10/10
·78 syf.··
2021 45. kitabı
·
258 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2021 00:00
İnsanlığa ateşi, yani aklı, bilimi ve bilinci taşıdığı için tanrıların zorbası Zeus tarafından zincire vurulan Prometheus, insanlık tarihinin felsefedeki ilk ve en asil devrimci figürüdür. Aiskhylos'un bu ölümsüz tragedyası, Olympos'un o kibirli, keyfi ve sömürücü oligarşisine karşı, ezilen ölümlülerin safında yer almanın ve bunun bedelini tereddütsüz ödemenin destanıdır. Marx'ın felsefe takvimindeki en yüce aziz saydığı bu titan, iktidara boyun eğmeyen, işkence altında bile uzlaşmayı ve biat etmeyi reddeden o çelikten iradenin antik çağdaki yankısıdır. Sınıflı toplumların ve devletli uygarlığın şafağında yazılmış bu eser, devrimci cüretin egemenleri nasıl korkuttuğunu binlerce yıl öncesinden müjdeleyen evrensel bir direniş manifestosudur.
1000Kitap
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Devrimci Prometheus
Puan vermedi·78 syf.··
2025 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 20:12
Prometheus'un trajedisini okudum. Zeus'a baş kaldıran o azgının inadını gördüm. Bilgelerin en bilgesiydi ama bir azgının, sapkının ateşini taşıyordu o. Pek tabii, ateşi tanrılardan kandıran birisinden de bu beklenirdi. Prometheus şüphesiz büyük devrimciydi, iktidara karşı baş kaldıranların sonuncusu değildi ama en yücesiydi. Onun işaret ettiği devrim ise sonsuz kez sürer, sonsuz kez gerçekleşir. Zeus'un, o keyif sevdalısı tanrıların tahtı defalarca alaşağı edilir. 19-20. yüzyılın çalkantılı ideolojik hareketlerinin haberini veriyordu Prometheus gizliden gizliye. Zira bilgelerin en bilgesi, öngörülerini bize bağışlamıştı. Doğrusu kendisi tutsak olsa da ateş insana çok yakıştı. Tanrılar insanı, -isyan edenin ortaklarını- sıkıntılarla cezalandırdılar. İşte bu trajedi, tarihin en büyük TRAGEDYASI hem bilimin hem de siyasi devrimlerin habercisi! Aklın ateşiyle yakıp yok edeceği her altından taht. Bir döngüdür ki bu Taht'a pisleyen herkes başka bir Taht'ın varisi olacak. O da Tahtından edilmeye yazgılı olacak. Kronosoğlu Zeus kadar iştihamlı da olsa, otoritenin tahtı hep sarsıntı içerisindedir bu yüzden. Yıktığı gibi yıkılacak. Hem nedir ki şu Prometheus'un ateşi? ATEŞ ki hem tutku hem akıl, ateş ki melek eliyle geldi ama şeytani bir güç taşıyor. ATEŞ ki yücelerin yücesi ama bütün kutsallara leke sürüyor. Yakıp yok olacak insanlık, yok edecek her defasında kendini bu insanlık. 1984'de Cesur Yeni Dünya'da her defasında ateşin kendine karşı nasıl bir uyarı sistemi olduğunun kanıtı değil mi? Üstüne basılsa bile insanın başını kaldırıp kendi ölümünü izlemesi yazgı değil mi? Belki galaksiyi ele geçirecek olsa da... Bitmeyecek açgözlülüğün ve önden kararlaştırılmış ölümün ölümsüzlük bahşettiği yaşamın isyanı, BENGİ DÖNÜŞ'ün mukkaderatı değil mi? Böylece Güneşten bile daha
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.··
2025 66. kitabı
Modern Mitin Doğuşu: "Frankenstein" ve Sorumluluğun Dehşeti Özet: Mary Shelley'nin henüz 18 yaşındayken kaleme aldığı ve 1818'de anonim olarak yayınladığı *Frankenstein; ya da Modern Prometheus*, Gotik korku kisvesi altında, insanlığın en temel felsefi sorularını soran devrimci bir romandır. Sadece bilim kurgu türünün kurucu metni olmakla kalmayan *Frankenstein*, aynı zamanda Aydınlanma'nın "saf akılcılığı" ile Romantik akımın "pervasız bireyciliği" arasında tehlikeli bir sentez yapar. Roman, "Tanrı'yı oynamanın" (bilimsel kibir), yaratılan şeye karşı duyulan "ebeveyn sorumluluğunun" ve "canavar" olarak damgalanan bir varlığın "adalet" arayışının trajik bir incelemesidir. *Frankenstein*, bir canavar hikayesi değil, bir canavarın *yaratılış* hikayesidir ve asıl canavarın kim olduğunu okuyucuya sorgulatan modern bir mittir. --- ### Bölüm 1: Bir Hayaletin Doğuşu: Villa Diodati Efsanesi Romanın kökeni, kendi içinde Gotik bir hikayedir. 1816'da, "Yaz Yaşanmayan Yıl" olarak bilinen o kasvetli mevsimde, 18 yaşındaki Mary (o zamanlar Mary Godwin), müstakbel eşi Percy Bysshe Shelley, Lord Byron ve Dr. John Polidori ile Cenevre Gölü kıyısındaki Villa Diodati'de bir araya gelir. Volkanik kül nedeniyle karanlığa gömülen Avrupa'da, eve kapanan bu radikal grup, hayalet hikayeleri okur. Lord Byron, "Hepimiz birer hayalet hikayesi yazalım," diye bir yarışma önerir. Günlerce bir fikir bulamayan Mary Shelley, dönemin "Galvanizm" (kasların elektrikle canlandırılması) deneyleri üzerine yapılan bir sohbetin ardından, o meşhur "uyanık rüyasını" (waking dream) görür: > "Soluk bir öğrencinin, bir araya getirdiği şeyin yanında diz çöktüğünü gördüm. Korkunç bir motorun çalışmasıyla, yaşam belirtisi gösterdi... Yaratıcısı, eserinin dehşetinden kaçarken o, perdeleri aralayarak
1000Kitap
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2023 79. kitabı
Başkaldıran İnsan Albert Camus Analiz Kitap,insanın yaşamın anlamını aramasıyla evrenin anlamsızlığı arasındaki çelişkiyi absürdizm felsefesi üzerinden ele alan bir eserdir. Kitap, insanın varoluşsal sorgulamalarını ve toplumsal değişim arayışlarını derinlemesine incelerken, başkaldırının hem tarihsel hem de metafizik boyutlarına değinir. Camus, kitapta insanın evrenin anlamsızlığı karşısında hissettiği çelişkili duyguları ve varoluşsal kaygılarını tartışır. İnsanın varoluşsal sorgulamalarının temelinde, hayatın anlamını arama çabası yer almaktadır. Ancak, evrenin anlamsızlığı karşısında insanın bu arayışı çıkmaza girmekte ve absürt bir durum ortaya çıkmaktadır. Kitapta başkaldırının tarihsel boyutlarına da değinilir. Camus, tarih boyunca insanların toplumsal değişim arayışlarına dikkat çeker ve bu arayışların insanın varoluşsal sorgulamalarıyla bağlantılı olduğunu vurgular. İnsanın, anlamsız bir evrende yaşayıp varoluşunun anlamını ararken, toplumsal düin değişmesi ve adaletin sağlanması için başkaldırma eylemi gerçekleştirmesi gerektiğini savunur. Aynı zamanda, kitapta başkaldırının metafiziksel boyutlarına da değinilir. Camus, insanın evrenle olan ilişkisini sorgular ve evrenin anlamsızlığına karşı başkaldırının bir metafiziksel eylem olduğunu ifade eder. İnsanın, evrenin anlamsızlığına rağmen hayatı yaşama arzusunu sürdürmesi ve başkaldırma eylemiyle anlam yaratma çabası, metafiziksel bir boyut kazanır. Bu bağlamda, "Başkaldıran İnsan" kitabı, insanın yaşamın anlamını araması ve evrenin anlamsızlığı arasındaki çelişkiyi absürdizm felsefesiyle ele alarak, başkaldırının tarihsel ve metafiziksel boyutlarını inceler. Kitap, insanın varoluşsal sorgulamalarını derinlemesine araştırırken, toplumsal değişim arayışlarını da ele alır ve başkaldırma eylemini bir metafiziksel eylem olarak
