10/10
·324 syf.··
2023 32. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 18:39
Zülfü Livaneli Zülfü Livaneli okumayı çok seviyorum.En çok da okurken kulağıma o kadife sesinin gelmesinden ötürü sanırım.Gerçeklerin üzerine inşa edilmiş etkileyici romanlarının yanı sıra çok değerli yazıları ile de bizi edebiyata doyuran bir isim #zülfülivaneli Çizgisini hiç bozmadan, efendiliğinden ödün vermeden tırmanmış zirvenin merdivenlerini ve tartışmasız yerini koruyor. Eğilip bükülmeden inandığının arkasında oluşu ile de gönlüme taht kurduğu muhakkak.Görselden de anlaşılacağı gibi hemen hemen her yazdığını okudum.Livaneli’ye düşkünlüğümü bilen Okan Kubat hediye etti bana Kaplanın Sırtında’yı.Tüm kitapları gibi öyle çok ses getirdi ki elbette okuma listemdeydi. Kaplanın Sırtında muazzam bir kitap olmuş.Okurken aldığım lezzeti nasıl anlatacağım bilmiyorum.Bu yaşıma kadar #ikinciabdülhamid ile ilgili pek çok kitap okudum ancak hiçbir kitapta Abdulhamit olup onun gözleriyle bakmamıştım olaylara.Hele Selanik’e sürgün edilen devrik bir padişah söz konusu olunca; terk edilmiş bir köşke saray eşrafı ile yerleşip, sefaletlerine rağmen asaletlerini devam ettirmeye çalışan hayatlarına ortak olmak oldukça ilginç bir deneyimdi.Diğer yanda bir grup ihtilalci asker, padişahın devriliş haberini alıp heyecanlanmış ancak bundan sonra neler olacağı konusunda da oldukça merak içindeydiler.Tam da bu noktada Zülfü Livaneli bu kitabı yazarken günlüklerinden askeri hekim Atıf Hüseyin bey, Sultan’ın sağlığıyla ilgilenmek üzere köşke gönderilir.Hekimin köşke adım atmasından itibaren Abdulhamit ve Atıf Hüseyin bey arasında uzun sohbetler edilmeye başlanıyor ve bu sohbetleri dinleyen bizler için lezzetinden sual olunmayacak bir roman ilmek ilmek örülüyor.Mikrop herif dediği,33 yıldır halkın göğsüne bir değirmen taşı gibi oturmuş bu lanet ihtiyarın sağlığı kendisine emanet
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,5bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2022 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2022 13:40
Üstadın dergide yayımlanan yazılarının derlemesi olan kitap her zamanki kitaplarından ayrı olarak sonlara doğru biraz daha ağır olan yazıları mevcut. Anlamak için iki kere okumak gerekebilir. Genel olarak doğunun batıya hayranlığı bu hayranlığın zamanla direnişine dönmesi lakin bu direnişin itici bir çığırtkanlıkla değil hakikat direnişçisi olarak yapılması gerektiğini anlatıyor. Genel bir dünya durum okuması var. Çin, Hind gibi kadim gelenekleri olan milletlerin batıya teslim oluşu. Şam, Semerkant, Bağdat ve İstanbul benzetmeleriyle Müslümanların İslamın 4 kaynağından beslenerek ölüm uykusundan uyanıp, uyandığında gördüğü dehşetli manzara karşısında Sezai Karakoç'un tasvir ettiği metafizik kamçısıyla kendine geleceği arzulanmakta. Toplumsal değişim süreçlerinin insanın değişimiyle kıyas edildiğininde paralel gideceği ve insan nasıl kolaylıkla değişmezse toplumunda adım adım değişime yol aldığı iyiye de kötüye de böyle meylettiği vurgulanıyor. DEVRİLİŞ isimli yazıda Süleyman Peygamberin kıssasına getirilen yorum beni etkileyen yorumlardan oldu. Bu yazı da toplum ve toplumun içine düşen kırtan nasıl nihayete erdiğiyle alakalı. Yoğun ve yorgun olmadığınız bir zaman aralığında ihtimam göstererek okunacak bir kitap.
