Kapışarak devamlılık peşinde koşmak sürekli şanssızlık doğurur.
Devam etmek, zor olan bu işte.
Sayfa 79 - Can Yayınları
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aile aynı zamanda bize geçmişe ilişkin bir devamlılık ve geleceğe ilişkin bir taahhüt duygusu veren yerdir
Sayfa 128
Tesniyeci yazar
Tesniyeci tarihçi, oldukça eski bir metin olan ve olasılıkla kendisinin de Musa'ya ait olduğuna inandığı Tesniyeci yasa düsturu üzerine kendi tarihini inşa etti. Elbette başka metinleri de kullandı ve böylece devamlılığı olan bir tarih anlatısı oluşturdu. Bu tarihe yaptığı eklemeler, ona bir yapı, devamlılık ve anlam kazandırdı. Son yazdığı perek'ler kendisinin bizzat şahit olduğu olayları anlatıyordu. Bu anlatıların hiçbirinde bir aldatmaca yapmaya ihtiyaç duymadı. Aksine gerçeği, yalnızca gerçeği yazdı. Eseri daha çok kendi tarihini anlatmak -ve anlamak- için, duyarlı ve hünerli bir kişinin giriştiği samimi bir çaba olarak görünmektedir. Tarihçi halkının tarihsel mirasını anlattı. Peygamber ise onların kaderi üzerinde kafa yordu.
Sayfa 205·Kitabı okuyor
Hocanın bana verdiği yazılı cevap şöyle idi: "Sana bir anekdot nakledeyim: Mülkiye öğrencisi olduğum yıllardı. Kıbrıs'ta olaylar oldu, bunalım çıktı. Türkiye'de o zamanlar İnönü önderliğinde koalisyon hükümeti var. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bir oylama oldu ve Türkiye ala ala beş üyeden oy alabildi. Kıbrıs ise oyların kahir çoğunluğunu elde etti. Bu durum ister istemez Türkiye'de Hükümet dahil herkese sorular sordurdu. “Neden yalnızdık, bu yalnızlıkta kendi kusurumuz var mıydı vs.?” Tabii olarak yalnızlıktan sıyrılmanın çareleri neydi? Bu türden soruları hatırlıyorum. Cumhuriyet'te Ecvet Güresin, Milliyet'te Abdi İpekçi soruyu kamuoyuna da mal ettiler. Gelelim bizim anekdota: Bir gün okulun büyük salonunda hocalardan bazıları bize bir panel verdiler. İyi hatırlıyorum, Fahir Armaoğlu vardı. Yanılmıyorsam bir de Suat Bilgi ve belki Ahmet Şükrü Esmer. Dışişleri'nin talimatıyla Afrika gezisinden dönüyorlardı. Bizlere tespitlerini naklettiler. Meâlen şöyle diyorlardı: Afrika'da hemen hemen hiç tanınmıyorduk. Bu konuda hata bizdeydi. Çoğu Afrika ülkesi bağımsızlıklarını yeni kazandıkları için çok hassastılar. Onların hassasiyeti Kıbrıs'ın hassasiyetiyle buluşuyordu. Acilen Afrika'ya ilgi göstermeliydik... 70'lerin ortasında Baskın'ın [Oran] Azgelişmiş Ülke Milliyetçiliği-Kara Afrika Modeli metni elime geçtiği zaman ister istemez geçmişteki bu anımı hatırladım. Sonraki yıllarda neden gelişme kaydedilmedi sorusunun cevabı çok belli. Arka arkaya gelen askeri darbelerin Mülkiye'ye verdiği zarar malum. Kadrolar darmadağın oldu. İnsanların şevki söndü. Bizde maalesef çalışmalarda pek süreklilik yoktur. Ne diyeyim kader utansın! Şimdilerde, Türk müteşebbisler ihracat merakına tutuldukları için ‘bâkir pazardır' anlayışıyla Afrika'ya merak sardılar. Ne derece başarılı
Sayfa 46 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor