7/10
·468 syf.··
2026 116. kitabı
İlk bakışta oldukça sıra dışı bir fikir üzerine kurulu gibi görünse de, aslında anlatılan şey çok tanıdık sevdiğin birini yavaş yavaş kaybetmek. Lewis'in bir köpek balığına dönüşmeye başlaması fantastik bir unsur gibi dursa da Emily Habeck, bu dönüşümü bir hastalık, bir ayrılık ve kaçınılmaz değişimin metaforu olarak kullanıyor. Kitabın anlatımı sessiz, kırılgan ve yer yer melankolik. Duygularını büyük çıkışlarla değil, küçük anlar ve ince detaylar üzerinden aktarıyor. Ancak bazı bölümlerde hikayenin duygusal etkisi oldukça güçlü olmasına rağmen anlatımın biraz durağanlaştığını hissettim. Bu nedenle kitap bende beklediğim kadar derin bir iz bırakmadı. Yine de anlatılan şey aslında hepimizin hayatında bir şekilde karşılaştığı bir gerçeklik İnsanlar değişiyor. Bazen fiziksel olarak, bazen ruhsal olarak, bazen de hayatın onları sürüklediği yön yüzünden. Ve çoğu zaman onları eski halleriyle tutabilmek elimizden gelmiyor. Kitap tam da bu kabullenişin hüznünü ve çaresizliğini anlatıyor. Yazarın kullandığı metaforları başarılı bulsam da bazı noktalarda karakterlerin ve hikayenin daha derine inmesini isterdim. Buna rağmen sevginin, vedanın ve değişim karşısında duyulan çaresizliğin işlendiği farklı bir roman okumak isteyenler için kesinlikle şans verilebilecek bir kitap.
Köpek Balığı KalbiEmily Habeck · Artemis Yayınları · 202484 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 1. kitabı
Evrenin hikayeyi hikayeye bağlayan görünmez ipleri ikimizi birbirimize bir şekilde teğellemiş,günler uç uca eklenip,bizi ormanın orta yerinde devrilmiş ama bu haliyle bile kim bilir kaç milyon canlıya yuva olmaya devam eden kurumuş bir ağacın üzerinde yan yana koymuştu. .. Kırmadığı bir şeyi tamir ediyor,açmadığı yarayı sarıyordu ama bunu muhtemelen bilmiyordu. Kitap size Ankarada bir kafede oturmuş bir arkadaşınıza kaybettiğiniz birinin ardından duyduğunuz yası anlatıyormuşsunuz hissi veriyor. Neden Ankara?demeyin.Cevabını ben de bilmiyorum. Kitaba dönecek olursak bir oturuşta okunan ama kalbinizde çok derin izler ve cümleler bırakan bir eser. Ben okurken çok keyif aldım. Hayatta bazen birilerine veda ederiz,bu bazen bizim seçimimizdir ama bazen ansızın bir gün birisi eksilir ve geri dönülmezdir.Fakat onun ardından duyduğunuz boşlukla yaşamayı da öğretir size hayat. Yeniden güneşi,göğü,çiçekleri,kuşların ötüşünü hissedersiniz. Bir ilkyaz günü çıplak ayaklarla balkonu yıkamış gibi hissedersiniz.Ve büyürsünüz. Sevgiler.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·112 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:26
Bazı şiirler vardır ki sadece okunmaz; yüreğe dokunur, insanın içinde iz bırakır. Kimi zaman da türkü olup dilden dile dolaşır, yıllar geçse de değerini kaybetmez. "Sarı saçlarına deli gönlümü, Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban, Ayrılıktan zor belleme ölümü, Görmeyince sezilmiyor Mihriban." Mihriban: Türk halk müziğinde efsaneleşen, Musa Eroğlu tarafından bestelenen bu şiir, kavuşulamayan gizemli bir aşka yazılmış en naif eserlerden biridir. Sevginin en derin hali bazen yoklukta saklıdır. İnsan, yanında olmasa da sevdiğini kalbinin en güzel yerinde taşımaya devam ediyor. “Aşktan yana söz duyunca, Ben hep seni düşünürüm.” Her satırında hakikatin, dostluğun ve insan olmanın izini sürüyor. Her dizede ayrı bir derinlik saklı. Okudukça insanın gönlüne dokunan bu yolculuk, sonunda Hakk’a varıyor. "Ya Rab, bu hasrete can dayanmıyor; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun." Gurbetin hüznünü, hasretin sızısını, sevdanın sıcaklığını ve memleket özlemini yüreğinde taşıyan bu güzel şiir kitabının, okuyan herkesin gönlüne dokunması dileğiyle. "Her tarafı gurbet olmuş yurdumun; Düşünceme tuzak kurma boşuna. Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür; İçimde tarifsiz keder saklıdır. Sökemezsin yaralarım köklüdür; Merhem sürüp sargı sarma boşuna."
