Doğrudur, bizleri topyekûn açlığın sınırlarına getiren savaş komünizminden vazgeçmek zorunda kaldık. Ozel tacirlere imtiyazlar tanıdığımız da doğrudur.
Öyleyse ne olmuş? Geri adım atmak yenilgi değildir. Geçici ravizler teslim olmak anlamına gelmez. Yabancı ülkelerdeki kendi işçi yığınlarını burjuva efendilerine peşkeş çeken omurgasız, yüreksiz, kansız komünistlerin ihanetine uğradık. Katıksız bir dünya komünizmine olanak sağlayabilecek dünya devrimi askıya alınmıştır. İşte bizler bu yüzden şimdilik taviz vermek zorunda kaldık. Katıksız komünizm teorilerimizi rafa kaldırmak zorunda kalarak, gerçeklikle yüzleşerek, ekonomik yapılanma denen bu tadımızı kaçıran görevi icraya yöneldik. Bazıları bunun ağır işleyen, yavan, umut vermeyen bir süreç olduğunu düşünebilir fakat davasına sadık komünistler savaştığımız bu yeni ekonomik cephenin destansı ihtişamını görüyor. Sadık komünistler tayın karnelerimizin, Primus'larımızın, kooperatif kuyruklarımızın devrimsel değerini ve önemini biliyor. Büyük liderimiz Yoldaş Lenin ileri görüşlülüğüyle 'aşırı idealist' olmanın tehlikelerine karşı yıllar öncesinden bizi uyarmıştı.