''Pardon,'' dedi albay (babacan bir tipti.) ''Ne güzel bir sabah değil mi?''
''Çok güzel.''
''Bizim âşıklar nerede bugün?'' diye sordu albay.
''Ne demek istiyorsunuz?'' diye sordu Albinus.
''Eee, kıyılarda köşelerde birbirlerini mıncıklayanlara (qui se pelotent dans tous les coins) bu ad verilmez mi?'' dedi albay, porselen mavisi, kanlanmış gözlerinde Fransızlar'ın gougenard tabir ettikleri bir bakış vardı. ''Tek dileğim,'' diye ekledi, ''o işi tam benim penceremin altında yapmamaları. Bu yaşımda fena halde gıpta ediyorum onlara.''
''Ne demek istiyorsunuz?'' diye yineledi Albinus.
Albay gülerek, ''Hepsini yeni baştan Almanca olarak söylemeyeceğim,'' dedi. ''iyi günler, sayın bayım.''
hayalperest albay. behemehal izdüşümünde yalpalayarak uçurumlar arası perhizce dokunaklı bir ezgi mırıltısı gibi, Albinus'un eşğinden döndürmüş. Heyhat!