Puan vermedi·112 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:26
Bazı şiirler vardır ki sadece okunmaz; yüreğe dokunur, insanın içinde iz bırakır. Kimi zaman da türkü olup dilden dile dolaşır, yıllar geçse de değerini kaybetmez. "Sarı saçlarına deli gönlümü, Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban, Ayrılıktan zor belleme ölümü, Görmeyince sezilmiyor Mihriban." Mihriban: Türk halk müziğinde efsaneleşen, Musa Eroğlu tarafından bestelenen bu şiir, kavuşulamayan gizemli bir aşka yazılmış en naif eserlerden biridir. Sevginin en derin hali bazen yoklukta saklıdır. İnsan, yanında olmasa da sevdiğini kalbinin en güzel yerinde taşımaya devam ediyor. “Aşktan yana söz duyunca, Ben hep seni düşünürüm.” Her satırında hakikatin, dostluğun ve insan olmanın izini sürüyor. Her dizede ayrı bir derinlik saklı. Okudukça insanın gönlüne dokunan bu yolculuk, sonunda Hakk’a varıyor. "Ya Rab, bu hasrete can dayanmıyor; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun." Gurbetin hüznünü, hasretin sızısını, sevdanın sıcaklığını ve memleket özlemini yüreğinde taşıyan bu güzel şiir kitabının, okuyan herkesin gönlüne dokunması dileğiyle. "Her tarafı gurbet olmuş yurdumun; Düşünceme tuzak kurma boşuna. Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür; İçimde tarifsiz keder saklıdır. Sökemezsin yaralarım köklüdür; Merhem sürüp sargı sarma boşuna."
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Kadim Yayınları · 20181,325 okunma
Tutunamayanlar
9/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ı, klasik bir roman olmanın çok ötesinde; adeta insanın iç dünyasına açılan karmaşık bir labirenttir. Bu kitapta bir hikâyeden çok, bir arayışın içinde bulursunuz kendinizi. Turgut Özben’in Selim Işık’ın izini sürerken aslında kendi benliğini keşfetmesi, okuyucuya da istemeden aynı sorgulamayı yaptırır. Atay’ın dili alışılmışın dışındadır; yer yer ironik, yer yer kırık ve parçalıdır. Bu da kitabı okurken zorlayıcı kılar ama tam da bu yüzden etkileyicidir. Çünkü “tutunamayan” insanların dünyası zaten düzenli, sade ve anlaşılır değildir. Kitap, toplumun dayattığı kalıplara sığamayan bireylerin yalnızlığını, yabancılaşmasını ve içsel çatışmalarını derin bir şekilde işler. Okurken bazı yerlerde kendinizi kaybolmuş hissedebilirsiniz ama aslında o kayboluş, kitabın vermek istediği duygunun ta kendisidir. “Tutunamayanlar”, herkese hitap eden bir kitap değildir; ama kendini sorgulayan, hayata ve insanlara farklı bir açıdan bakmak isteyen herkes için unutulmaz bir deneyimdir. Adem Çelik Tutunamayanlar Oğuz Atay
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·396 syf.··
2026 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:26
Bazı kitaplar bittiğinde aklınızda olaylar kalır, bazılarıysa bir karakter bırakır. Madame Bovary benim için ikinci gruptaydı. Emma Bovary’ye ilk başlarda kızamadım. Çünkü onun mutsuzluğunu anlamak zor değildi. Hayatın ona sunduğu gerçeklikle, hayal ettiği hayat arasında derin bir uçurum vardı. Fakat sayfalar ilerledikçe fark ettim ki Emma’nın trajedisi yaşadığı hayat değil, hiçbir hayatın ona yetmeyecek olmasıydı. Sürekli başka bir mutluluğun peşinden koştu. Uzakta olan her şey ona daha parlak göründü. Ulaştığı her şey ise kısa süre sonra değerini kaybetti. Sanki hayatı olduğu gibi sevmeyi değil, hayal etmeyi seviyordu. Roman boyunca en çok dikkatimi çeken şey buydu: Emma’nın aradığı şey belirli bir insan, belirli bir aşk ya da belirli bir hayat değildi. O, hiçbir zaman tam olarak var olmayan bir mutluluğun peşindeydi. Charles Bovary ise romanın en acı karakterlerinden biriydi. Ona çoğu zaman kızdım. Bu kadar saf, bu kadar kör ve bu kadar edilgen olması beni öfkelendirdi. Ama kitap bittiğinde dönüp baktığımda onun trajedisinin aptallığı değil, sevgisi olduğunu düşündüm. Gerçeği göremeyecek kadar sevmesi… Madame Bovary okurken beni Dorian Gray kadar sarsmadı. Babalar ve Oğullar kadar zihnimi meşgul etmedi. Hatta yer yer yavaş ilerlediğini düşündüm. Ama kitap bittiğinde Emma’nın yüzü zihnimde kaldı. Çünkü Flaubert bana kötü bir kadın anlatmadı; arzularının peşinde sürüklenirken kendini tüketen bir insan anlattı. Kitabı kapattığımda aklımda tek bir düşünce vardı: Bazı insanlar başlarına gelen felaketlerin kurbanı olur. Bazıları ise o felaketi adım adım kendi elleriyle inşa eder. Emma Bovary ikinci gruptaydı.
