secil.secil

secil.secil
İnsan SEVMEZ, hayvan sever, kitap sever, doğa sever
Garip değil mi, Allah bile kendi yarattığı kulları hakkında hükmünü ömürleri sona erdikten sonra verirken biz zavallı insanlar, kim oluyoruz ki onları bir hal üzere görmekle, haklarında bir dedikodu işitmekle, adımlarını şöyle attılar, ellerini böyle tuttular diye, gözlerinin üstünde neden kaşları olduğu hükmüne varıveriyoruz!..
Sayfa 61·Kitabı okudu
Siyaset
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
-Dün gece, Madam la Vikontes de Beaseant'ın balosundaydım, kendisi yakınımdır. Muhteşem bir konağı, ipek döşeli odaları var. Kısaca bize öyle bir ziyafet verdi ki krallar gibi eğlendim orada. Vautrin birden sözünü kesti: -Kralcık gibi, dedi. Eugene, hemen: -Bayım, ne demek istiyorsunuz? diye atıldı. - -Kralcık diyorum, kralcıklar krallardan daha çok eğlenirler de ondan. Her şeyi hemen onaylayan Poiret: -Doğrudur, kral olmaktansa küçük bir kuş olmak isterdim çünkü...
Sayfa 44 - İskele·Kitabı okudu
''Kitap, istikbale yollanan mektuptur.''
Alıntı
İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: "Avrupa'ya talebe yollanacaktır." Allah Allah, dedim. Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa'ya talebe... Lüks gibi gelen bir şey. Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, "Berlin Üniversitesi'ne gitsin." diye yazmış. Vakit geldi, Sirkeci Garı'ndayım; ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı. "Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var." "Benim" dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu: "Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz." İmza Mustafa Kemal Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. "Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme." dedim. Düşünün, 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerde, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi? Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü'nü kurdum. Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım. Ben kim miyim? Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım... - Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak