10/10
·490 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
KLASİKLERLE FELSEFE (Felsefi Ünceleme) NIGEL WARBURTON Klasiklerle Felsefe, 1962 doğumlu Britanyalı ünlü felsefeci Nigel Warburton tarafından kaleme alınan ve felsefe tarihinin en önemli yapıtlarını rehber eşliğinde inceleyen popüler bir felsefeye giriş kitabıdır. Eser, akademik jargondan uzak ve son derece anlaşılır bir dille yazılmış. Kitapta, antik çağdan günümüze kadar uzanan süreçte felsefe tarihine yön vermiş tam 32 büyük eseri incelenmiştir. 32 filozof ve 32 eserin tam listesi şöyledir: Platon – Devlet Aristoteles – Nikomakhos'a Etik Boethius – Felsefenin Tesellisi Niccolò Machiavelli – Prens Michel de Montaigne – Denemeler René Descartes – Meditasyonlar Thomas Hobbes – Leviathan Baruch de Spinoza – Etika John Locke – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme John Locke – Hükümet Üzerine İkinci İnceleme
Klasiklerle FelsefeNigel Warburton · Alfa Yayınları · 2016480 okunma
Arthur Schopenhauer
8/10
·632 syf.··
2026 96. kitabı
Okuduğum Schopenhauer biyografisi, filozofun hayatını aktarma konusunda başarılı olsa da yazarın her satıra kendi sığ yorumlarını sokuşturması rahatsız edici. Yazar, anlattığı filozofun derinliğinin farkında değilmiş gibi davranıyor. Özellikle kadınlar konusundaki çıkarımları felsefi ontolojiden koparıp tamamen filozofun ailevi durumuna ve annesiyle olan ilişkisine bağlamış. Oysa Schopenhauer’ın sisteminde her şey determinist bir eksendedir; o dünyayı kişisel bir hınçla 'kötü' ilan etmez, dünyanın doğası gereği (İstenç nedeniyle) acı dolu olduğunu söyler. Keza dinden ve papazlardan felsefeci olmayacağını söylerken de kişisel bir nefretle değil, onların gerçeğe değil dogmaya ihtiyaç duymalarından yola çıkar. Kadınlar konusundaki tavrı da duygusal bir nefret veya basit bir aşağılama değil; doğanın onlara yüklediği işlevi ve rasyonel akla ihtiyaç duymayışlarını sistemine dahil etmesidir. Çoğu okur felsefeyi duygusal ve sığ okuduğu için bu ontolojik bağlılığı kavrayamıyor, biyografi yazarı da bu hataya düşmüş. Filozofun Hegel, Fichte ve Schelling’e yönelik sert saldırılarını yazar 'ad hominem' olarak adlandırmış. Ancak Schopenhauer’ın öfkesi sahte başarılara duyulan kıskançlık değil; felsefeyi para, ün ve devlet memurluğu için kullanan bu isimlerin hakikatten uzaklaşmasına duyulan entelektüel bir tiksintidir. Hegel'in mantık hatalarını 'Kuğunun da iki bacağı var, o halde sen bir kuğusun' basitliğine indirgeyerek çürütmesi, sığ görünse de Hegel felsefesinin kof mantığını vuran harika bir tespittir. Özetle; hayat hikayesi için okunabilecek bir kitap ancak yazarın araya sokuşturduğu cılız ve tutarsız yorumlar felsefi derinliğin yanında çok hafif kalıyor.
