Geleneksel Doğu devlet anlayışına göre, bir devleti ayakta tutan prensiplerin başında adâlet, yani reâyayı mezâlimden, yetkileri kötüye kullanmalara karşı korumak gelir. Zira, deniyordu, reâyanın fakirleşmesi veya dağılması devletin gelir kaynaklarını ortadan kaldırır ve gelirsiz bir devlet de ayakta duramaz (Adâlet Dâiresî teorisi). Bu inançla, Osmanlı devlet adamları yolsuzlukları önleyecek önlemler alıyor ve merkezî otorite kuvvetli olduğu sürece, bu önlemleri yürütebiliyorlardı. Fakat 1570'lerden sonra bunu başaramadılar.