Aynı saniyelerde kapıyı açmış, dışarı çıkmak için hareketlenmişti ki elim aniden elinin üzerini buldu. Saniyeler içinde yaşanmış bir andı. Bu da ondan aldığım arsız bir cesaretti.
"Dikkatli ol."
Ben yaptığıma şaşkındım ama o şaşırmadı. Bocalamadı. Elini geri çekmedi. Sıcaktı teni. Yaptığım şey için içimdeki deli cesaretine kızdım ama geri adım da atmadım. Keskin kahveler gözlerimdeyken başını yavaşça aşağı yukarı salladı. Kendince küçük ve kibardı elleri ama benim elim, üzerinde küçücük kalmıştı. Bir parmağı, elinin üzerindeki serçeparmağıma ağır ağır dolandı. Belli belirsiz okşadı sanki. Ya da bana öyle geldi.
Bakışlarımı gözlerinden koparmamıştım. Sessiz bir kelimesi vardı.
Sen de.
Başımı aşağı yukarı sallamakla yetindim. Elimi çekmesem bir süre daha kalacak gibiydik.
"Sadece dikkatli ol."
Evie başıyla onayladı, birden elleriyle ne yapacağını bilemedi. Gergince eğilip atın dizginlerini altı. "Olacağım. Merak etmeyin, efendim. Babanızı kurtaracağız."
Adam gözlerine bakarken hayal kırıklığına uğramış gibiydi. "Sage, kötü adamlar insanları kurtarmakta pek iyi değildir."
"Beni kurtardın,"
"Dikkatli ol, Stella." Kısık, uyarıcı sesi bacaklarımın arasını sızlattı. "Olduğumu sandığın o centilmen değilim."
Buruşmuş yeşil ipek ve bir kenara atılmış smokin görüntüleri, sert sözler ve daha da sert dokunuşlara dair düşüncelerle birlikte zihnimde dolaşmaya başladı. Deneyime değil, içgüdüye dayanan düşüncelerdi.
Cevabım kurumuş boğazımdan zar zor çıktı. "Bir centilmen olduğunu hiç düşünmedim." Christian'ın dudaklarında yavaş, tembel bir gülümseme belirdi.
"Akıllı kız."
Çoğu zaman annemin babama rağmen bana destek olduğunu düşünürdüm. Hayata dair tavsiyeler vermekten çekinmezdi. Mesela kötü göz ve nazara inanırdı. "Fazla gösteriş nazar çeker. Dikkatli ol!" derdi. "Körler görmeye, dilsizler konuşmaya başlar!" diye eklerdi. "Etrafın dikkatini çekecek kadar kendini gösterme, ortalığa çıkma. İnsanlar ulaşamadığı yer için kuyu kazar!" da sık kullandığı sözlerdendi.
Gelecekten kaygı duyacaksın. Gelecek kaygıdır, geçmiş acı. Acı da kaygı da düşündürtür insanı. Düşünmek yazdırıyor, deneyimleyeceksin.
Çok güvendiğin arkadaşın öyle şeyler vaat edecek ki, sevinecek böbürleneceksin. Kollanmanın sihrine kapılacaksın. Sanacaksın ki, nihayet, işte sonunda değerini bilen dost yüzlü şahane birine rastladın. Sözünü tutmayacak. Kırılacak, belli etmeyeceksin. Herkese güvenme, diyemem ama güvenin tam davranacaksın. Çok defa hayal kırıklığına uğratacaklar seni, dikkatli ol, diyemem. Çünkü o afallama anlarında büyük dersler alma şansını yitirmeni istemem veya tam tersi, gözlerini yaşatacak kadar erdemlerle tanışma fırsatını. Belki cokyaz sayıda olacaklar ama aldığın risk sarsılmaz dostluklar da kazandıracak.