“Cezaevi avlusunda üçümüzün birlikte göründüğü iki poz fotoğrafa ne zaman baksam içim feci burkulur. Babamın saçları bembeyaz olmuş, besbelli epey kilo vermiş ki, o benim tombul tombul babamın beyaz keten elbisesi üzerinden dökülüyor sanki...”
“..benim içimi asıl yakan onun bir mezarının bile olmamasıydı... Madem”meskeni dağlar”dı Sabahattin Ali’nin, biz de ona dağlarda bir işaret bırakacaktık.. Bir kayanın üzerine gömdüğümüz bir mermer parçasına “Başım dağ / Saçlarım kardır / Benim meskenim dağlardır” diye yazdık..