Masumiyet Müzesi: Gecikmiş ve Ötelenmiş Hüznün Tesellisi
8/10
·524 syf.·
2026 81. kitabı
Ömer Ağa Çeşmesi geceleri sessizleşmiyordu Sadece daha derinden konuşmaya başlıyordu Taşlarının arasına yılların nemi işlemişti Suyu ince bir sabırla akıyor Sanki yüzyıllardır aynı hikayeyi kimseye duyurmadan anlatıyordu Üst tarafındaki eski yazılar silinmeye yüz tutmuştu Bazı harfler kaybolmuş Bazıları taşın içine gömülmüş İstanbul bazen böyleydi işte Hiçbir şeyi tamamen unutmaz Ama hiçbir şeyi de olduğu haliyle bırakmazdı Çeşmenin önüne küçük el örmesi tabureleri dizmiştik Bir evin balkonunda çamaşırlar gece rüzgarıyla hafifçe sallanıyordu Karşı apartmanın mutfağında biri sessizce bulaşık yıkıyordu Uzaklardan bir vapurun boğuk sesi geldi Sonra sokak yeniden kendi yalnızlığına döndü Ravi cebinden eski bir çakmak çıkardı Yakmadı Sadece avucunun içinde çevirip durdu Münzevi başını çeşmenin taşına yaslamıştı Sanki yıllardır aynı yere gelip oturuyormuş gibi bir hali vardı Hiç konuşmuyordu Ama gözleri sürekli yukarıdaki apartman pencerelerine gidiyordu
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Rilke'nin şiirlerinin ruhu gibi mektuplarının da bir dili olduğunu bu eserinde net bir şekilde kendisini belli ediyor. Yirmi üç tane mektubun her birisinde Rilke'nin düşüncelerinin derinliğine doğru bir yolculuk bekliyor okuyucuyu. Bu mektupların ana teması ise yaşam ve ölüm. Cem Yavuz'un eser için hazırladığı sunuşta, Rilke'nin bu iki kavram üzerine düşüncelerini mektuplarından ve şiirlerinden alıntılar yapmış olup okuyucuyu mektupların büyülü dünyasına hazırlamıştır. Rilke'nin birçok kişiye yazdığı toplam yirmi üç adet mektubun bazılarında sevdiği bir kişiyi kaybetmenin derin acısını yüreğinde hisseden kişilerin acısını paylaştığını belirten ve ölüm hakkındaki düşüncelerini yaşanan olay ile pekiştirerek anlattığı cümleler yer alırken, bazı mektuplarında ise şiirlerinin ne anlattığı -veya anlatmak istediği- üzerinde durmuştur. Ona göre ölüm ve yaşam bir bütünlük içerisinde yer alırken geride kalan kişinin hayata veda eden kişinin anısını devam ettirecek kişi olduğudur. Böylelikle ölen kişi anılar ve hayallerinin devam etmesiyle yaşamaya sevdikleri sayesinde devam edecektir. "Ancak sevilen birinin ölümünün geride bıraktıkları üzerindeki etkisine gelince; bu bana uzun zamandır daha üst düzey sorumluluktan başka bir şey olamazmış gibi geliyor; göçüp giden kişi yüzlerce kez başladığı şeyi kendisinden sonra yaşayanlara, elbette ona karşı bir nebze de olsa gönül bağı hissetmişlerse, devam ettirilmesi gereken bir şey olarak devretmiyor mu?" Rilke'nin gözünden ölüm ve yaşam kavramları okuyucu tarafından yeniden adlandırılacak bu mektuplarda dipnotlar, açıklamalar ve görsellerin yer alması sayesinde mektuplardaki incelik daha keskin bir şekilde fark edilecektir. Aynı zamanda eserde yer alan mektupların düşünülerek ve sindirilerek okunması gerekmektedir. Hızlı okurken
