Puan vermedi·224 syf.··
2026 22. kitabı
Ölüm ve yaşlılık gibi ağır konuları bu kadar hafif ve keskin işleyebilmesi, hem güldürmesi hem hüzünlendirmesi, hem de iğnelemesi — yazarın en büyük gücü bu. Günümüzün 'hep genç, hep kusursuz görün' baskısının tam karşısında duran bir kitap bu. Fournier yaşlılığı, kusurları kucaklıyor, hatta onlarla dalga geçiyor. Toplumun yaşlanma korkusuna gerçek bir panzehir olabilir. "Yatagınızın başucundaki doktorun, "Sonunuz geldi" dediğini duydugunuzda,durumunuza ragmen son kez onu güldürmeye calışın. Ayrıca "Her seyin sonu" diye duzeltin.. Benim sloganım ise "Geldik gidiyoruz"...
Son Siyah Saçım ve İhtiyar Delikanlılara Bazı ÖğütlerJean-Louis Fournier · Yapı Kredi · 20251,664 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·173 syf.··
2026 17. kitabı
Bəhram Əhməd - “Paramneziya” Bu gün sizə Bəhram Əhmədin "Paramneziya" kitabı barədə danışacam. Bu, yazıçıdan oxuduğum ikinci kitabdır. İlk oxuduğum "Vorkuta əkizləri" pis deyildi, bəyənmişdim. Amma mənə görə, yazıçının bu kitabı birincidən qat-qat yüksək səviyyədədir. Sözsüz ki, zövqlər müxtəlifdir, amma mənim fikrim budur. Bu kitabı mənə hədiyyə edən dostuma təşəkkür edirəm bir daha. Bildiyim qədərilə hal-hazırda satışda yoxdur və tapılması bir az çətindir. Amma təhlilə başlamazdan öncə dərhal bir məqamı vurğulamaq istəyirəm: bu kitabı harda görsəniz, mütləq şəkildə alın və oxuyun. Bu il oxuduğum və sonunda rəsmən "vau" dediyim, heyran qaldığım ən yaxşı kitablardan biridir. Bunu öncədən deyim, biləsiniz. Kitabın mövzusuna gəlincə, qarşımızda kiçik həcmli, bir oturuşa, bir nəfəsə oxuyub bitirə biləcəyiniz hekaye var. Elə buna görə də mövzu haqqında çox ətraflı danışıb, spoiler vermək istəmirəm. Hadisələrin mərkəzində Nərmin adlı bir psixoloq, həyat yoldaşı və övladı dayanır. Kənardan hər şey olduqca normal görünür və standart, sakit bir ailə həyatı sürürlər. Lakin günlərin bir günü onun qəbuluna Sevda adında bir qadın gəlir. Məhz bu görüşdən sonra Nərminin bütün dünyası alt-üst olur. O, öz keçmişinin və yaşadıqlarının görünməyən tərəflərini, gizli qalan əsl həqiqətlərini öyrənməyə başlayır. Sevda xanımın nə danışdığını və bu görüşün Nərminin həyatını necə dəyişdiyini bilmək üçün isə bu kitabı mütləq oxumaq lazımdır. Ümumiyyətlə, mən bu tərz psixoloji triller kitablarını çox sevirəm. Müəllifin məni ustalıqla aldatmasına, kitab boyu ilk səhifədən son səhifəyə qədər böyük bir yalana inandırmasına heyranam. Çünki kitabin sonunda o yalanın əsl üzünü, gizlənən həqiqəti sənə elə çarpıcı ve heyratamiz şəkildə göstərir ki, donub qalırsan. Bir sözlə kitab "tərs köşə" - mən
ParamneziyaBəhram Əhməd · 048 okunma
Kızıl Veba
9/10
·72 syf.··
2021 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2021 10:31
Jack London denince aklıma her zaman insanın doğayla, hayatla ve kendi içindeki karanlıkla verdiği mücadele gelir. Kızıl Veba da bu yönüyle beni etkileyen kitaplardan biri oldu. Üstelik kısa olmasına rağmen düşündürdükleri sayfalarının çok ötesine taşan eserlerden. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, yazıldığı dönemi düşündüğümde ne kadar ileri görüşlü olmasıydı. Jack London, henüz dünyanın büyük salgınlarla bugünkü anlamda yüzleşmediği bir dönemde, insanlığın büyük bir felaket sonrası nasıl bir hâle gelebileceğini oldukça çarpıcı bir şekilde anlatmış. Kitabın sayfalarını çevirdikçe aslında medeniyet dediğimiz şeyin ne kadar kırılgan olduğunu fark ediyoruz. Bir gün içinde yok olmayacak gibi görünen şehirler, kurumlar, bilgiler ve alışkanlıklar, bir salgının ardından adeta tarihe karışıyor. Romanın en etkileyici karakteri kuşkusuz yaşlı Profesör James Howard Smith. O, geçmiş dünyanın son tanıklarından biri. Torunlarına eski dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatmaya çalışırken sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda kaybolan