Orhun Yazıtları (Moğolistan) XIX. yüzyılın sonunda keşfedilmiş olup Türk dilinde yazılmış en eski kaynaklardandır. Tonyukuk Yazıtı'nda II. Gök Türk Kağanlığı'nın komutanı ve devlet adamı Tonyukuk'un yaptığı işler kendi ağzından anlatılmaktadır.
Sayfa 75
Alıntı
Göklere çıkardığım bir adamı artık bırakmak mı lâzımdır? Bana haber verin! Herkes elini ondan çekecektir. Komisyoncularım, yahudilerim, Mason localarım, büyük ilân şirketlerim, fabrikatörlerim, faizcilerim, gazetecilerim, devlet ^adamlarım, şarlatan ve gürültücü reklâmcılarım bu iş için emrinize hazırdır. Sihirbaz değneği ile dokunulmuş gibi her şeyi değiştiririm. Ol ! derim, olur. (Künfeyekûn) çünkü şöhret, benim zengin atlı arabalı soyumun elinde bayraktır.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Merhamet son derece güzel bir haslettir. İnsanoğlu yeri geldiği zaman merhametli olmayı da bilmelidir. Acıma duygusu Allah korkusuyla birleşince, adaletli bir devlet adamı ortaya çıkacaktır.
Dergah Yayınları,2022
Alıntı
Devlet adamı zulmetmemeli, zulmetmiyorsa bile vazifelendirdiği adamların zulmedip etmediğini bilmelidir. Yoksa mazlumların ettiği ah, eninde sonunda dönüp kendisini bulacaktır.
Dergah Yayınları,2022
Alıntı
Altın Işık, 1947
Bugün Türkiye'de bir Hasan Âli meselesi, daha doğrusu millete hesap vermeğe mecbur bir Hasan Âli vardır. Maarif Vekâletindeki sekiz yıllık icraatıyla umumun nefretini üzerine çeken bu adam gazete tenkitleriyle, mizahî hücumlarla ve kuşa çevrilmekle yaptıklarının hesabını vermiş sayılamaz. Gizli veya açık ikazlara aldırış etmeden yaptığı keyfi icraat için, sicilli komünistleri maarifin yüksek mevkilerine getirirken milliyetçileri vazifelerinden uzaklaştırdığı için, hattâ içişleri bakanının son konan mahut "Yurt ve Dünya" dergisini bu milletin parasıyla satın alıp himaye ettiği ve en haince maksatlarla çıkan bu dergiyi lise kütüphanelerine soktuğu için Hasan Âli Divan-ı Âlide hesap vermelidir. Sabık Millî Eğitim Bakanı kendisini masum sayıyor ve "Komünistleri himaye eden vekil'den bahsolunduğu zaman hayretle "o vekil ben miyim?" diye soruyor. Biz de onun bu hayretine hayret ediyor ve "acaba vekâlet sandalyesiyle birlikte zekâsını da mı kaybetti?" diye düşünüyoruz. Hasan Âli'nin, her şeyin pundunu bulan filozof zekâsı herhalde biraz körlenmiş, hiç olmazsa biraz sarsıntı geçirmiş olacak ki, Kenan Öner gibi tek başına Halk Partisi'ni allak bullak eden bir hukuk devi ile mahkeme salonunda boy ölçüşmeğe kalkıyor. Türkiye'nin en çok sevilen adamı olan Çakmakoğlu Müşür Fevzi Paşa Hazretleri'yle tartışmaya yelteniyor ve kendisini Ruzvelt'le bir tutarak bazı muhalifleri bulunmasının tabiî olduğunu iddia ediyor. Bunlar sekiz yıllık ikbal devrinin alışkanlıkları ve tatlı rüyadan henüz tamamiyle uyanmamış olmanın mahmurluğu olsa gerek. Kendisinin mahmurluk içinde daha fazla kalmasına müsaade etmeyeceğiz ve onun çok kullandığı tabiri kullanarak "Namuslu bir vatandaş sıfatıyla" aşağıdaki 10 madde hakkında cevap isteyeceğiz: Birinci madde: İşte size uzun bir manzumenin bir
Sayfa 161 - 163 ¹evet (farsça), ²ben tanrıyım·Kitabı okudu
Epilepsi iddiası (2)
Başarıyı bozuklukla açıklamaya çalışan bir teori, yerini nerede alır? Böylesine büyük bir başarıyı hastalıkla açıklamak, gerçekten bir açıklama çabası mıdır, yoksa ön yargının tezahürü müdür? Gündelik hayatınızda ya da tarihî figürleri incelerken hangi başarılı insanın öyküsünü dinleyince tıp kitaplarına koşuyorsunuz? O hâlde aşağıda nakledeceğim başarıları açıklamak için hemen tıp kitaplarına ve doktorlara koşalım. Hangi hastalık bu başarıları sağlıyorsa Allah'ın bize o hastalıktan vermesi için dua edelim. Çünkü bunları hastalıkla açıklamaya çalışan hiç kimse, böyle başarılar göstermiş değildir. Armstrong: "Muhammed'e, diğer önemli tarihsel kişiliklere yaklaştığımız şekilde yaklaşırsak onun, dünyanın tanıdığı en büyük dâhilerden biri olduğunu kolayca söyleyebiliriz."914 "İnanılmaz bir yazınsal eser yaratmak, büyük bir din kurmak ve yeni bir dünya gücü oluşturmak sıradan başarılar değildir.” Lapidus: "Peygamberlik, sıra dışı bir fenomendir ve bir peygamberin etkisinin halkının yaşam biçimini külliyen değiştirip arkasında dünyanın büyük dinlerinden birini miras bırakması nadirdir." Maxime Rodinson: "Muhammed hem bir ideoloji hem de bir devlet kurucusuydu. İsa ile Şarlman onda tek ve aynı varlık hâline gelmiş gibidir." Bernard Lewis: "Peygamber 8 Haziran 632 tarihinde kısa bir hastalığı müteakip vefat etti. Hayatında büyük işler başarmıştı. Batı Arabistan'ın putperest kavimlerine, tek Allah'a inanışı ve ahlak ilkeleri sayesinde yerini aldığı putperestlikle mukayese edilemeyecek derecede yüksek seviyede bulunan yeni bir din getirmişti. Söz konusu dini, vahyolunmuş bir kitapla donattı. Bu kitap, sonraki yüzyıllarda milyonlarca müminin düşünce ve davranış rehberi olacaktı. Fakat o, bundan da fazlasını yapmıştı. İyi örgütlenmiş ve silahlanmış bir cemaat ve devlet
Sayfa 395 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı