7/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
İnsan geçmişinden kurtulabilir mi ? Gölge gibi takip eder aslına bakarsanız yaşadıklarımız bizi. En çok da eksik kaldığımız sevgi kırıntıları. Ne düşünsek ne yapsak sanki onun eksikliğini gideremeyiz. Bu eksiklik bizi saflaştırır, masumlaştırır. Bu konuya dair nereden bir adım gelse sorgusuz sualsiz bizi içine çeker. "Ben mi çok aptalım, yoksa hayat mı çok zalim, bilemedim..." (s.55) diyecek kadar. Kendimizden önce herkesi önceliğimiz yaparız. Ve farkında olmadan en çok kendimize biz kendimiz zarar veririz. Kimi zaman bunu adına AŞK deriz, kimi zaman GÜVEN, kimi FEDAKÂRLIK, kimi zaman MERHAMET, kimi zaman da İNSANLIK... Ama adı ne olursa olsun bu duygular en çok bizi yıpratır, bizi yıkar... İçimizdeki yaralar tazeliğini her daim korusa da; herkesin kendi defteri ne isterse onu yazar mantığı hep vardır aslına bakarsanız. Biz de önemli olan başımızı yastığa koyduğumuz da baş başa kaldığımız kendimizdir. Ona hesap verebiliyorsak gerisinin çok da ehemmiyeti yoktur. Biz oldukça dirençliyizdir. Tökezler - düşer - kalkar her şeye yeniden aynı şevkle başlarız. Çünkü "İyiliklerin en güzeli UMUTTUR. " "Zoru kolay, uzağı yakın eden, Karanlığı aydınlatan, acıyı hafifleten, Ölümü unutturup suçları bağışlatan UMUT... İyilik de kötülük de bulaşıcıdır, devamlılık gösterir. Kötülerin içinde iyi olmak kadar, iyilerin içinde kötü o zordur. Önce biz başlayalım düzeltmeye. Sevmediklerimizi sevmeye, Saymadıklarımızı saymaya, Suçladıklarımızı bağışlamaya... "
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 19:51
Sultan Alparslan'ın çocukluğundan Malazgirt Zaferi'ne kadar olan sürecin romanlaştırıldığı eserde; Türk devlet sisteminin bir devamlılık taşıdığı ve bu devamlılığı sağlayan derin bir yapının olduğunu anlatılmaya çalışılmış.
MühürdarAnıl Kurt · Eftalya Kitap · 20229 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·223 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 12:40
"Ben yalnız Fahri’yi severim, o da beni sever. Severim. Niçin? Bunun niçini yok. O da beni sever, onun sevgisinin de niçini yoktur. İşte sevgi bu. Kalanı yalan. Kalanını biz uydururuz." Ayaşlı ile Kiracıları, Ankara'da eski bir apartman dairesinin odalarını paylaşan, burada bir arada yaşayan birbirinden farklı insanları gözlemleme fırsatı yakaladığımız bir roman. Memurlar, kumarbazlar, toplumun farklı seviyelerindeki adamlar ve kadınlar, işsizler, karışık ilişkilere sahip kişiler ve hayata tutunmaya çalışanlar. Bunların hepsi tek bir dairede bir arada. Roman boyunca devamlılık ve süreklilik içeren olaylar olmasa da insanların birbiriyle ilişkileri, hayata bakışları ve olaylara verdikleri farklı tepkiler üzerinden hem Cumhuriyet'in erken dönemlerine dair gözlemler yapıyor, hem de Memduh Şevket Esendal'ın insan doğasına dair yorumları ve bakışını okuyoruz. Esendal, karakterleri çevrede gözlemleyebildiği insanlar üzerinden oluşturduğu için kitabı okumak da bir roman okumak gibi değil de geçmişte gerçekten bir dairenin içinde yaşananlara dair dedikoduları okumak gibi ilginç ve keyifliydi. Dili de buna uygun olacak şekilde oldukça sade, daha çok diyalog odaklı ve konuşma diline oldukça yakın. Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki insanların gündelik yaşamları, hayattan beklentileri, özellikle kadınların değişmekte olan bu toplumdaki durumunu okumak çok güzeldi.
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,3bin okunma
9/10
·430 syf.··
2026 13. kitabı
·
834 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 11:37
834 günde bitirmişim :))) Devamlılık deyince de ben. Çok uzun ara vermişim. Bir haftada bitecek bir kitap aslında. Kitabın konusu güzel, kurgusu güzel. Çok severim psikolojik gerilimleri. Tek sıkıntım bazı kelimler, gözünü seveyim Türkçemizin.
