Günümüzün halk fısıltısını duyar gibiyim
Maneuvrier'in ifade ettiği gibi "Onların aradığı iş itibarlı olması gerekmeyen, sabit maaşlı, istikbali de olmayan, üzerinde yaşlanacağı bir devlet dairesi koltuğudur. Tıpkı bir saat misali aynı hareketlerin tekrar edildiği, yeteneklerinin yavaş yavaş köreldiği bir iş olsun; yeter ki beynini yormasın, çok zorlanması gerekmesin. İşini garantiye alma içgüdüsü kişiyi yaşamaktan ve harekete geçmekten alıkoyar. "
Alıntı
Geleneksel Doğu devlet anlayışına göre, bir devleti ayakta tutan prensiplerin başında adâlet, yani reâyayı mezâlimden, yetkileri kötüye kullanmalara karşı korumak gelir. Zira, deniyordu, reâyanın fakirleşmesi veya dağılması devletin gelir kaynaklarını ortadan kaldırır ve gelirsiz bir devlet de ayakta duramaz (Adâlet Dâiresî teorisi). Bu inançla, Osmanlı devlet adamları yolsuzlukları önleyecek önlemler alıyor ve merkezî otorite kuvvetli olduğu sürece, bu önlemleri yürütebiliyorlardı. Fakat 1570'lerden sonra bunu başaramadılar.
Sayfa 323 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Kamusal veya resmi bir rol üstlenen kişi, özel bir işleve ve genellikle özel bir grubun çıkarlarına hizmet etme yükümlülüğünü üstlenir. ... E.M. Forster'ın şu sözünü hatırlayalım: "Neden olma (yol açma) fikrinden nefret ediyorum ve eğer ülkeme ihanet etmekle dostuma ihanet etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsam, umarım ülkeme ihanet etme cesaretine sahip olurum." Bahsettiği devlet dairesi değil, ancak orada da benzer sorunlar ortaya çıkabilir.
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Alıntı
kardeşim Severus‘tan aile, bilgi ve adalet sevgisini öğrendim. Ondan demokratik yönetim düşüncesini, eşitliği ve konuşma özgürlüğünü ve her şeyden önce vatandaşların özgürlüğüne önem veren devlet dairesi fikrini; felsefe önem verme hususunda dengeli ve değişmez karaktere sahip olmayı; iyilikseverliği, cömertlikte samimiyeti, güler yüzlüüğü ve arkadaşlarımın sevgisine itimdi; eleştirdiğim kişilere karşı şeffaf olmayı; arkadaşlarımın bir konuda neyi isteyip neyi istemediklerini eveleyip gevelemeden bilmeyi ve bu konuda hiçbir suretle tahmine ihtiyaç duymammayı öğrendim. 
Türkiye Cumhuriyeti bir Hukuk devletidir..!
"Maliye Bakanlığının döner koltuğunda bugün genç bir politikacı oturuyor. Politikacının adı Yılmaz Ergenekon'dur. Ergenekon, Ankara Hukuk Fakültesinde Medeni Hukuk Doçentiyken, Devlet Planlama Örgütünde görevler üstlenmiştir. Örgütte, "Teşvik ve Uygulama Dairesi Başkanlığı" yapan bu Medeni Hukuk Doçenti, devletin olanaklarını iş ve sermaye çevrelerine "ulufe" dağıtır gibi dağıtmakla ün yapmıştır. Ergenekon, bir özel şirkete yedi yüz yirmi bin dolarlık döviz kredisi sağladıktan sonra, fakültedeki ve planlamadaki görevlerinden istifa edip kredi sağladığı bu şirkete müşavir oluvermişti."
Vezirlerin, veziriazamların kazaskerlerin, şeyhülislamların ikametgahı olan konaklar eskiden hükümet dairesi olarak da kullanılırdı.O devirlerde devletin yüksek kademeli mercilerine "kapu" denirdi. Hala halkın dilinde gezen devlet kapusu sözü de o devirlerden kalma bir tarihi hatıra olarak yaşamaktadır.
Sayfa 38·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam