! Şiir dediğin de zaten bu değil mi?.. Başkasının acısında kendi yaramızı merhemlemek. Okuyun okutun ama en çok da kendi payınıza düşeni alın.
Şiir
Acıya Kurşun İşlemezAdnan Yücel · Yurt Kitap Yayın · 20121,254 okunma
Puan vermedi·498 syf.··
2026 3. kitabı
·
528 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:54
Ebeveynlik Pusulasını Akranlara Kaptırmak: "Çocuklarınıza Tutunun" Üzerine ​Gordon Neufeld ve Gabor Maté’nin ortak kaleme aldığı "Çocuklarınıza Tutunun", raflarda sıradan bir "çocuk yetiştirme rehberi" gibi dursa da, aslında modern topluma, aile yapısına ve eğitim sistemine getirilmiş çok güçlü bir psikolojik eleştiridir. Kitap, ebeveynlerin çocuklarıyla yaşadığı çatışmaların temel nedenini tek bir kavrama dayandırıyor: Akran Bağlanması (Peer Orientation). ​1. Doğal Olmayan Bir Sapma: Yatay Bağlanma ​Gelişim psikoloğu Neufeld ve Dr. Gabor Maté, insanlık tarihi boyunca kültür ve değer aktarımının her zaman "dikey" (yetişkinden çocuğa) ilerlediğini hatırlatarak başlıyor söze. Ancak günümüz dünyasında, çocukların kendilerine rehber olarak ebeveynlerini değil, kendi yaş grubunu (akranlarını) seçtiğini görüyoruz. Yazarlar bunun gelişimsel bir sapma olduğunu savunuyor. ​Bir çocuğun, hayata dair henüz hiçbir şey bilmeyen, tıpkı kendisi gibi ham ve olgunlaşmamış başka bir çocuğa tutunması; bir körün başka bir köre kılavuzluk etmesinden farksızdır. Akran grupları çocuklara koşulsuz sevgi sunamaz; aksine, acımasız bir "onaylanma ve dışlanma" döngüsü içinde onları sürekli kaygılı bir bireye dönüştürür. ​2. Disiplin Değil, İlişki Sorunu ​Kitabın en sevdiğim ve altını defalarca çizdiğim yönü, ebeveynlikteki "yöntem" çılgınlığını eleştirmesi oldu. Modern ebeveynlik sürekli taktikler, ceza/ödül mekanizmaları veya mola yöntemleri öneriyor. Oysa yazarlar net bir şekilde haykırıyor: Sorun bir davranış sorunu değil, ilişki sorunudur. Çocuğunuzun kalbine ve bağına sahip değilseniz, ona yön veremezsiniz. ​"Çocuklar kendilerini yönlendirecek olan kişilere bağlanırlar. Eğer bu kişi ebeveyn değilse, ebeveynin söz hakkı ve rehberlik gücü elinden alınmış demektir." ​3. Dijital Çağda "Kültür
Çocuklarınıza TutununGabor Mate · Hep Kitap · 2019400 okunma
10/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
AYTUNÇ ALTINDAL alanında tek başına mücadele veren bir yazardır kendisi polonyum ile zehirlenmiş ve üstü kapatılmıştır. Kitaba ismini veren Bir türk casusunun mektupları kiliseyi ve papazları eleştiriyordu bu mektupları yazanın Türk olmayacağı şüphe götürmezdi sorgulamalar başladı ve Ceneviz soylu bir ailenin varisi olan Giovanni paolo Marana olduğu kanıtlandı.(1642-1693) 1684-1686 yılları arasında 7 cilt tutan 102 adet Türk Casusunun Mektupları’nı İtalyanca ve fransızca olarak yayınladı.kendisinin yazmadığını Genovada ki evin çatısında bulduğunu ve Arapçadan osmanlıca çevirdiğini söyledi.30 mektupla başlayan serüven 20 yıl içinde 644 e yükseldi mahmut ismi ile başlayan sonrasında Mehmet muhammed ve kara selim olarak devam etti. DANİEL defoe Robinson Crusoe nin yaratıcısı İngiliz romanının kurucusu İngiliz istihbarat servisinin ajanı ve ihtilalci kimliği ile ortaya çıkan alşimist john dee etkilenmiştir john dee İngiltere de ilk istihbarat örgütünü kuran kişidir.kraliçe 1 elizabeth in baş danışmanı Azteklerden kalma bir obsidyen taşıyla lithomancy seansları düzenlemiş voynich elyazması (yale Beineke kütüphanesinde )ondan başka kimse bu kitabın şifrelerini kıramamıştır hem zamanın hem geleceğin bir çok olayını bilmiştir. ingilterede Gül ve Haç kardeşliğini kumuştur. yarattıkları türk casusu ise semboller ile belirtildiğinde alşimist ve okültist ortaya çıkar mektuplar papalığın sahtekarlığı ing ahlaki çöküşün hızlandığı evli kadınların zinaya düşkünlüğü gibi meseleler üzerine yazılmıştır. Cahil eğitilir ama yobaz eğitilemez Sonuç olarak Katolik kilisesi yıllar boyunca dayatmacı tam anlamıyla terör estirmis sorgulayanlara karşı yakaladıklarını ya ateist ilan etmiş yada yakmıştır. Günümüzde bir çok çocuğa karşı taciz suçlamasıyla gündemdedir. Mikhail psellus Ortodoks
Bir Türk Casusunun MektuplarıAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2014180 okunma