Ataerkil anlayışın özelliklerinden biri soyadının devamını sağlamak için oğlan isteğidir. Özellikle Ortadoğu toplumlarında oğlan güçlü bir sosyal arzudur. Bu durumun birçok sebebi vardır: refah devleti ve sosyal güvenlik sisteminin eksikliği nedeniyle yaşamın ilerleyen vakitlerinde ebeveynlerin iyilik halini garantilemek için oğlan istenir. Bu durum erkeklerin sosyal statüsünü etkilerken aynı zamanda kız çocuklarının giremeyeceği düşünülen toplumsal alanlara oğlanların girebilmesi ile geniş bir sosyal çevrenin de güvencesi haline gelir.
Sayfa 36·Kitabı okudu
David Benatar
Hatta, hayatlarımızın anlamlılığı kendi ölümümüz ve kendi bakış açılarından hayatlarının anlamlı olduğunu düşünen dünyalıların ölümleri yüzünden şüpheli bir hale gelir. Örneğin, kişinin hayatı, ailesi ve arkadaşlarıyla ilişkileri nedeniyle anlamlıysa, ölüm bu ilişkilerin devamına engel olarak anlamı da ortadan kaldırır. Benzer bir biçimde gençlere eğitim vermek, hastaları iyileştirmek, sanatsal açıdan yaratıcı olmak ya da bilimsel gelişmelere katkıda bulunmak gibi eylemler sonucu ortaya çıkan anlam, eylemleri gerçekleştiren kişiler öldükten sonra doğal olarak devam edemez. Kişinin hayatı boyunca yarattığı anlam bir süre hayatta kalanların hatıralarında ya da anlamın onlar üzerindeki etkisinde varlığını sürdürebilir. Fakat zaman içinde o insanlar da ölür, geriye kalan anlam giderek silikleşir ve sonunda yok olur. En geniş etki alanı olan dünyevi anlam bile nihayetinde yok olacaktır. Yaratıldıktan yok olana kadar geçen süre değişebilir fakat sonuç, en azından insanın bir gün nesli tükeneceği için, değişmez. En azından bazı açılardan ölümün dünyevi anlamları artırdığı durumlar tabii ki vardır. Bunlar kişinin (kutsal) bir dava uğruna öldüğü ve hayatıyla ödediği bedelin davaya katkıda bulunduğu durumlardır. Köleliği kaldırmak için mücadele eden ve şehit olan John Brown idam edilmeden önce söylediği şu sözlerle bu değerlendirmeyi kendi ölümü için yapmış gibidir: "Asılmam her türlü eylemden daha kıymetlidir."2 Çok sayıda yoldaşının hayatını kurtarmak için kendini feda eden askerlerin de ölümleriyle hayatlarına anlam kazandırdıkları söylenebilir.
Felsefe
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Daha fazla üretim ve tüketimin bir sonucu olarak artan bir zaman kıtlığı yaşıyoruz. Bu, şu şekilde işler: Üretimde verimliliğin artması, her bireyin saat başı üretiminin de artması anlamına gelir, artan üretkenlik ise... sistemin devamını sağlamak için daha fazla ürün tüketmemiz gerektiği anlamına gelir. Serbest zaman tüketim zamanına dönüşür, çünkü ne üretim ne de tüketim yapılarak harcanan zaman boşa harcanmış kabul edilmeye başlanır... Zamanın değerindeki artış (zaman kıtlığının artması) öznel olarak tempo veya hızdaki artış olarak hissedilir.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Buğdayın ekmeğe dönüşüp insanlara faydalı oluncaya kadar geçirdiği aşamaların her biri ne kadar çarpıcıdır. Toprağa gömülür, toprakla mücadele ede ede filizlenir, sonra biçilir, sonra harmanda dövülür, sonra samandan ayrılır, sonra değirmende yine dövülür, sonra teknelerde yoğrulur, sonra fırınlarda ateşe atılır, sonra dişlerde paramparça edilir, ardından mide asitleri tarafından daha da parçalanır. İşte buğday bütün bu çilelerin sonrasında insan gibi mükerrem bir varlığın var oluşunun devamına vesile olacak faydalı bir hale gelir. Bu süreçler buğdaya verilmiş bir ceza değil, onun gerçek değerini ortaya çıkarmak ve özel bir göreve hazırlamak için ona yapılmış iyilik ve ihsanlardır.
Alıntı
Allah Hamid’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber dinimizi tanımaya çalışıyorduk. Dinimizi anlayabilmek için Allah’ın vahyini yine ondan öğrenmemiz gerekir. Dinin temeli, esası; “Allah’a imandır, islamdır, ihsandır” demiştik. Bunların her üçünde de önce Allah’a iman, Allah’a âbdiyet ve Allah’ın huzurundaymış gibi ona âbd olmak gelir. Öyleyse öncelikli olan, Allah’ı tanımaktır. Allah’ın bir ismini anlattığımızda onunla beraber birçok ismi de o isimle beraber anlatmak zorunda kalıyoruz. Mesela; Allah’ın Vedud ismini anlatırken diğer isimleri de onunla beraber anlatmıştık; yani Allah’ın bir ismini öğrenirken sadece öğrendiğimiz ismi değil onunla beraber diğer isimlerdeki özellikleri de öğreniriz. Dolayısıyla rabbimizi sıfatlarından, isimlerinden biraz daha tanımış oluruz. Tanımadığımız bir Allah’a, bir rabbe iman ettiğimizi söylesek de ona iman etmiş olmayız; çünkü Allah’ı ne kadar tanırsak ona imanımız da o kadar olur. Hele bir de Allah’ı yanlış tanırsak o zaman o iman ettiğimiz Allah olmaz, bizim kendi kendimize hayal ettiğimiz, vehmettiğimiz putumuz olur. Evet, Allah’ı onun kendini tanıttığı gibi tanımaya, Esmau’l Husna’sını kısaca anlamaya çalışıyorduk. Vedud isminden sonra Allah’ın Hamid ismini anlamaya çalışacağız. Fatiha Suresi’nin ilk ayetinde; El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir” buyrulur. Bu yüzden önce Allah’ın Hamid ismini tanımaya çalışacağız. Aslında Allah’ın ismini, sıfatını bilmek, anlamak öyle basit bir şey, kolay bir şey değildir. Bunun için aklımızı mutlaka sonuna kadar kullanıp, onu anlamaya
istemeye istemeye de olsa...
İnsanlar sevdiklerini kaybediyor... Kimileri hayatlarını, çocukluklarını, hayallerini, umutlarını, duygularını,sevinçlerini... Daha sayamadığım birçok şeyini; devamını sen getir. Kaybettiğin bir şeyler vardır elbet, kaybetmedim deme. Belki paranı, kalemini, tarağını, saatini... Yani anlayacağın,kaybediyor insan.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Şiir