"Galiba iki aşk hikâyesinin aynı olmamasından ötürü.Yani tabii ki de çoğu mutlu sona ulaşıyor. Ama hiçbiri aynı yollardan geçmiyor ya da aynı şekilde aşka tutulmuyor. Bazen biriyle bir saat geçirince anlayıveriyorsun.Bazen de yıllar geçmesi gerekiyor.Her aşk hikâyesinin ortak noktası aşkın tüm bunlara değer olması sanırım. Aşk uğruna savaşmaya daima değer. Yani tüm şarkıların, şiirlerin, filmlerin aşk hakkında olmasının sebebi de bu.Herkes bunun peşindeyse muhteşem bir şey olmalı."
"Gerçekten buna inanıyorsun, değil mi?" Ses tonunda hiç art niyet yoktu. Sadece saf bir merak vardı.
Başımı salladım. "Mutlu sonun 'eğer'lere bağlı olduğunu düşünmüyorum. Asıl mesele 'ne zaman' olduğu."
Dışardan bakınca, hiçbir şey yaşamadım. Dışardan bakınca! Ama öyle hissediyorum ki, iç deneyimlerim yazılmaya değer
Sık sık bana öyle geliyor ki, bedenim bütünüyle kendisini anlatmak isteğiyle yanıyor. Kendisini duyurmak istiyor. Konuşmak istiyor. Bazen, kendi kendime deli olacağım diyorum, çünkü çatlayacak kadar dolu hissediyorum kendimi, öylesine bağırmak ihtiyacındayım
(Bibi dışarıdan bakılınca hiçbir şey yaşamadığını söylerken çok iyi belirtmisti. Insanı yazmaya iten motor, işte gerçekten de bu yaşamasızlık, bu boşluktur.)
"Bir kahvenin bile kırk yıl hatırı vardı ama ben bir kahve bile etmiyormuşum oysa. Tabii ki taze çekilmiş Yemen Kahvesi değilim biliyorum ama yine de değer görmeye değerdim katıksız organik iyi niyetimin hatırına" diye iç çekiyoruz gidenlerin ardı sıra.
"Bazı arkadaşlar bir günlüğüne ya da bir haftalığına buradadır. O arkadaşlardan da kesinlikle bir şeyler öğrenirsin. Bazı arkadaşlıklar zehirlidir, onlardan uzaklaşırsın. Fakat bazı arkadaşlıklar vardır ki birbirinizden günlerce ya da birkaç ay, hatta bazen yıllarca uzak kalsanız bile yeniden buluştuğunuzda sanki hiçbir şey kaçırmamış gibi olursunuz. İşte mücadele etmeye değer arkadaşlıklar da bunlardır. Zira bazı yamaları olmayan arkadaşlık, gerçek arkadaşlık değildir. Sadece, karşılıklı atışma yarışmasıdır."
Artık kim kimi tanıyor ki? Gerçek anlamda. İnsanlar yalnızca değer verdikleri kişilerle ilgileniyorlar ki çağımızda bu, genellikle kendileri demek oluyor.