Çağ ve İlham 2Sezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 2021387 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Yenişehir’de Bir Öğle Vakti Adlı Eserin İncelemesi
Puan vermedi·272 syf.··
2020 46. kitabı
Sevgi Soysal’ın "Yenişehir'de Bir Öğle Vakti" adlı eserinde anlatıcının Ankara’nın Yenişehir semtindeki kavak ağacını betimlemesiyle başlayan ve kavağın devrilmesiyle sona eren olay örgüsü, yaşlı bir kavak ağacı etrafında gelişir. Türk destanlarında sığınak, aile ve devlet yönetimi gibi nitelikleri aktarmada sıkça kullanılan ağaç motifinin (Şerif, 2010, s. 29) yansımaları, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti eserinde de kavak ağacı sembolü üzerinden aktarılmaktadır. Eserde yer yer yapılan tekrarları dolayısıyla bir laytmotif görevi de üstlenen kavak ağacı, Soysal’ın bu sembolü destekler nitelikte seçtiği karakterler aracılığıyla sosyal yapı ve kimliğe ayna tutar. Eser boyunca karakterler kavak ağacına bumerang gibi devamlı döndürülerek kavağın temsil ettiği merkezi güç ve otorite hatırlatılır. Böylelikle eserde, sosyal koşulların eseri belirlediği, edebiyatın toplum içinde var olup olgunlaştığı ve toplumun bir dışa vurumu olduğu (Moran, 2018, s. 55) savının izleri görülür. Toplumcu gerçekçi ve yansıtmacı kuram perspektiflerinden değerlendirildiğinde, Soysal’ın eseri cezaevindeyken, Türkiye Cumhuriyeti’nde siyasi ve toplumsal karışıklıkların had safhada olduğu 12 Mart 1971 Muhtırası’ndan iki yıl sonra kaleme alması (Furrer, 2004, ss. 39-40), bu incelemede eserdeki ana sembol olan kavak ağacının işlevinin toplum ve siyaset dahilinde ele alınmasını mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada, kavak sembolünün eser özelindeki işlevi ve eserde konu edilen sosyal yapı ve kimliği nasıl yansıttığı incelenecektir. Bu nedenle, kavak sembolünün etrafında şekillenen karakterler ve bu karakterlere kavağa bağlı olarak tayin edilen roller inceleme kapsamına alınacaktır. Eserde kavak ağacı bir referans noktası gibi kullanılmıştır. Eser onunla başlar, karakterler devamlı ona döndürülür, kendisine eser
Edebiyat
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,967 okunma
Puan vermedi·50 syf.··
2022 23. kitabı
“Ben bir kahraman olmadım ve sıradan bir yaşam oldu benimki. Küçük, mert ve dolu dolu bir yaşam oldu bu. İyi iş gören, küçük ve iyi bir yaşam. Seni sahiden sevdim, benim küçük yaşamım. Bana bir devriliş, bir aksak ayak verdin ve beni canımdan bezdirdin ama seni sahiden sevdim. Ve biliyor musun eski dostum, fazlasıyla yaşanmaya değerdin." Paha biçilmez anlar mı? O da ne demek? Diyelim ki yaşamın bütünü… Jacominus Gainsborough’unki mesela. Parktaki solgun yapraklar, yağmur, gelgit… Tortop atılan bir takla, rıhtımda bir elveda, çakıllarla dolu bahçede bir merhaba… Bir piknik, birkaç yarış ve badem ağacının altındaki serin gölge. Bunların bütünü. Bir yaşam. Bu tür kitaplarda yazar ve çizer aynı kişi olduğunda kitap daha da bütünleşiyor sanki. Bu eserin de hem çizeri hem de yazarı olan Rébecca Dautremer’in kalemini çok sevdim. Eserde Jacominus’un doğumundan ölümüne tüm hayatına tanık oluyoruz. Onunla gelişiyor ve değişiyoruz. Yazar doğumdan yaşama insanın gelişimini çok güzel anlatmış gerçekten. Çocuklara tek bir eserle hayatın döngüsünü göstermek için şahane bir seçim doğrusu. Hem konusu hem de yazı ağırlığı nedeniyle daha çok ilkokul seviyesindeki çocuklara hitap ettiğini düşünüyorum. Çocuk kitapları aslında her yaştan insana bir şeyler katıyor ve her evde olması gerektiğini de düşünüyorum. Naif, keyifli ve farkındalık yaratan şahane bir eserdi. Bence bu eser her evde olmalı. İlkokul seviyesi itibariyle herkese tavsiye ederim! ️ #narçocuk #kitapkolikkafasiçocukkitabıyorumu @gencnar #LesrichesheuresdeJacominusGainsborough @rebeccadautremer @nar.cocuk #JacominusGainsboroughunPahaBiçilmezAnları #kitapalıntısı #kitapkonusu #kitapyorumu
Jacominus Gainsborough'un Paha Biçilmez AnlarıRebecca Dautremer · Nar Çocuk Yayınlar · 202225 okunma
9/10
·224 syf.··
2022 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2022 09:47