Edebiyat
Başkaldıran İnsanAlbert Camus · Can Yayınları · 20153,277 okunma
9/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2022 124. kitabı
“Yüzyıllar boyunca krallar, rahipler, derebeyleri, sanayici patronlar ve ebeveynler, itaatin bir erdem, itaatsizliğin ise bir ahlaksızlık olduğunda ısrar etmişlerdir. Yeni bir bakış açısı getirmek için, bu görüşe karşı şu açıklamayı öne sürelim: İnsanın tarihi, bir itaatsizlik eylemiyle başlamıştır ve bir itaat eylemiyle sonlandırılması beklenmedik bir şey değildir.” diye başlar kitap. Adem ve Havva’yla, Yunan miti Prometheus’u ele alır. Adem ve Havva ilk günahı işlemeseydi cennetten kovulup dünyaya gelmeyeceklerdi ve biz var olmayacaktık. Prometheus ise tanrılardan ateşi çalıp insanlara vermeseydi insanlık son bulacaktı. İtaatsizlikle başladı insanlık tarihi, itaat neden sonu olmasın? “Eğer itaatsizlik insanlık tarihinin başlangıcını oluşturduysa, itaat de pekâlâ bunun sona ermesine neden olabilir.” Varlığımızın en büyük kanıtı düşünebilmemiz aslında ve düşündükçe hem kendimizle hem çevremizle hem de bize dayatılanlarla çelişmeye başlarız. Kabuğumuzdan sıyrılırız. Artık tırtıldan kelebeğe dönüşürüz. Düşünmeyip bize sunulan her şeyi kabul edersek boyun eğmiş bir köleden ne farkımız kalır? Sadece düşünmek de yetmez. Düşündüğümüz konularda eyleme geçmeliyiz. “Eğer bir insan boyun eğer ve itaatsizlik yapamazsa, o bir köledir; eğer yalnızca karşı gelebiliyor ama itaat ediyorsa, o bir asidir (bir devrimci değildir); öfkeli, hayal kırıklığıyla, kırgınlıkla hareket eder, bir inanç ya da ilke adına değil.” Peki insan neden itaate bu kadar yatkındır? “Devlet'in, Kilise'nin otoritesine ya da kamuoyuna itaat ettiğim sürece kendimi güvende ve korunmuş hissederim. Aslında hangi güce itaat ettiğim çok az fark eder. Bu daima, herhangi bir şekilde bir güç uygulayan ve hilekârca her şeyi bildiği, her şeye gücü yettiği iddiasında olan bir kurum ya da kişidir. İtaatim beni,
İtaatsizlik ÜzerineErich Fromm · Say Yayınları · 20142,025 okunma
9/10
·78 syf.·
2022 338. kitabı
Her çağ kendi Prometheus'unu yaratır. #zincirevurulmuşprometheus Aiskhylos'un yazdığı en önemli trajedilerden biridir ve günümüze kadar ulaşan üçleme piyesin tekidir. Prometheus'un hikâyesi, yüzyıllar boyunca başka hiçbir efsanenin olmadığı kadar yazarların hayal gücünü harekete geçirdi. Prometheus, Zeus'a meydan okuyan cüretkar bir devrimci mi, yoksa insanlar için korkunç cezalara katlanmaya hazır cesur biri mi? Prometheus, akıl gücüyle Zeus'a başkaldırır ve tanrılardan ateşi çalıp insanlara verir. Tanrıların tanrısı Zeus, ateşi çalıp ölümlülere verdiği için Prometheus'u bir kayaya zincirler. Zeus, itaatkâr olmayan ve onunla eşit bir zekâya sahip olduğu için Prometheus'a karşı kıskançlık duyar. Prometheus, sadece tanrılara başkaldırdığı için değil, Zeus'u tahtından edecek kişiyi öngördüğü ve bu sırrı açıklamayı reddettiği için de cezaya çarptırılır. Prometheus'un özgürlük adına yaptığı bugüne kadar süren kesintisiz büyüsünün ve yeniden yorumlanmasının nedenidir. Çok etkileyici bir piyesti.
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Reklam
Reklam