Alıntı
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,9bin okunma
10/10
·420 syf.··
2026 45. kitabı
#büyüdüğünzamananlayacaksın #vırgınıegrımaldı . . Tam da bu mevsimde kafamı dağıtayım ama bana hayat dersi niteliğinde sıcacık bir hikaye okumak istiyorum diyorsanız bu kitap tam da size göre . Yayınevinin kitapları beni hiçbir zaman hayali kırıklığına uğratmadı hep severek okudum bu kitabı da aynı şekilde elimden bırakamadan bittiğinde de içim umutla dolarak okudum sizlere de gönülden tavsiye ediyorum . . Julıa hayatının tepetaklak olması ile kendisini bir huzurevinin psikologu olarak iş başvurusu yaparken bulur ve onu görüşmeye çağırırlar her defasında neden burada olduğunu sorgular fakat artık dönüşü yoktur. . Julıa ve onun huzurevindeki yaşlılar ile harika diyaloglarını okuyoruz , her bir karakter öyle derin öyle güzeldi ki bende kendimi okurken orada hissettim , insanın en dibe battım dediği yerde aslında hayatının daha da güzelleşeceğini ama sabretmesi gerektiğini anlatan harika bir kitap ,mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum aşırı güldüm okurken
Büyüdüğün Zaman AnlayacaksınVirginie Grimaldi · Yan Pasaj Yayınları · 2018142 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:14
Don Winslow'un Kent Üçlemesiii bitti.... Rhode Island'ın karanlık suç dünyasından başlayıp kıtayı aşan bir yolculuğa uzanan, Danny Ryan adlı sıradan bir mafya üyesinin hem hayatta kalma hem de kendini bulma hikâyesidir. Alevler Kenti nde İrlandalı ve İtalyan aileler arasındaki savaşın ortasında kalan Danny, r Rüyalar Kenti nde bu yıkıntıdan kaçarak yeni bir hayat inşa etmeye çalışır ve Harabeler Kenti'nde ise geçmişiyle son kez yüzleşmek zorunda kalır. Her kitapta aynı adam ama bambaşka bir insan olan Danny sadakat, ihanet, aşk ve kaybın ağırlığını sırtında taşırken suç dünyasının içinde belirli bir karakterini hiç tam olarak yitirmez. Üç kitap birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo yalnızca bir suç serisi değill ; gücün insanı nasıl dönüştürdüğünü, Amerikan rüyasının içindeki çürümeyi ve bir insanın kim olduğunu ancak her şeyi kaybetme tehlikesiyle yüzleştiğinde anlayabileceğini anlatan derin ve kalıcı bir eserdir.
Harabeler KentiDon Winslow · Eksik Parça Yayınları · 20253 okunma
Puan vermedi
Bulantı, Jean-Paul Sartre’ın varoluşçu düşüncesinin en önemli edebî eserlerinden biridir. Romanın temel meselesi şudur: - İnsan dünyaya herhangi bir amaç ya da anlamla gelmez. - Evrenin ve nesnelerin arkasında önceden belirlenmiş bir anlam yoktur. - İnsan bu anlamsızlıkla yüzleştiğinde derin bir yabancılaşma ve “bulantı” hisseder. Romanın kahramanı Antoine Roquentin, gündelik nesnelere (bir taş, ağaç kökü, masa vb.) baktıkça onların sadece “orada” olduklarını fark eder. Bu farkındalık onu rahatsız eder; çünkü insanların yüklediği tüm anlamların aslında sonradan yaratılmış olduğunu görür. İşte “bulantı” denen duygu da bu varoluşsal sarsıntıdır. Kısaca: İnsan önce var olur, sonra kendini yaratır. Sartre’a göre Tanrı’nın ya da değişmez bir insan doğasının yokluğunda, insan özgürdür; fakat bu özgürlük aynı zamanda ağır bir sorumluluk getirir. Roman, bu özgürlüğün ve anlamsızlık hissinin insanda yarattığı sıkıntıyı anlatır. Romanın en meşhur fikirlerinden biri şudur: “Varlık vardır; neden olduğu belli değildir, ama vardır.” Bu yüzden Bulantı, sadece bir roman değil, aynı zamanda varoluşçuluğun edebî bir manifestosu olarak da görülür. En sevdiğim cümlesi belkide ; saat üç. bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128,1bin okunma