Her Gün Yeniden Başlar HayatRainer Maria Rilke · Everest Yayınları · 202514 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 131. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 23:46
"ŞAMANİZM VE İSLÂM" İslam’ın hâkim ve muktedir olacağına inanılıyordu. Müslümanların, kâfir efendilere tabi olacağı ve onlara boyun eğeceği bir durum içerisinde olacaklarına dair ne bir açıklama ne de bunun bir tesellisi vardı. Moğolların, beklenmedik seviyede hızlı fetihleri, Müslümanları şaşkına çevirdi ve onları derin bir hüsrana sürükledi. Kuran "Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere [onları yenebilecekleri] hiçbir yol vermeyecektir" diyorken, Allah'ın inançsızların Müslümanlara galip gelmesine izin vermiş olması nasıl mümkün olabildi diye düşündüler. Günümüzde farklı inanç sistemlerini anlamak, kültürel çeşitliliğe saygı duymak açısından büyük önem taşıyor. Şamanizm ve İslâm, kökenleri, inanç esasları ve uygulamaları bakımından oldukça farklı iki dünya görüşüdür. Şamanizm, insanlık tarihinin en eski inanç sistemlerinden biridir. Temelinde doğa ruhları, atalar ruhları ve gökyüzü tanrısı inancı yatar. Şaman adı verilen din uzmanları, transa girerek ruhlar âlemiyle iletişim kurar, hastaları iyileştirir ve topluluğa rehberlik eder. Şamanizmin temel özellikleri: Çok tanrılı/ruhçu yapı Doğanın kutsal sayılması Trans ve ritüel danslar Hayvan sembolizmi Totemizm İslâm ise yaklaşık 1400 yıl önce Hz. Muhammed (sav) aracılığıyla vahyedilen, tek Tanrı inancına (tevhid) dayanan son ilahî dindir. Kur'an-ı Kerim ve sünnet temel kaynaklardır. İslam'ın temel özellikleri: Kesin tevhid (Allah'ın birliği) Vahiy ve peygamberlik Melek inancı Ahiret ve hesap günü Namaz, oruç, hac gibi ibadetler Temel Farklılıklar Tanrı Anlayışı: Şamanizm'de genellikle yüce bir gök tanrısı (Tengri) yanında birçok ruh ve ilah bulunur. İslam'da ise Allah'tan başka ilah yoktur. İbadet Şekli: Şamanlar davul, dans ve bitkilerle transa girerken; İslam'da ibadet namaz, dua, zikir gibi bilinçli ve tertipli
Edebiyat
Şamanizm ve İslamKolektif · Pinhan Yayıncılık · 202247 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 14:35
Her mevsimin bir zamanı var… Doğmanın zamanı bir var, ölmenin bir zamanı … Yaşadığı acılara dayanamayan Marily artık önümü arzular olmuştu. Yaşadığı acıyı görmek Irvin’i kahretse de onu biraz daha görebilmeyi umut eder olmuştu… 15 yaşından beri o, dünyasının en önemli insanıydı.Şimdi ise Marily 87, Irv 88 yaşındaydılar, hayatındaki en önemli insan yine oydu. Hayatlarına dair değiştirmek isteyecekleri hiçbir şey yoktu. Ne var ki ölüm hiç olmadığı kadar yaklaşmıştı onlara; biri ölecek, diğeri onsuz kalacaktı. Marily vahim bir hastalıkla boğuşuyordu. Yakında, çok yakında ölecekti. Bazı gerçeklerin bir tesellisi yok, çok seven iki insanın ayrılmak zorunda olduğu gerçeğinin bir tedavisi de yok… Artık vakit dolmuştu; Marily artık yoktu. 88 yaşında,Marily ‘i kaybetmiş olarak hayatına devam edecekti Irv. O artık sadece zihninde yaşayacaktı ve tabi kalbinde… Sahi hangisi daha zordu? Ölmek mi yoksa geride kalmak mı?