Eser diriliş yayınlarından çıkmış, Sezai KARAKOÇ’un Eylül –Ekim1974-Şubat 1976 tarihleri arasında aylık diriliş dergisinde ve 1967-1976 tarihleri arasındaki Diriliş Pazertesi- Perşembe günlüğünde yayınlanan başyazılardan oluşmuştur. Kitabın başından sonuna kadar hemen hemen her bölümde Müslümanların yeniden dirilişine vurgu yapmış, batının insanlık adına sunabileceği hiç bir şeyin kalmadığını geleceğin İslam Medeniyeti ne ait olduğunu anlatmış. ‘GELECEK ZAMANIN KARŞISINDA’ ADLI BÖLÜMDE ŞU ÇARPICI DÜŞÜNCELER BULUNMAKTADIR: İNSANIN DEĞİŞMESİ DEMEK BAKIŞ AÇISININ DEĞİŞMESİ DEMEKTİR. BUDA ÜÇ PERSPEKTİFLİ BİR YÖNELİŞTİR. BİRİNCİSİ ALLAHA BAKIŞI, İKİNCİSİ KENDİNE BAKIŞI, ÜÇÜNCÜSÜ DE EŞYAYA BAKIŞIDIR. EŞYAYA VEYA KENDİNE KÖLE OLMAMAK VE YARATICIYI UNUTMAMAKLA GERÇEK İNSAN OLMA ÖZELLİĞİ KORUNABİLİR. BİREY SÜREKLİ OLARAK BU RUH DİRİLİŞİNİ YENİLEMEK VE TAZELEMEK ZORUNDADIR. EŞYAYA VE TABİATA KÖLE OLAN KUL KESİLEN İNSANIN RUHU GERÇEKTE BAĞIMSIZLIĞINI VE HÜRLÜĞÜNÜ KAYBETMİŞTİR. HÜRRİYETİNİ VE BAĞIMSIZLIĞINI KAYBETMİŞ İNSAN RUHU İSE ÖLÜME YÜZ TUTMUŞ OLACAKTIR. Özgürlük başıboşluk değil, tam tersine ruhun disipline kavuşması sonucunda elde edilen varoluş yüceliğidir. Bu da en yüksek düzeyine insanın Allaha doğru yönelmesi, Allah önünde kendi benliğinden kurtulması, sürekli olarak kendini Allahın önünde ve gözetiminde görme ve bilmesiyle erişilir. Yani Allah yoluna en iyi uyan ruh en hür ruhtur.(s.21) İslam bölgesi batının en çok hışmına uğradığı bölgedir. O derecede büyük bir saldırı ve işgal vardır ki; hiçbir ümit yokmuşçasına bir manzarayla karşı karşıyayız. Ancak İslam yeni fışkırışlar yapabilecek kadar genç ve yeni zamanı oluşturacak din ve dünya görüşüdür. Bunu tarih doğrulamaktadır. Böyle bir zamanda Müslüman kalmak için geleneğe bağlı kalmak
Çağ ve İlham 2Sezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 2021387 okunma
Son Sefarad veya Endülüs'te Rask
8/10
·656 syf.··
2018 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2018 19:34
Beyazıd Akman'ın ikinci kitabı. Beyazıt Akman'ın ilginç bir yaşam hikayesi var. 1981 yılında Kastamonu'da doğmuş. Boğaziçi ve ODTÜ'de okumuş.ODTÜ ingiliz Dili ve Edebiyatını 2.likle bitirmiş. 2004’te Fulbright Bursiyeri olarak Amerika’ya gitmiş. 2006’da İngiliz edebiyatı master derecesini almış Sonra ve Illinois State Üniversitesi’nde doktorasını yapmış. Aynı üniversitede İngiliz edebiyatı ve İslam üzerine ders veriyormuş. Fetih ve Fatihin anlatıldığı "Dünyanın İlk Günü" nün devamı niteliğinde. Kitabın bir bölümünde 2. Beyazıd'ın şehzadelik yılları anlatılıyor olsa da; Beyazıd'ın emriyle Endülüs'e giden Osmanlı fedaisi (Casusu, serdengeçtisi vb. adlarla da tanımlayabilirsiniz) Davud'un Endülüs maceraları romanın ana konusunu teşkil ediyor. 1400'lü yılların sonunda Yahudi'lerin İspanya'da gördükleri baskıyı ve Osmanlı'nın İspanya'daki Yahudileri engizisyondan kaçırışını anlatıyor... Yer yer Endülüs medeniyetine de göndermeler var.. Dünyanın ilk günü kadar sürükleyici ve etkili... Bir akademisyenin bu kadar güzel roman yazması şaşırttı doğrusu... Romanı okurken, Yahya Kemal'in o muhteşem şiiri, Endülüs'te Raks geldi aklıma.. ENDÜLÜS'TE RAKS Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı... Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı... Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir. İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir. Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri, İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri... Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır; İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır. Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü, Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü... Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir. Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi; Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi... Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü,
Son SefaradBeyazıt Akman · Epsilon Yayınları · 20122,236 okunma