bilginin, kültürün ve insanlığın yasını tutuyor. Onun çaresizliği beni derinden etkiledi. Çünkü anlattıkları şeyler doğru olmasına rağmen karşısındaki insanlar bunları anlamıyor, hatta çoğu zaman inanmakta zorlanıyor. Bu durum bana bilginin korunmadığında ne kadar hızlı yok olabileceğini düşündürdü. Kitapta diğer karakterler çok derin işlenmese de aslında hepsi birer sembol gibi duruyor. Yeni nesil insanlar geçmişi bilmeyen, sadece hayatta kalmaya çalışan bireyler hâline gelmiş. Bu karşıtlık sayesinde Jack London okuyucuya şu soruyu sorduruyor: İnsanlığı insan yapan şey yalnızca yaşamak mı, yoksa bilgi, sanat, kültür ve hatıralar da bunun bir parçası mı? Kızıl Veba boyunca hissedilen o karamsar atmosfer beni zaman zaman ürpertti. Ancak kitabın gücü de
Roman
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 11. kitabı
Bir hastanede çok tontiş bir bebek doğmuş yani ben bebeğin adını annesi ile babası düşünüyormuş babaannesi ben ona 1 yıl önce vefat eden kocamın ismini söyleyeceğim siz istediğinizi koyun demiş annesi ile babasıda tamam Hayri Potur babaannem ne bilsin Harry Potter'ı Harry Potter'ı ben büyüyüp öğrenince kitaplarını okudum okula falan gittiğimde isim benzerliğinden bana öncelik,torpil oluyordu aslında bundan hiçte memnun değil değildim. Yani ben ayrıcalıklı oluyordum.Velidemort bile beni öğrenmişti onla savaşıyorduk resmen bir gün velidemort telefon etti dediki"Hayri Potur ben İngiltere'ye gidiyorum sana pempirik'i göndereceğim" pempirik de kim diyemeden kapadı. Sonraki gün pempirik geldi bu bir vampirmiş kan grubumu sordu farklı olduğu için kan ememedi benim kan dolaşımı posterimi aldı oysa oni öğretmen ev ödevi olarak vermişti bu pempiriki gece gece öğretmenle birlikte yakaladık hoca çok kızdı pempirke pempirikde gitti. Sonra kitabın sonunda ödevleri gösterdiler. Bu kitabı yani Hayri Potur Harry Potter'a Karşı kitabını Muzaffer İzgü yazmış.
Hayri Potur Harry Potter'a KarşıMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2016159 okunma
Yaşamak
Puan vermedi·210 syf.··
2026 7. kitabı
"Bu kitaba başlarken Fugui’ye o kadar sinir oldum ki... Karısına davranışları, kumarbazlığı, her şeyini kaybedişi... Kumar bittiğinde içimden 'İyi oldu' bile dedim. Askere gitti, orada acılar çekti ama hiç üzülmedim. Hele parası yok diye gidip kızını satmaya kalktığında adama dair tüm empatim bitti. Karısının o bir kez bile sitem etmeyen, isyan etmeyen hali bana çok gerçek dışı geldi. Asıl öfkem küçük oğluna olan sevgisizliğindeydi. Belki o dönem için, o coğrafya için bu yaşananlar normal görülebilir; ama ben o çocuğun babasından nasıl korktuğunu gördüm. Adamın zenginken, paralıyken karısına nasıl davrandığını da gördüm. Herkes bu kitabı farklı anlayabilir, 'mücadele dolu bir hayat' diyebilir. Evet, bir mücadele var ama eğer bu adam en başında karısını tokatlamasaydı, hovardalık yapıp insanları küçümsemeseydi onun o mücadelesinin önünde saygıyla dururdum. Yani sorun yokluk ya da dönem değildi, sorun tamamen adamın kendisiydi. Adamda sevgi ve çaba yoktu. Oğlu öldüğünde adama ilk kez üzüldüm; evet hatalıydı ama bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. Ama en çok o çocuğa yandı içim. Keşke gitmeden önce biraz sevgi görseydi. Ölümün ne zaman geleceği belli değil, çocuk kalbi kırık gitti. Sonra kızlarını evlendirirken 'Kusuru var, topal da olsa alan çıksın' mantığıyla bakmaları beni deli etti. Kız açlıktan ölse bu bakış kadar acı çekmezdi. Fugui milleti cahil görüyordu ama asıl cahil kendisiydi. Hayatındaki herkesin ölümüne çaresizce şahit oldu. Bence ona verilen ceza buydu: Zamanında o kadar kalbi incitti, insanları sevgisiz bıraktı ki, gidenlerin yokluğu onun en büyük hapishanesi oldu. Kitabın adı Yaşamak ama içi yaşanmamışlıklarla dolu. Hani bir dert geldi mi üst üste gelir ya, tam öyle bir kitap!
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma