Güç, Para ve Kutsalın Kirli Evliliği
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:12
Hacı Aga karakteri, hayatımda okuduğum en itici ama bir o kadar da "gerçek" edebi figürlerden biri. Hidayet onu öyle bir çizmiş ki, nefret etmemek elde değil. Adam hem bir din bezirganı hem bir karaborsacı hem de her devrin adamı olmayı başaran bir siyaset bukalemunu. ​Beni en çok sarsan şey, Hacı Aga’nın dindarlığı bir inanç olarak değil, tamamen bir pazar sermayesi olarak kullanması oldu. Alnı secdeden kalkmayan ama ruhu tamamen paraya ve güce köle olmuş bu adam, aslında Doğu’nun makus talihinin bir özeti. Sadık Hidayet, kutsal değerlerin arkasına saklanarak her türlü ahlaksızlığı meşrulaştıran o ikiyüzlülüğü yüzümüze adeta bir tokat gibi çarpıyor.
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20202,879 okunma
Cengiz Aytmatov'un mu, Orhan Kemal'in Cemilesi mi?
Puan vermedi
Cemile ile savaş mağduru Danyal'in inatlaşan ve sonunda aşka dönüşen hikayesi. Sulanmayan her bir çicek ne kadar güzel ve bakımlı okursa olsun sol aya mahkumdur. İnsan itibar gördüğü yerde daha mutlu ve huzurludur. Değer verdiklerinize sevginizi her zaman belirtiniz. Zamanında biz çocuğumuzu kuçağınıza almazdık diyenler, bugünkü zamanı kaçırdığını onlara kibarça anlatınız. Onları sevin bağrınıza basın. Bunun üstüne bir de Orhan Kemal'in Cemilesi var onu da okumanızı tavsiye ederim. Aytmatov'un cemilesi aşk ve duygular üzerinden ilerlerken, Orhan Kemal'in Cemilesi ise toplumsal olaylar ve devrim özeti olarak karşımızda duruyor. Aşk seven Aytmatov'un Cemilesine, Toplumsal sınıf farklarının, devrin iklimini işçi - patron çekişmesinin fotografı için Orhan Kemalin Cemilesi. Bence siz ikisini de okuyunuz. Ne aradığınızı bilerek kitaba başlarsanız hayal kırıklığı olmaz. İyi okumalar
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Reklam
Bunun, Dedeleri de böyleydi
9/10
·395 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Tarih, bazen bir milletin şahlanışını yazarken, eş zamanlı olarak bir zihniyetin nasıl çürüdüğünü de en çıplak haliyle kaydeder. Alev Coşkun’un 'Vahdettin: Hain mi, Mağdur mu?' eserini satır satır sindirdiğimde gördüğüm manzara; şahsi ikbali ile koca bir milletin istikbali arasında kalan bir adamın, tercihini sömürgeci bir zırhlının paslı güvertesinden yana kullanışının o hazin ve karanlık iddianamesidir. Bu kitap, yıllardır süregelen 'mağdur padişah' masallarını, bizzat o dönemin utanç dolu mühürleriyle yerle bir eden bir hakikat fırtınasıdır. Kitabın sayfaları arasında ilerlerken, Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilişinin ardındaki o sahte kutsallık zırhı paramparça oluyor. Coşkun, bize gösteriyor ki o meşhur fermanın mürekkebinde vatan sevgisi değil, İngiliz efendilerini teskin etme gayreti ve işgalciye yaranma telaşı vardır. Yazar, günümüzün revizyonist tarih bezirganlarının uydurduğu o yaldızlı masalları birer birer kazıyor ve altından çıkan o çıplak, o ürpertici gerçeği yüzümüze çarpıyor: Vahdettin, kurtuluşu bu aziz milletin iman dolu göğsünde değil, celladının merhamet kırıntılarında aramıştır. Damat Feritlerin o zifiri karanlık gölgesinde, Kuvâ-yi İnzibâtiye’nin öz kardeşine doğrulttuğu hıyanet namlularında ve nihayet bu milletin idam fermanı olan Sevr’in o kan kokan sayfalarında hep Vahdettin’in onayı, Vahdettin’in teslimiyeti vardır. Kendi halkı açlıkla ve işgalle pençeleşirken, o sarayının penceresinden Boğaz’da demirleyen düşman gemilerine bakıp 'nasıl hayatta kalırım' hesabını yapıyordu. Coşkun’un belgelerle ördüğü o dehşet verici tabloda; bir padişahın kendi halkından korkup, o halkın canına, namusuna kasteden bir generalin, Harrington’ın insafına sığınarak HMS Malaya zırhlısına binişini görüyoruz. Bu bir gidiş değildir; bu, bin yıllık onurun bir
Vahdettin Dosyası Hainlik BelgeleriAlev Coşkun · Cumhuriyet Kitapları Yayınları · 202310 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2025 34. kitabı
Kitabı okurken, “tam olarak 2020li yıllar, evet evet şu zamanların kitabı” diyorsunuz. İşte bu yılların güncel mevzularını sade ama sıradanlıktan da uzak olduğunu söyleyebileceğim bir dilde yazmış yazar. Kurgu bence sağlam bir temele bağlanmış. Zaten kitabın adının anlamını öğrenince, kitaba bu ismin çok yakıştığını anlayabiliyorsunuz. Sarı yüz; Doğu Asyalı görünmek için yapılan makyaja verilen isimmiş. İki adet yazar kızımız var. Birisi çok başarılı, görülen, bilinen, meşhur edilmiş; diğeri için başarısız demeyelim ama toplum tarafından dikkate alınmamış diyip kısa keselim. Sonuçta toplumda insanı vezir de eden, rezil de eden klavye delikanlıları değil mi? Olay örgüsündeki egolar, süper egolar, psikolojik baskılar, ayakta kalabilme mücadeleleri ve bu devrin apaçık özeti : birini devirmeden üste çıkamazsın. Yazık.. Bu yazık kelimesini hepimiz için söylüyorum. Bu devre yazık..
