“Bir sinek, küçük bir su birikintisi üzerindeki saman çöpüne konduğunda kendisine büyük bir mevkî biçerek kaptanlık hevesine düşer.”
“Zavallı sinek der ki: Denizi de, gemiyi de en iyi ben bilirim. Çünkü ben şu an koca bir deryâ üzerinde, sağlam bir gemide, ehliyetli, doğru düşünen ve yerinde karar veren bir kaptanım!”
“Ey küçücük hacmini bir sinek gözüyle seyreden kişi! Azrâîl, altındaki saman çöpünü çektiği zaman hâlinin nice olacağını hiç düşünmez misin?”
Mevlana
Bununla birlikte, ilim konusunda derya gibi olan kâhin, epeyce dindar da olduğundan, sadece ve sadece bir tek kitap kaleme almış, böylece kafa sermayesinin kırkta birini, okusunlar öğrensinler diye cahil cühela takımına zekât olarak vermişti.
Kişte Nuh’un gemisine girmeyen
Nar-ı bad u aba Hakka ermeyen
Bir mürşit elinden dolu içmeyen
İsmini evlatlık koysa ne fayda
Hem okuyup be di kubbe a idi
Bu cihan ne derya ne de su idi
Evvel ahir yine dünya bu idi
Ahmak buna özün yorsa ne fayda
VI. Yüzyılda Orta Asya’dan yeni bir göçebe imparatorluk ortaya çıktı. Altaylardan gelen yeni fatih Türkler, kısa süre zarfında Büyük Okyanus’tan Karadeniz’e kadar tüm halkları itaat altına aldılar. İmparatorluğun kurucusu İli-Han Tumın 553’de öldü ve Tobo-Han’ın ölümünden (581) sonra ise imparatorluk doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü. Batı Türklerinin merkezi, Orta Asya’nın batı kesiminde daha sonra kurulacak göçebe devletlerin çoğu devletlerin çoğu gibi, Usunların eski toprakları yani Yedisu idi. Yedisu tarihinde Türklerin hakimiyet dönemi oldukça büyük öneme haizdir. Göçebe imparatorluğun merkezi her zaman değişik ülkelerden gelen tacirlerin cazibe merkezi olmuştur. Çünkü bunlar, burada mallarına özellikle de Çin tarafından ve Batı Asya yönünden göçebelere ihraç edilen mallar içinde önemli yer tutan kumaşlarına tatlı müşteriler buluyorlardı. Ama VII. Yüzyıl’da Fergana’da ortaya çıkan ve ortaya çııkan ve birkaç on yıl devam eden karışıklarla birlikte Batı-Asya Çin arasındaki ona ticaret yolunun kuzeye kaymasına sebep oldu. Feragana ve Kaşgar’ı geçen yolcular Semerkand’tan kuzeydoğuya yönelip Taşkent ve Evliya-Ata üzerinden Yedisu’ya, Çu Nehri sahiline, oradan da Issık Göl’ün Güney Sahili boyunca ilerleyerek Bedel Geçidi üzerinden Aksu’ya ulaşıyorlardı. Bu y ol hakkında ilk bilgileri bildiğimiz kadarıyla VII. Yüzyıl’da yaşayan Budist Hacı Hsüan Tsang’da ve Çin “Tang Hanedanı Tarihi” nde buluyoruz. Sonuncusu XI. Yüzyıl’da yazılmıştır ama özellikle Batı ucu hakkındaki bilgilerin tamamı VII. Ve ya VIII. Yüzyıl’a aittir. Çin yol haritalarında Yedisu üzerindne geçen yollar hakkında detaylı bilgi mevcut değildir. Yine de bu veriler, en azından henüz VII. Yüzyıl’da, Çay Vadisi’nde tarım yapıldığını ve bu kültürün buraya tıpkı daha yakın zamanlarda benzeri kolonilerin
Orta Asya – Tarih ve Uygarlık V.V.Bartold 2. Baskı Selenge Yayınları İstanbul 2014- *Külliyat, II, I/31-35 1 Günümüzde Kazakistan sınırları dahilinde Cambul Şehri 2 Bartold, Türkistan’da Hristiyanlık, 3-5·Kitabı okuyor
Çırpınıp içinde döndüğüm dünya... Bir yanımız çöl, bir yanımız derya. Hangi kapıyı çalsak arkasında bir yalnızlık, hangi sokağa sapsak ucu sana çıkıyor dünya.