Biyografi
SchopenhauerDavid E. Cartwright · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024109 okunma
Reklam
Altan Çetin- Tarih Felsefesi
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Tarafımdan oluşturulmuş bu yorumun tüm hakları kitapyurdu.com'a aittir. Bu eser, tarih düşüncesinin uzun gelişim çizgisini hem felsefi hem de metodolojik yönleriyle ele alan kapsamlı bir incelemedir. Tarih felsefesinin yalnızca belirli dönemlerle sınırlı bir tartışma olmadığını; aksine, insanın geçmişi anlama, zamanı yorumlama ve toplumsal değişimi kavrama çabasının ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir. Altan Çetin Hoca antik çağlardan modern zamanlara değin uzanan geniş bir entelektüel haritayı titiz bir kaynak kullanımıyla kurgulayarak, tarihsel düşüncenin dönüşümünü bütünlüklü bir biçimde analiz eder. Çetin, eserin giriş bölümünde tarih fikrinin kadim uygarlıklardaki kökenlerine yoğunlaşır. Mezopotamya ve Mısır gibi erken zamanın kültürlerinde tarihin kutsal zaman anlayışıyla bağlantılı olduğuna dikkat çeker. Tarihin ritüel döngüler ve tanrısal müdahaleler ile açıklanması, insanın geçmişi anlamlandırma biçiminin ilk aşaması olarak sunulur. Ardından Yunan düşüncesine geçilerek tarihin sekülerleşme süreci incelenir. Bu bağlamda Herodotos’un betimleyici ve kültürlerarası karşılaştırmaya dayanan tarihçiliği, Thukydides’in nedensellik, kanıt ve realizm temelli ilerleyen analitik yaklaşımı karşılaştırılır. Çetin, modern tarih biliminin temellerinin Thukydides çizgisinde atıldığına dikkat çeker; böylece Antik Yunan’ın tarih felsefesi yeniden yorumlanır. Musevi geleneğinde tarihin tanrısal iradeye bağlı lineer bir süreç olarak kavranmasını Batı düşüncesinin ilerleme fikrine kaynaklık eden önemli bir unsur olarak değerlendirir. Bu noktada zamanın doğrusal bir akışa yerleştirilmesi ve tarihin teleolojik bir süreç olarak yorumlanması, modern tarih bilincinin dini temellerini anlamak açısından kritik bir rol oynar. Aynı bölümde İslam düşünce dünyasına geçilerek tarih
Tarih
Tarih FelsefesiAltan Çetin · Selenge Yayınları · 20251 okunma
Baskı Altında Feminizm...
9/10
·125 syf.··
2026 7. kitabı
Baha Tevfik'in İslamiyet ve Feminizm bölümü sebebiyle 1 puan kırıyorum yoksa Odette Laguerre'in Feminizmi 10/10... Geçenlerde okuduğum “Osmanlı materyalistlerine, Osmanlı ateistlerine cevap” niteliğinde bir romanımız vardı. Amak-ı Hayal. O romanda Filibeli Ahmet Hilmi, batının materyalist fikirlerini Osmanlı’da yaymaya çalışan isimlere karşı, İslamiyeti, özellikle vahded-i vücud anlayışını savunuyordu. İşte o materyalist, ateist denilen isimlerden biri de bugün inceleyeceğimiz Baha TEVFİK’ti. Materyalist sıfatını bu videoda sıkça kullanacağım, o yüzden bilmeyenler için açıklayayım. Kainatta olan her şeyin, maddeler veya maddelerin etkileşimlerinin sonucu olduğunu savunan. Doğa üstü, fizik ötesi hiçbir şeye inanmayan bir görüş. Yaklaşık 1 aydır Baha Tevfik’le ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendisinin 3 kitabını okudum. Bu kitaplar 1911 - 1912 yılları arasında yazılmış kitaplar. Niçe hayatı ve felsefesi, Bir tabiat âliminin dini ve Feminizm kitabı… Biri araştırma, diğer ikisi çeviri kitaplar olsa da Baha Tevfik bu kitapların sonuna kendi fikirlerini eklediği bölümler koymuş. Bu sayede onun ne düşündüğünü de görebiliyoruz. Zaten, kitapları inceleyeceğiz ama önce Baha Tevfik’in hayatına bir bakalım, zaten kısa sürer 29 yaşında çok genç yaşta vefat etmiş biri… Hatta şöyle yapalım. Baha Tevfik’ten önce, Osmanlı’ya materyalizmi, pozitivizmi getiren adamı konuşalım. Beşir Fuad’ı konuşalım, çünkü bu adam, aynı fikri savunan savunmayan herkesi derinden etkilemiş biri. Beşir Fuad 1852 doğumlu. Adana ve Maraş mutasarrıflığı yapmış Hurşid Paşa’nın oğlu. Batı yönlü, iyi eğitim almış kendini geliştirmiş biri. İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için batıdaki felsefi ve bilimsel gelişmeleri günü gününe takip edebiliyor. Edebi bir eseri yok ama biyografilerdir, denemelerdir, sık