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Beş Şehir Kitap Tahlili
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 09:47
Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar Tanpınar Beş Şehir adlı kitabında İstanbul'a madde ve mana olmak üzere iki yönden bakmıştır. MADDE: " Tarih, mimari,peyzaj, ticaret hayatı, yaşam,sanat, şehrin görünümü, İstanbul'dan insan manzaraları, semtlere bakış, eğlence hayatı v.b. " Tarih: Yazar, tarihi kullanarak İstanbul'daki değişimi, insanların değişimini hatta İstanbul ile başka şehirlerle arasında ilişki kurmada kullanmıştır. Örnek: " Birinci Dünya Harbi'nden sonraki Fransız nesrinde hemen on yıl önceki Paris'in hasreti belli başlı bir temadır. İstanbul böyle değişmedi, 1908 ile 1923 arasındaki on beş yıl o eski hüviyetinden tamamıyla çıktı. Meşrutiyet inkılâbı, üç büyük muharebe, birbiri üstüne bir yığın küçük, büyük yangın, malî buhranlar, imparatorluğun tasfiyesi, yüzyıldır eşiğinde başımızı kaşıyarak durdurduğumuz bir medeniyeti nihayet 1923'de olduğu gibi kabullenmemiz onun eski hüviyetini tamamıyla giderdi. " Mimari: İstanbul'un eski halini ve şimdiki halini karşılaştırırken eski mimari ile yeni mimari hakkında bilgi vermektedir. Mimarinin yanında kullanılan eşyalardan da bahsetmiştir. Örnek: " İstanbul'un asıl iç manzarasını şehnişinleri, cumba ve çıkmalarıyla, saçak ve sayvanlarıyla, bir kadife gibi yumuşak çizgileri ve süsleriyle çok renkli olan bu sivil mimari yapardı. " Örnek: " Çocukluğunda, İstanbul'un hemen her evinde, saat başlarında, ' Entarisi ala benziyor' u, yahut ' Üsküdar 'dan geçer iken' çalan masa saatleri vardı." İstanbul'dan İnsan Manzaraları: Yazar, İstanbul'daki sokaklarda insanların yaşamını incelemiştir. Örnek: " Satıcı sesleri bunlardan biriydi. Eski İstanbul mahallelerinde bu sesler bütün bir günü baştanbaşa idare eder, saatlerin rengini verirdi." Eğlence Hayatı: Eski İstanbul ile yaşadığı İstanbul'un eğlence anlayışını karşılaştırmıştır. Örnek: " Şehirde yeni
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202414,2bin okunma
8/10
·251 syf.··
2025 48. kitabı
·
281 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 23:08
Kitabın sonunda " Kadınların En Güzel Tarihi, yalnızca kadınların ağır özgürleşme sürecinin değil, kadın erkek tüm insanların köleleştirilmesiyle mücadelenin de tarihi. " diye bir cümle geçer ki bence kitabın özeti mahiyetindedir. Çünkü ne kadar inkar edilmeye çalışılırsa çalışılsın kadının özgür olamadığı bir dünyada onun rahminden çıkan erkekler de zihin köleliğini yaşamaya mahkum olacaktır. Kapağını kapattığım an içerisinden çok şey öğrendiğim kitapları okumayı seviyorum, bilim alanıyla ilgili üç kadınla yapılan bu söyleşi tarzında oluşturulmuş kitap da gerçekten kadınlık tarihi ile ilgili oldukça dolu olan bir kitaptı. Okurken bir ara yarım bıraktığım bir kitap oldu nedeni ise söyleşi yapılan isimlerden Françoise Heritier ile yapılan kısımların bana fazla bilimsel gelmesi ve algımı zorlamasıydı lakin söyleşi kısmı ne zaman ki Michelle Perrot ile olan kısma geldi ki kitabın büyük çoğunluğu ondan oluşuyor işte yeniden bağlandım ve keyif alarak okumaya başladım. Onun anlatımı oldukça anlaşılır ve doyurucuydu. Biz kadınlar her devrin zulmünü ayrı yaşamış, ikinci sınıf görülen, şiddete uğrayan, kapatılan ve hangi çağa geçilirse geçilsin hakkını aramak mecburiyetinde bırakılan varlıklarız. 21. yüzyılda dahi hâlâ kadının yok sayılabildiği coğrafyaların bulunması bize gelişimin zamanla değil açılımla olduğunu gösteriyor ki kimi toplumlar o kadar kapalı ki bu pencerenin kanatları oralarda mühürlü kalmaya uzun yıllar devam edecek gibi gözüküyor. Mühür kırılamadıkça ve kadın özgürlüğünü kazanamadıkça da dünyanın bir tarafı karanlıkta kalmaya devam ediyor. Bir yanım bugünün kadınlarının yaşadıklarını düşünürken bir yanım da geçmişin kadınlarının yaşadıklarını okurken ayrı üzüldü. Bugün sahip olduklarımızı bize lütufmuş gibi sunan erkek anlayışına öfkelenerek çevirdim çoğu
İnsana ve Hayata Dair
Kadınların En Güzel TarihiMichelle Perrot · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020601 okunma
Reklam
Reklam