”Nous sommes à la veille d'un désastre publique, et je n'ai pas le temps de dire des gentillesses à tous ceux qui ont affaire à moi.”
Genel bir felaketin eşiğindeyiz, benimle işi olan herkesle kibar konuşacak kadar vaktim yok.
Sayfa 357 - Türkiye iş Bankası kültür yayınları - II.Cilt·Kitabı okudu
alt edildik biz
öyle bir kötülükle ki
kendini beslemekten başka
hiçbir şeyi umursamayan
ellerimiz vardı bir zamanlar
ve içinde yıkandığımız bir nehir
ve isimlerimiz
bizi eve çağıran
tam isimlerimiz.
çocuklar bunu bilebilir
eğer bize doğru bakarlarsa
ağızlarımızı (sesimizi) kaybettik biz
o devasa, uçsuz bucaksız okyanusta.
ölebilirdik ama nasıl yapacağımızı bilmiyoruz . . .
we was overcomewit the kind ofmeanness that don’t careabout nothin butfeedin itselfwe had hands onceand a river to bathe inand namesfull namesthat called us home.the chil’ren might know thatif they lookin at us rightwe lost our mouths’cross a mighty mighty ocean.coulda died but we don’t know how . . .
Aptal gibi görünmek istemem
Senin tarafından kalbimin kırılmasını istemem
Bir duvar örüyorum. Her geçen gün daha da yükseliyor.
Bu sefer başka bir aşk kurbanı olmayacağım.
İçimde hissettiğim her şeye kilit vuracağım.
Kapıyı kırmanın bir yolu olmayacak.
ERASURE
*Lizbon'da 1 Kasım 1755 tarihinde büyük bir deprem meydana geldi. Portekiz'in birçok kıyı kentine zarar veren ve İspanya'nın ticaretini sarsan, Fas'ın birkaç kıyı şehrini de yerle bir eden bu depremde 50.000 ila 100.000 kişinin öldüğü hesaplanmıştı. Ardından bir tsunami ve neredeyse tüm Lizbon'u yok eden bir yangın meydana geldi. Bu deprem ciddi bilimsel araştırmalara konu oldu ve sismoloji biliminin doğuşunu sağladı. Bu felaketle ilgili Voltaire, "Poème sur le désastre de Lisbonne” (Lizbon Felaketi Üzerine Şiir) adlı şiirini yazmıştır. Bu deprem, fazlasıyla Katolik olan ve sömürgelerinde Hıristiyanlığı yaymakla tanınan Portekiz’in başkenti Lizbon’da dini bir bayramın kutlanacağı gün meydana gelmişti. Deprem yalnızca şehirleri sarsmamış, bu denli dindar bir yeri yerle bir eden tanrısal öfkenin açıklanamaması filozoflar ve ilahiyatçılar arasında büyük tartışmalara neden olmuştur.