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Kadim Yayınları · 20181,325 okunma
Tutunamayanlar
9/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ı, klasik bir roman olmanın çok ötesinde; adeta insanın iç dünyasına açılan karmaşık bir labirenttir. Bu kitapta bir hikâyeden çok, bir arayışın içinde bulursunuz kendinizi. Turgut Özben’in Selim Işık’ın izini sürerken aslında kendi benliğini keşfetmesi, okuyucuya da istemeden aynı sorgulamayı yaptırır. Atay’ın dili alışılmışın dışındadır; yer yer ironik, yer yer kırık ve parçalıdır. Bu da kitabı okurken zorlayıcı kılar ama tam da bu yüzden etkileyicidir. Çünkü “tutunamayan” insanların dünyası zaten düzenli, sade ve anlaşılır değildir. Kitap, toplumun dayattığı kalıplara sığamayan bireylerin yalnızlığını, yabancılaşmasını ve içsel çatışmalarını derin bir şekilde işler. Okurken bazı yerlerde kendinizi kaybolmuş hissedebilirsiniz ama aslında o kayboluş, kitabın vermek istediği duygunun ta kendisidir. “Tutunamayanlar”, herkese hitap eden bir kitap değildir; ama kendini sorgulayan, hayata ve insanlara farklı bir açıdan bakmak isteyen herkes için unutulmaz bir deneyimdir. Adem Çelik Tutunamayanlar Oğuz Atay
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
7/10
·396 syf.··
2026 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:26
Bazı kitaplar bittiğinde aklınızda olaylar kalır, bazılarıysa bir karakter bırakır. Madame Bovary benim için ikinci gruptaydı. Emma Bovary’ye ilk başlarda kızamadım. Çünkü onun mutsuzluğunu anlamak zor değildi. Hayatın ona sunduğu gerçeklikle, hayal ettiği hayat arasında derin bir uçurum vardı. Fakat sayfalar ilerledikçe fark ettim ki Emma’nın trajedisi yaşadığı hayat değil, hiçbir hayatın ona yetmeyecek olmasıydı. Sürekli başka bir mutluluğun peşinden koştu. Uzakta olan her şey ona daha parlak göründü. Ulaştığı her şey ise kısa süre sonra değerini kaybetti. Sanki hayatı olduğu gibi sevmeyi değil, hayal etmeyi seviyordu. Roman boyunca en çok dikkatimi çeken şey buydu: Emma’nın aradığı şey belirli bir insan, belirli bir aşk ya da belirli bir hayat değildi. O, hiçbir zaman tam olarak var olmayan bir mutluluğun peşindeydi. Charles Bovary ise romanın en acı karakterlerinden biriydi. Ona çoğu zaman kızdım. Bu kadar saf, bu kadar kör ve bu kadar edilgen olması beni öfkelendirdi. Ama kitap bittiğinde dönüp baktığımda onun trajedisinin aptallığı değil, sevgisi olduğunu düşündüm. Gerçeği göremeyecek kadar sevmesi… Madame Bovary okurken beni Dorian Gray kadar sarsmadı. Babalar ve Oğullar kadar zihnimi meşgul etmedi. Hatta yer yer yavaş ilerlediğini düşündüm. Ama kitap bittiğinde Emma’nın yüzü zihnimde kaldı. Çünkü Flaubert bana kötü bir kadın anlatmadı; arzularının peşinde sürüklenirken kendini tüketen bir insan anlattı. Kitabı kapattığımda aklımda tek bir düşünce vardı: Bazı insanlar başlarına gelen felaketlerin kurbanı olur. Bazıları ise o felaketi adım adım kendi elleriyle inşa eder. Emma Bovary ikinci gruptaydı.
Alıntı
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,9bin okunma
10/10
·420 syf.··
2026 45. kitabı
#büyüdüğünzamananlayacaksın #vırgınıegrımaldı . . Tam da bu mevsimde kafamı dağıtayım ama bana hayat dersi niteliğinde sıcacık bir hikaye okumak istiyorum diyorsanız bu kitap tam da size göre . Yayınevinin kitapları beni hiçbir zaman hayali kırıklığına uğratmadı hep severek okudum bu kitabı da aynı şekilde elimden bırakamadan bittiğinde de içim umutla dolarak okudum sizlere de gönülden tavsiye ediyorum . . Julıa hayatının tepetaklak olması ile kendisini bir huzurevinin psikologu olarak iş başvurusu yaparken bulur ve onu görüşmeye çağırırlar her defasında neden burada olduğunu sorgular fakat artık dönüşü yoktur. . Julıa ve onun huzurevindeki yaşlılar ile harika diyaloglarını okuyoruz , her bir karakter öyle derin öyle güzeldi ki bende kendimi okurken orada hissettim , insanın en dibe battım dediği yerde aslında hayatının daha da güzelleşeceğini ama sabretmesi gerektiğini anlatan harika bir kitap ,mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum aşırı güldüm okurken
Büyüdüğün Zaman AnlayacaksınVirginie Grimaldi · Yan Pasaj Yayınları · 2018142 okunma