Edebiyat
The Woman in the WindowA. J. Finn · HarperLuxe · 2018402 okunma
İz Taşımıyorsan, Yaşamıyorsun
7/10
·316 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 15:15
Dorian Gray'in PortresiDorian Gray'in Portresi daha ilk sayfalarda yönünü belli eder: sanatın, arzunun ve ahlakın aynı zeminde duramayacağını iddia eden bir sesle açılır. Bu ses ikna etmeye çalışmaz; cazip bir alan kurar. Ve o alanın içinde, sorumluluk yavaş yavaş ağırlığını kaybeder. İlk bölümler (1–3) bir başlangıçtan çok, bir ayar gibidir. Basil’in dünyası, dikkatli bir bakışın ve ölçünün dünyasıdır; Dorian’ınki ise henüz biçim kazanmamış bir açıklık. Lord Henry bu açıklığa girer ve ona bir yön vermez—bir eğilim kazandırır. Dorian kendini ilk kez dışarıdan görmeyi öğrenir. Portre bu yüzden yalnızca bir resim değil; bakışın yer değiştirmesidir. İnsan kendine nesne gibi bakmaya başladığında, hayatı yaşamaktan çok yönetmeye başlar. İkinci evrede (4–7) Sibyl Vane sahneye çıkar. Burada aşkın değil, temsilin sınavı vardır. Dorian’ın ilgisi, Sibyl’in kim olduğuna değil, sahnede nasıl göründüğüne bağlıdır. Oyun bozulduğunda his de biter. Birinin değerini, onda kurduğun görüntüye bağladığında, o görüntü dağıldığı an ilişki de dağılır. Dorian’ın kararı ani değildir; başından beri kurduğu ölçütün doğal sonucudur. Ve çoğu insanın “aşk” dediği şey de bundan çok farklı değil; karşısındakini değil, onda kurduğu fikri sevmek. Orta bölümler (8–12) hız yerine birikim üretir. Dorian yaptıklarının izini taşımadıkça, davranış ile sonuç arasındaki bağ gevşer. Portre bu bağı üstlenir. Böylece Dorian için eylem, etkisinden kopar. Kural ortadan kalkmaz; yer değiştirir. İnsan, yaptığının kendinde kalmadığı bir düzende, sınırını deneyimleyemez. Sınırın hissedilmediği yerde ise yön de kalmaz. Dorian’ın hayatı genişlemez; yayılır. Bu yayılmanın bedeli, görünür olanda değil, görünmeyende birikir. Portre giderek bir kayıt defterine dönüşür. Dorian ise kaydın dışında kalmayı bir özgürlük sanır. Ama insan
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Everest Yayınları · 202099bin okunma
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 14:15
Ozan, Abdal ya da aşık, esasında bir kaynakla ilişki kurmaya çalışan kişinin adıdır. İnsanın varlığının kaynak ile diyaloğa geçmesi, onun ilksel yaşamından itibaren duyumsadığı dünyayı nasıl anlayacağını öğrenmeye başladığında bu manalanma ile ulaşılamaz bir aşk ilişkisi kurmasıyla olur. Bu ulaşılamaz bir aşktır zira kaynak hiçbir zaman çıplak bir gerçeklikle insanın kendisine gözükmez (esasında insanın kendisinden ayrı böyle bir çıplak hakikati de yoktur). Kaynak, ona ulaşmaya çalışan Abdal'ın dış koşulları içselleştirmesiyle birlikte Abdal'ın içerisinde oluşup, yine onun içinde gizemleşerek (ona manalanmaların yetmemesi hadisesi) tekrardan onun dışına çıkan bir "dış-içselliktir". Kaynağın oluşumunun bir yönü bu anlamıyla Bourdieu'nün "habitus" adını verdiği yatkınlıklar sisteminin içindedir. Diğer yönü ise bu sistem özünü yadsımasa da bunun ötesine geçen "gizil" bıraktığı yanıdır. Dünyeviliğin koşuşturmacasından uzaklaşarak bu "gizil" yanın peşinden koşan aşık, onunla her diyaloğa geçtiğinde bu diyaloğu bağlamasıyla "dil" temsiline döker. Bu anlamıyla bağlama, koşturduğu kaynağın temsilidir. Abdal, dünyevilik koşturmacasından uzaklaştıkça yersiz-yurtsuzlaşır ve yalnızlaşır ama o, toplumdan tamamen dışlanan biri değildir. Tersine, toplum onun avazında içselliklerindeki melankoliye dair bir şeyler hisseder. Onu dinleyerek yüreğindeki "dertler"i dinler. Bu melankoliyi açığa çıkardıkça da dinlemeye devam eder, kaynağın peşinden direkt gidemese de Abdal'ın sesinin onun peşinden gitmesine izin verir. Bu anlamıyla Abdal, kaynağı dile getirdiğinde insanlarda bir tekrarlama zorlantısı oluşturur. Kaynaktan kaçan insan, onunla yüzleşmek zorunda kalır. Oysa ki, Abdal bu yüzleşme ve diyaloğu kendi yaşam standardı haline getirmiştir. Neşet Ertaş da kaynağın peşinden koşmayla
Felsefe
Neşet Ertaş: Kaynak, Kaynak Kişi, MadunÖzgür Taburoğlu · Doğu Batı Yayınları · 20263 okunma