Feminizm Âlem-i NisvânOdette Laguerre · Çizgi Kitabevi · 201514 okunma
Bir Osmanlı Aydını
7/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
Geçenlerde okuduğum “Osmanlı materyalistlerine, Osmanlı ateistlerine cevap” niteliğinde bir romanımız vardı. Amak-ı Hayal. O romanda Filibeli Ahmet Hilmi, batının materyalist fikirlerini Osmanlı’da yaymaya çalışan isimlere karşı, İslamiyeti, özellikle vahded-i vücud anlayışını savunuyordu. İşte o materyalist, ateist denilen isimlerden biri de bugün inceleyeceğimiz Baha TEVFİK’ti. Materyalist sıfatını bu videoda sıkça kullanacağım, o yüzden bilmeyenler için açıklayayım. Kainatta olan her şeyin, maddeler veya maddelerin etkileşimlerinin sonucu olduğunu savunan. Doğa üstü, fizik ötesi hiçbir şeye inanmayan bir görüş. Yaklaşık 1 aydır Baha Tevfik’le ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendisinin 3 kitabını okudum. Bu kitaplar 1911 - 1912 yılları arasında yazılmış kitaplar. Niçe hayatı ve felsefesi, Bir tabiat âliminin dini ve Feminizm kitabı… Biri araştırma, diğer ikisi çeviri kitaplar olsa da Baha Tevfik bu kitapların sonuna kendi fikirlerini eklediği bölümler koymuş. Bu sayede onun ne düşündüğünü de görebiliyoruz. Zaten, kitapları inceleyeceğiz ama önce Baha Tevfik’in hayatına bir bakalım, zaten kısa sürer 29 yaşında çok genç yaşta vefat etmiş biri… Hatta şöyle yapalım. Baha Tevfik’ten önce, Osmanlı’ya materyalizmi, pozitivizmi getiren adamı konuşalım. Beşir Fuad’ı konuşalım, çünkü bu adam, aynı fikri savunan savunmayan herkesi derinden etkilemiş biri. Beşir Fuad 1852 doğumlu. Adana ve Maraş mutasarrıflığı yapmış Hurşid Paşa’nın oğlu. Batı yönlü, iyi eğitim almış kendini geliştirmiş biri. İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için batıdaki felsefi ve bilimsel gelişmeleri günü gününe takip edebiliyor. Edebi bir eseri yok ama biyografilerdir, denemelerdir, sık sık gazetelerde yazan, çekinmeden görüşlerini savunan biri. Aydın çevrelerinde de sevilen biri. Ahmet Mithat
Nietzsche Hayatı ve FelsefesiBaha Tevfik · Çizgi Kitabevi Yayınları · 201332 okunma
ORKİDELER
Puan vermedi·197 syf.·
2025 11. kitabı
Benim güzel orkidelerim, Orkide, dünyada var olan ilk çiçeklerden biri olarak bilinir. Benim gözümde kadınlar orkidedir: Bir çiçek kadar narin, ama kökleriyle her yöne uzanacak kadar da güçlü. “Kadın olmak, sürekli bir savaş halinde uyanmaktır,” diyor Sylvia Plath. bana kalırsa kitabı en iyi anlatan cümle. Çünkü kitap, her satırında bu savaşı okurun kalbine bırakıyor. Bitmek bilmeyen bir mücadeleyi, dinmeyen bir yorgunluğu ve buna rağmen ayakta kalma iradesini hissettiriyor. Kitap, Galeano’nun okuduğum ilk kitabı; ama eminim ki son olmayacak. Kitaba başlamadan önce kendi duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Okuma boyunca yer yer sinir katsayımın arttığı, yoğun feminist duygularla baş etmeye çalıştığım anlar oldu. Kadınların maruz bırakıldığı düzen, aşağılanmaya mahkûm edilen hayatlar… Yapılmış onlarca haksızlığı, sömürülmüş, yok sayılmış, alaşağı edilmeye çalışılmış sayısız yaşamı okumak doğrusu ağır geldi. Bazı bölümlerde bu ağırlığı iliklerime kadar hissettim. Ama düşündüm de, bu yük sadece kadın olmanın payına düşmemeli. Okuduklarım, insan olan herkesin canını acıtmalıydı.... yazılanlar sadece kitapta da kalmıyor okudum bitti değil yani .. bugün de pek çok kadının bedeninde, hayatında, hafızasında yaşamaya devam ediyor. (Ki gündemi takip ettiyseniz, salınan elli bin mahkûmla birlikte bedeli yine kurbanların ödediği bir düzenin önünün açıldığını da görüyorsunuz. Ne acı hep kadinlarin bedel ödemek zorunda oldugu bir dünyada yaşamak.. Gecelim kitaba, tarih sahnesinden fırlamış gibi duran kadınların hikayeleri karşımiza çıkıyor : devrimcisi, casusu, öğretmeni, şarkıcısı, sanatçısı, annesi, şairi, rahibesi… Hepsinin ortak noktası aynı: eksik görülmek, bastırılmak, hükmedilmek, yok sayılmak. Güç gösterisi hep kadınlara yönelik yapılmış; erkek egemen zihniyet
KadınlarEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20242,660 okunma
Reklam
Reklam