Ölüm Kalım MeselesiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2022651 okunma
Yüzleşme tesellisi
Puan vermedi·344 syf.·
2026 5. kitabı
İnsan nefsi hazırdaki bir parça hazzı, gelecekte saklı binlerce hazza tercih eder; şimdi bir sızı çekmemek uğruna, gelecekte yıllarca azap çekmeyi göze alır; lezzetleri hemen almak, sıkıntıları ise her ne pahasına olursa olsun şimdi çekmemek ister. Ona göre gelecekteki hazların bir kıymeti yoktur. Haz; peşin, yakında ve ulaşılabilir olmalıdır. Cennetse ileride, uzakta ve ulaşması şimdilik zor olduğu için onu cezp etmez. Cehennem korkutmaz, oraya şimdi girilmediği için. Şimdi küçük bir acı çekerek, büyük bir bedel ödemiş olacak ve bu sayede gelecekte büyük acılardan kurtulacaksın, deseler, hayır, der; ben şimdi bu acıyı çekmeyeyim de, sonra ne olacaksa olsun! Böylece bin kederi, bir kedere gözünü kırpmadan yeğleyebilir. ‘’Şimdi al seneye öde”kampanyalarının sembolize ettiği hazzı öncelemek ve sorumluluğu ötelemek, bu asırda bir alışkanlığa dönüşmüştür İnsan, hazırdaki lezzeti tadabilmek uğruna, ilerideki binlerce lezzeti ıskalamayı ve sırada bekleyen musibeti çekmeme pahasına, başına büyük belalar açmayı marifet sayar. Acıları erteler, o yüzden durmadan büyür acıları… Gitgide küçülür mükâfatları, hazları ertelemeyi kabul etmediği için… İnsan, âhireti dünyanın sonuna eklenmiş, dünyanın devamı olarak kurgular. Ne de olsa dünya hayatı bitmeden, âhiret hayatı başlamayacak diye kendini teselli eder. Dünya hayatının halen sona ermemiş olmasından cesaret alarak, âhiret âlemlerinde kendisini bekleyen tehlikeleri hafife alır. Cehennemin mekan olarak uzakta ve zaman olarak çok ileride olduğunu düşündüğü için günahlara rahatlıkla girer, yapması gereken amelleri vurdumduymazca ihmal eder. Âhiretin ona uzak görünüşü, iyilik ve ibadetlere karşı heyecan duymasının önündeki engeldir. Salih bir amel işlediğinde, âhireti unutup, bunun dünyadaki peşin karşılığını arar. Oysa onun şimdi
Alıntı
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,2bin okunma
Felsefeye Giriş 101
10/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 21:16
“Ben bir insanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı değildir.” (Montaigne’in tavanına yazdırdığı, Terence’den bir söz) Felsefeyle aram pek yoktur, bu kitabı kütüphanemde bulup bir başlayım dedim ama ilk bölümden itibaren beni hemencecik içine çekti. Bu kitabın bendeki etkilerini yıllar sonra okuyup hatırlamam gerektiğini düşünerek dimağımda kalanları elimden geldiğince yazacağım. Her bölümde bir filozofu tanıtıp onun dönemine ayna tutup, ondan almamız gereken derslerden bahsettiğini söyleyebilirim. İlk bölümde Sokrates ve toplum tarafından kabul görmemesinden bahsediyor. Sokrates’i fiziksel olarak tasvir etmesi çok iyi oldu, çünkü çok eski zamanlarda yaşamış bu filozofları kafamda canlandırmak pek kolay olmuyordu. Kısa boylu, sakallı ve kel olduğunu bilip, yuvarlanıyormuş gibi bir garip yürüdüğünü, pörtlek gözlü, evli ve 3 erkek çocuk sahibi olduğunu, herkesle sohbet etmeye çalışıp sorular sorduğunu öğrenmek, bu kişiye daha fazla sempati duymama sebep oldu, ne acayip:) Sokratesin “sınırlı zekaya sahip ve içinde şüpheler barındıran” bir jüri topluluğu tarafından nasıl idam kararının verildiğini, Sokratesin buna ne kadar soğukkanlı yaklaştığını, çoğunluğun verdiği kararın ondaki özgüveni zedelemediğini, çünkü önemli olanın çoğunluk değil, buna karşı duran insanların ne sebeple/mantıkla muhalefet olduklarını bilmek gerektiğinden bahsediyor. “Önyargıların yok olması ve kıskançlığın azalması için zamana gerek var”(syf,54) diyor. Bize yol göstererek iki hataya düşmememiz gerektiğini öğütlüyor; çevremizdekilerin söylediğini her zaman dinlemek ve hiç dinlememek. Çünkü “toplumsal yaşam, başkalarının bizimle ilgili algıları ile bizim kendi gerçeklik algımız arasındaki uyuşmazlıklarla örülü”. Bu yüzden şu düşünceyi aklımızda tutmamız gerekiyor; “başkaları hatalı olabilir,
Felsefenin TesellisiAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20224,261 okunma